TÇ-19

414 39 10
                                        

Oy vermeyi unutmayalım, iyi okumalar 🎔

*

"Artık sana yenge diyebilir miyim?" Sarılmamızı Anıl'ın sorusuyla bıraktık. Ben ona gülerken Çağatay da sabah yaptığı gibi kırmızı görmüş boğa gibi Anıla bakıyordu.

 "Sen ne yengeci çıktın ya bilsem bu kadar yenge meraklısı olduğunu Umar'a dünkü konuda destek olurdum."

 Gülümsemem genişlerken dünkü konuştukları konuyu merak ettim "Ne konuda destek olurdun?" diye sorduğumda arkasını dönerek beni yanıtladı.

 "Umar birini beğenmiş. Dün adım atmak için ona yazacaktı engel olduk."

"Neden böyle bir şey yaptın Çağatay? Çocuk seviyorsa söylesin işte"

 "Öyle kolay olmuyor yenge" dedi Anıl. 

Anıl'ın bana tekrar yenge demesiyle bakışlarım Çağatay'a dönerken dua eder gibi ellerini havaya kaldırıp Anıl'a bakarak Allahtan sabır diledi.

"Nedenmiş yengecim?" dedim Anılın sinir bozma oyununu devam ettirerek.

Anılı desteklediğim de Çağatay da bana bakıp "Öyle olsun" dedi.

Sabah ki konuşmayı tekrar edip "Bırak aşk olsun." dedim göz kırparak. Neredeyse güler gibi kıvrıldı dudakları.

"Yengecim bunun beğendiği kız ona bakmaz diye adım atsın istemedik." dedi Anıl 

"Neden bakmayacakmış? Ben sonradan düşündüm benim gibi muhteşem ötesi bir varlığı hak edecek biri değildi bu yüzden mesaj atmadım." dedi Umar.

"Ha bu arada sen neden Anılın Alara'ya 'yenge' demesine bu kadar tepki gösteriyorsun." diye devam etti Umar.

Meraklı gözlerle Çağatay'a baktığımda benim gözlerimin içine bakarak "korkuyorum" dedi. 

"Her şey daha çok yeni. İlişkimizi hemen duyurmak istemiyorum. Ona daha yeni kavuşmuşken bir şey olmasından korkuyorum."

Onun bu sözünden sonra korktuğumu anladım. Zümrüt bu olanları duyduğunda çıldıracaktı. Nasıl deliye döndüğü, öfkesinden neler yapabileceğini kestiremiyordum bile. Tek bir şey biliyorum oda bizi ayırmak için elinden ne geliyorsa yapacaktı. Ve ben bunun olmasını istemiyordum. Çağatay ile arama girmesine müsaade etmeyecektim.

"Bir süre ilişkimizi saklı tutalım." 

Ben ona tam cevap verecekken telefonum çaldı. Cebimden telefonumu çıkardığımda Selin arıyordu. Büyük ihtimalle uyandığında yanında olmadığı görüp nerede olduğumu merak etmişti. Telefonu açmak yerine aramayı reddettim.

"Kim aradı?" dediğinde bir adım atarak aramızdaki mesafeyi kapattı. Bakışları telefonuma kaydı.

"Selin aradı nerede olduğumu merak etmiş olmalı ben en iyisi onun yanına gideyim." tam arkamı dönüp gideceğim sıra kolumdan tuttu ve kendine çekti. "Sarılmadan mı gideceksin?" o bana sarıldığında kemiklerimin kırıldığından emin olup kendimi geri çektim.

"Görüşürüz yenge" konteynırdan çıktığım sıra Anıl'ın konuşmasını duydum. İşte şimdi onu kimse Çağatay'ın elinden alamazdı. Onları konteynırda bırakıp hala hamağın üzerinde oturan Selin'in yanına gittim. 

 "Nereye gittin kız? Beş dakika şekerleme yapayım dedim kaybolmuşsun."

Yüzümdeki aptal gülümsemeyle nerede olduğumu belli ederken elimi kaldırıp yüzüğümü ona gösterdim.

TAKINTILI ÇOCUKStories to obsess over. Discover now