TÇ-27

75 9 7
                                        

"Abim balık ekmek yemek istemez misiniz?" Tam önümüzde duran satıcı bakışlarımızı ona çevirmemizi sağladı.

Balık deyince bende akar sular dururdu. Ağzımın suyu akmaya başladığında satıcıya cevap vereceğim sıra Anıl ve Umar benden önce davranıp "Olur, yeriz yeriz." diye satıcıyı cevaplarken "Siz cevap vermeseniz de olurdu. Kızlar siz?" dedi Çağatay bize dönerek.

"Bizde yeriz."

"Bize beş balık ekmek"

"Turşu suyu vereyim mi abi? Yanına iyi gider."

Çağatay başını sallarken bizde taburelere oturup siparişlerin gelmesini bekledik. Çağatay ücreti ödeyip üstünü almadan bizim yanımıza geldi.

"Hep bugünün hayalini kurdum." dedim

"Konser çıkışı balık ekmek yemeyi mi hayal ettin yenge" diye sordu Anıl ekmeğinden ısırık alıp bana alayla gülerek.

"İleride demek istediğimi anlarsın Anıl" dedim. En sevdiğim yemeği şu an sevgilim ve diğer sevdiklerimle beraber yiyordum. İlk defa yediğim bir yemeğin tadı bu kadar güzel geliyordu bana.

Ben kendimi kaybetmiş bir şekilde balık ekmeğimi yiyip bitirirken diğerleri henüz ekmeğin ortasına yeni gelmişlerdi.

İlk bitiren ben olunca "Neden bugünün hayalini kurduğunu çok iyi anlıyorum yenge." dedi Anıl ayrandan oluşan bıyığıyla.

"Alayım mı bir tane daha" Çağatay'a olumsuz anlamda başımı salladım.

"Siz yiyin bizde sahilde yürüyelim." El ele tutuşup sahilde yürümeye başladık.

"Sana söylemem gereken bir şey var."

"Söyle sevgilim"

"Annem buradan gitmek istiyor. Sadece ikimizin olduğu babamdan uzak bir hayat sürmek istediğini söyledi." dediğimde derin bir nefes aldım. Bu konuda ne diyeceğini ve ne tepki vereceğini merak ediyordum.

Çağatay adımlarını durdurdu. Onunla beraber bende durdum. Yüzüme bakarken cevap vermekte zorlandığını gördüm.

"Sen gitmek istiyor musun?" Zorlukla cevap verip yutkunduğunda gözlerim hareket eden ademelmasına takılı kaldı.

Hızla başımı salladım. "Hayır, sizi bırakmak istemiyorum."

"İzin verirsen annenle konuşabilirim. Güvenliğiniz için elimden ne geliyorsa yaparım. Lütfen benden gitme sevgilim." Çağatay belimden tutup beni kendine çekti, kollarıyla sardı beni.

"İzin veriyorum. Yeter ki ayrılmayalım." Yürümeye devam ederken kenarda elma şekeri satan adamdan iki elma şekeri alıp banklardan birine oturduk.

"Bunun yerine senin elma yanaklarını yesem nasıl olur?"

"Olmaz, onlara ihtiyacım var."

Bir kedi kucağıma atladı soğuktan üşümüş olmalı ki titreyerek bana sokulmaya başladı. Üzerimdeki deri ceketi çıkarıp ona sarıp kucağıma aldım.

Bu hareketime karşılık miyavlamaya başladı. Kendi dilince bana teşekkür ediyordu anlaşılan. Miyavlaması gittikçe artmaya başlayınca aç olduğunu düşündüm "Şurada ki marketten kedi maması alır mısın?" Başka bir kedi var mı diye etrafımda bakındığım da ondan başka kedi görememiştim.

"Al bakalım." Çağatay'ın getirdiği kedi mamasını bankın kenarına döktüm. Kediyi kucağımdan indirip yemesi için mamasının önüne bıraktım.

TAKINTILI ÇOCUKStories to obsess over. Discover now