2.2

372 38 29
                                        

__________________

"Ormana gitmeyeli uzun zaman oldu. Hazır okulun açılmasına iki gün kalmışken neden gitmiyoruz? Hem top falan oynarız."

Jungwon'un fikri Jake hariç hepsinin hoşuna gitmişti. Çünkü Jake oraya gitmek yerine okulda kalmak istiyordu. Zaten son zamanlarda durgun bir hâli vardı. Ailesinin yokluğunu daha derinden hissediyor olmalıydı.

"Jake hadi ya! Otur otur nereye kadar? Azıcık hava al. Gözün biraz dışarıyı görsün. Hadi kalk!" Jay onu zorla uzandığı yatağından kaldırıp odadan çıkarmış ve çıkışa doğru sürüklemişti.

"Niki topu almayı unutma!" Sunoo, Niki'ye bağırdıktan hemen sonra Jay'in peşine takılarak dışarı çıkmıştı.

Okuldan çıkıp biraz yürümüşler ardından da neden okulun yanında olduğu bilinmeyen ormana adımlarını atmışlardı. Jake burayı ilk kez yakından görüyordu. Dışarıdan göründüğünün aksine ürkütücü değildi.

"Buraya diğer öğrenciler de gelir mi?" diye sordu merakla Jake. Çünkü pek herkesin geleceği türden bir yere benzemiyordu.

"Hayır. Yani en azından biz hiç görmedik gelen. Genellikle gözden uzak olmak istediğimiz zaman buraya geliriz. Bazen de keyif için." dedi Sunghoon.

Önce kendileri için gölge bir alan buldular. Önce biraz oturup sohbet ettiler ardından da uzun zamandır ellerine dâhi almadıkları topu alıp kendi çaplarında Nightball oynamaya başladılar.

"ŞU TOPU DÜZGÜN AT BE SUNOO!"

"NE BAĞIRIYORSUN SUNOO'YA, JUNGWON?"

"Sunghoon şu topu bana atmayı ne zaman düşünüyorsun acaba?"

"ATACAĞIMI KİM SÖYLEDİ?"

Küçük tartışmalar eşliğinde oyuna devam etmişlerdi. Ta ki top top havalanıp bambaşka bir yere düşene kadar.

"Ah, Niki... Şimdi gidip o topu alıyorsun hemen."  Niki, Jay'e karşı oflamıştı. Sanki topu bilerek atmıştı o tarafa.

"Of ne uzattınız, ben alırım." Sunoo gidince Niki'de onu yalnız bırakmamak adına peşinden gitmişti.

Jungwon aniden donup etrafa bakmıştı. Etrafta birilerinin olduğunu hissediyordu. Karanlık duygulara bürünmüştü etraf aniden. Karanlık ve...

"Bence topu aldıktan sonra buradan gitmeliyiz çocuklar." dese de nafile. Diğerleri kendi aralarında şakalaşmaktan onu duymamışlardı bile.

"Neden kan kokusu alıyorum?" Tekrardan etrafına baktı. Görünürde onlara doğru koşan Niki ve Sunoo'dan başka bir şey yoktu.

Ve o an görmüştü. Vampirler buradaydı ve onlara doğru geliyorlardı.

"ÇOCUKLAR!" Jungwon'un bağırması ile hepsi gözlerini ona doğru çevirmişti.

"Onlar buradalar..."

"Kimler bu- HA?" Jay onları görmesi ile Jake'i kolundan kavrayıp arkasına almıştı.

"Onların burada ne işi var?"

"Jake hyungu buradan götürmemiz lazım."  demişti Sunoo, Heeseung'un saçma sorusunu görmezden gelerek.

Bu vampirler, vampir türlerindeki en vahşi olan türdendiler. Hatta vampirler arasında onlara "Şeytan" deniyordu. Bu vampirlerin umurunda olan tek şey kandı. Bu kanın insandan, hayvandan veya bir vampirden geldiğini onlar için önemsizdi. Hatta öyle ki çoğu zaman güçleri olan vampirlerin güçleri bile onlara etki etmezdi.

