TÇ-28

62 9 4
                                        

Saatler geçip akşam olurken yoğun ısrarlarımız sonucu bu akşam ki yemekleri Selin ile beraber hazırlamıştık. Çağatay işlerinin olduğunu akşama doğru geleceklerini söylemişti. Salona geçip gözlerimi kapıya diktim. Zaman geçip giderken hazırladığım yemekler soğumuş, Çağatay'lar hala gelmemişti.

"Gelecekleri yok bunların, yatsak mı?"

"Biraz daha bekleyelim gelirler birazdan."

Çağatay'lar gelmeyince koltuktan kalkıp üst kata bizim için hazırlanmış odamıza çıktık. Selin benim yanımda ki odada kalıyordu. O odasına geçerken bende odamda ki camın önüne oturup dışarıya baktım.

Saat epey geç olmuştu uykusuzluktan esneye esneye duruyordum. Oturduğum yerden kalkıp yatağıma yatacağım sıra bahçeye bir araba girdi.
Çağatay'lar gelmişti.

Odamdan çıkıp, merdivenlerden inerek evin kapısının önüne geldim. Onlar içeri girerken aldığım viskinin kokusu buram buram içime işledi. Çağatay beni fark etmeden yanımdan geçerek merdivenleri çıkarken, Umar ve Anıl birbirlerinden destek alarak yürüyorlardı. Sanırım sarhoştular.

"Ne olmuş bunlara?" Gözlerini ovuşturarak merdivenden inen Selin'e baktım.

"İçmişler, sen salona götür bende kahve yapayım." Geriye dönüp kahve yapmak için mutfağa yürüdüm. Kalbim kırıldı, karşımdaki boş duvara baktım. Ben ona yemek hazırlayıp, beklerken. O geleceğine dair söz verip, sarhoş olarak eve dönmüştü.

Kahveler hazır olduğunda salona geçtim. Anıl uyuklamaya başlamış, Selin de yarı uyanık olan Umar'ı kendine getirmeye çalışıyordu.

"Ben Çağatay'a bakayım" kahvelerden birini alıp, Çağatay'ın odasına çıktım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde yatakta yatıyordu. Işığın açılmasıyla homurdandı.

"Sana kahve getirdim." Yatağın kenarına oturarak kahvesini komodinin üzerine bıraktım. Doğrulması için yardım ettiğimde üzerinde ki gömleğe sinmiş viski kokusu beni rahatsız etmişti. Gömleğini çıkarmak için ellerimi uzattım. Düğmeleri tek tek açarken elleri saçlarıma gitti. Elim durup kalırken onun gözlerine bakıverdim.

Alnını alnıma dayadı. Ben ona sarılırken kokumu içine çekerek sıkı sıkıya sardı beni. Öylece kaldık.

"Sensiz yapamıyorum Alara. Hep yanımda olmanı istiyorum...hep" dudakları dudaklarımı buldu. Uzerinde ki gömleği çıkartıp kenara fırlattım. Belimden tutup beni yatağa doğru çekti.

"Benimle kal bu gece"

Selin'den...

"Umar hadi kalk" tüm gücümle onu doğrultup kahveden içmesini sağladım. Birkaç yudum alıp tekrar koltuğa bıraktı kendini. Kahveyi masanın üzerinden alıp ağzına doğru tuttuğum da "İçmeyeceğim" dedi.

"Beni odama götürür müsün?" Yerinden kalkmaya çalışırken koluna girdim. O belimi tutarken merdivene doğru yöneldik. Zorda olsa üst kata çıkabilmiştik. Onu odasına götürüp yatağa oturttuğum da beklemediğim bir anda beni kendine doğru çekti, dengemi sağlayamadığımdan kucağına düştüm. kalkacakken beni bırakmadı ve daha da kendine çekti. Ben şaşkınlıkla ona bakarken uzandı ve öptü beni.

TAKINTILI ÇOCUKStories to obsess over. Discover now