Gece geç yattığım için sabah bir türlü uyanamamış uyandığımda ise ders saatine çok az bir süre kalmıştı. Hızla hazırlanıp yola çıktık. Diğerlerinin dersi bana kıyasla geç başlayacaktı. Bir saate bir yola baktım. Kampüse geldiğimizde ders neredeyse başlamak üzereydi. Yetişmek için koşar adımlarla yürüdüm, sınıfın bulunduğu katın merdivenlerinden çıktım.
Sınıfın olduğu kata geldiğimde koridorun diğer ucunda Hamza Hoca'yı gördüm. O sınıfa girmeden sınıfa girmem gerekiyordu. Daha hızlı koşmaya başladım. Beni görünce o da koşmaya başladı. Ondan genç olduğum için daha hızlı koşuyordum. O varmadan sınıfa varıp yerimi aldığımda nefes nefese kalmış bir şekilde kendime gelmeye çalıştım.
Kendisini sevmiyordum. Ki onunda öğrencilerini sevdiğini pek zannetmiyorum. Sevseydi eğer beni yok yazmak için benimle yarışmazdı.
Sınıfa girdiğinde soluk soluğa kalmış, terlemişti.
Göz göze gelmemeye çalışarak çantamda ki eşyalarımı çıkartmaya başladım.
Her derste olduğu gibi can sıkıcı anlatımıyla Hamza Hoca dersi anlatmaya başladı.
Keşke sabah derslerini o almasa. Böylece dersinde uyuklamak zorunda kalmazdım.
Kapanmasın diye güç sarf ettiğim göz kapaklarımı açık tutmaya zorlarken. Ders boyu beklediğim o cümleyi duydum. "Bugünlük bu kadar, çıkabilirsiniz."
Hamza hoca sınıftan çıkmadan önce benimle göz göze gelmeyi ihmal etmemişti. Benimle ne derdi zoru vardı anlamıyorum.
Eşyalarımı çantama koyup sınıftan çıkacağım sıra karşıma birden çıkan bedenle durmak zorunda kaldım.
Kapının önünde durmuş, çıkmamı engelliyordu.
Bu ilk ders dikkatimi çeken çocuktu.
Mavi gözleri neşeyle parlıyor saçları ilk derste ki gibi yana yatıktı.
"Sen ne can yakanmışsın da haberimiz yokmuş. Hey millet! Buraya bakın!" diye bağırdı.
Kolumdan tutup sınıfın ortasına doğru sürükledi beni. Herkes bize bakarken ben ne olduğuna dair hiçbir şey anlamamıştım.
"Herkesin göz bebeği olan, yakışıklı mı yakışıklı, bütün kızların gönlünü feth eden Çağatay Balçın bakın kiminle sevgiliymiş. Bu paçozla!"
Beni gösterdiğinde herkes kahkaha atmaya başladı. Adıma kullandığı sıfattan ötürü kendimi kötü hissetmiştim.
"Allah iyiliğini versin Emre. Bugün de keyfim yoktu gülecek bir şey çıktı." Hala gülmeye devam ediyorlardı.
"O çocuğun bu kızla ne işi olur canım. Sende ahahaha"
"Bizler dururken buna bakması da ayrı komik." Bu kez kahkaha sesleri daha fazla yükselmişti.
Fazlasıyla sinir bozucu bir durum olsa da bu denilenleri duymamış gibi yaptım. Onların konuşmalarını duymak kendimi kötü hissetmeme sebep oluyordu daha fazla laf işitmek istemiyordum. Emre'nin ellerini üstümden ittim ve sınıftan çıktım. Bir sonra ki dersin başlamasına üç saat vardı. Bizim fakültede ki insanlardan uzak kafamı dinleyebileceğim bir yer aradı gözlerim.
Derse yetişmek için evden kahvaltı yapmadan çıkmıştım. Atıştırmalık bir şeyler alıp kimsenin olmadığı bir ağacın altına oturdum. Çantama koyduğum sandviçi çıkartıp paketini açtım. Birkaç ısırık alıp yemeğe başlarken keyfim o kadar kaçmıştı ki yediğim şeyin tadını alamıyordum.
Aklıma bir soru takılmıştı.
"Çağatay ile sevgili olduğumu Emre nereden biliyordu?"
Bizim grup dışında kimse bilmiyordu ve kimseye söylenmesin diye herkesi tembihlemiştim. Şimdi kim gidip bunu bir başkasıyla paylaşmıştı da Emre'nin kulağına gitmişti.
YOU ARE READING
TAKINTILI ÇOCUK
Ficção AdolescenteHayatı boyunca birçok zorbalığa maruz kalan ve hiç sevilmemiş sevilmeye muhtaç bir kız Alara hayatına giren ve onun her şeyi olan Çağatay ile bir aşk yaşamaya başlar ama o Çağatay'ın hayatını değiştirebileceğini bu hikayenin sonunu bilmiyordu bu kar...