"Sayıca çok fazlalar. O yüzden önce Jake'i güvenlice buradan çıkarmamız daha iyi olur. Niki, Jake sende!" Niki tamam anlamında başını sallamış ve Jake'in kolunu sıkıca kavramıştı.

"Bir insan olarak uçmak biraz garip gelebilir ama daha hızlı ve güvenli şu an için."

Jake daha Niki'nin ne dediğini anlamadan ayaklarının yerden kesildiğini hissedince korkuyla Niki'nin koluna yapışmıştı.

Aradan 10 saniye geçmişti ki Jake tekrardan yere inmişti. Bunun ilk ve tek uçma deneyimi olmasını dileyerek Niki'ye dönmüştü.

"Onları öylece bırakmamız... Niki onların yanına gitmelisin."

Niki başını iki yana salladı.

"Seni burada tek bırakamam. Ki buraya gelmeyeceklerinin garantisi de yok. O yüzden her ihtimale karşı burada kalmam lazım. Hadi gidelim!"  Ve Jake'i arkasından iterek okula doğru sürüklemişti.

.............................

"JAY! HAY BEN SİZİN YA!" Sunghoon koşarak yerde yatan Jay'in yanına koştu. Boynunda fazlasıyla belirgin bir diş izi vardı. Vücudu ise tamamen bembeyaz kesilmişti.

"Jay uyan! JAY!" Jay'i ne kadar sarsarsa sarssın nafileydi. Kanının çoğu emilmiş olmalıydı.

"SUNOO NEDEN GÜCÜNÜ KULLANMAYI DAHA ÖNCE AKIL ETMEDİN GERİZEKALI APTAL? HAY BEN SİZİN BEYNİNİZE SIÇAYIM!"

Sunghoon yerdeki Jay'i kucağına almış ve diğerlerine doğru sinirle dönmüştü.

"Sunghoon sakin ol! Sunoo'dan kalan şişelerden birini içersek yeter ona."

Omuz silkti ve onları umursamadan ormanın çıkışına doğru ilerledi. Konu Jay olunca ne olursa olsun sakin olamıyordu maalesef.

Okula vardıklarında dikkat çekmemeye özen göstererek Jay'i odasına götürdü ve yatağına uzandırdı.

"JAY! NE OLDU ONA?" Jake panikle Sunghoon'un kulağının dibinde bağırdığında Sunghoon anlık siniriyle ona hafifçe vurmuş ve geri durmasını söylemişti.

Sunghoon, ellerinde bulunan ve muhtemelen son şişe olan kanı yavaşça Jay'in ağzına boşaltmıştı. Ardından şişeyi yanındaki Sunoo'nun eline tutuşturmuştu. Eliyle Jay'in elini kavramıştı.  Her yardıma ihtiyacı olduğunda ona yardım edemeyişi canını sıkıyordu.

"Bana olan aşkından şüphe etmeye başladım Hoon." Heeseung kıskanç gözlerle Sunghoon ile Jay'e bakarken söylemişti bunu.

"Jay bu haldeyken bunu mu düşünüyorsun cidden? Nasıl bu kadar vicdansız olabiliyorsunuz?"

"Sunghoon yeter! Git şuradan ya!"

Jake sert bir tavırla Sunghoon'u bulunduğu yerden itip kendisi Jay'in yanına oturmuştu.

"Jake ne olursa olsun haklı. Fazla duyar kastın."

Sesini çıkarmadı. Çünkü ne derse desin anlamayacaklarını biliyordu. İçlerinde Jay ile en uzun süre zaman geçiren kişi olarak  Jay hakkında onlardan daha çok şey biliyordu. Çünkü Jay'in içine kapanık olduğu dönemlerde içini gerçekten açtığı tek kişi Sunghoon idi...

Bölüm neden bu kadar saçma?

Ben bölümü tek oturuşta yazmazsam berbat ediyorum...

Tamed-Dashed (Jayke)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin