TÇ-30

66 10 3
                                        

Yeşim'den...

Kafamın zonklaması durmazken ağrıyan başımla huzursuz bir şekilde yatakta doğruldum.

Elim ağrıyan başıma gittiğinde bir bez parçasına dokundum. Başımın dönmemesi için yavaşça hareket ederek yataktan kalktım ve yatağın yan tarafında bulunan aynada kendime baktım.

Şişmiş göz torbalarımla bakıştık. Ordan ağrı sarılı başıma gitti gözlerim. En son hatırladığım şey odadan çıkmadan önce kafama ağır bir darbe aldığımdı.

Çantamdan telefonumu çıkarttığım da gördüğüm tarih ile ekrana bakakaldım. Tam iki gün geçmişti! İki gündür ben uyuyordum!

Hızla ilk yapmam gereken şeyi yaptım ve Çağatay'a yazdım.

Yeşim: Merhaba Çağatay, belki bu yazdıklarımı önemsemeyecek, beni kaile almayacaksın ama bunları söylemem gerekiyor.

Yeşim: Zümrüt size-

Kapının açılmasıyla Zümrüt ile göz göze gelmiştik. Elimdeki telefonu görür görmez elimden aldı. Ondan almak için hamle yaptığımda hızla benden uzaklaştı.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" diye bağırdı hatta ne bağırması kükredi resmen.

Parmağını yüzüme doğru salladı. "Telefon yok sana, burada kalacaksın ve dediklerimi yapacaksın! Aksi takdirde o vazoyu kafanda kırmasını bildiğim gibi kafanı da kırarım." dedi.

Hızla yanımdan geçip banyoya girdi. Bir şeyler yere düşüyor, yere çarpmasıyla büyük gürültü kopuyordu.

Yaşadıklarıma karşılık kendime gelebilmek için gözlerimi kapatıp birkaç kez derin nefes alıp verdim. O, bu sırada banyodan çıkıp yanıma geldi ve koluma şırıngayı sapladı. Ben acıyla inlerken iğnenin içindeki doz beni yavaştan uyuşturmaya  başlamıştı.

"Sana.." dedim zoraki çıkan sesimle
"Sana bunun hesabını göstereceğim" diye mırıldandım gözlerim yavaştan kapanıyor. Mayışıyordum.

Zihnim kapanmadan önce duyduğum ses kapının sertçe kapanmasıydı.

***

Odamdan çıkıp merdivenleri inmeye başladım. Yedi saat uyumuştum zamanın nasıl geçtiğini anlamadan. Bizimkilerin dersleri bitmiş, eve gelmiş olmalılardı.

İçimden hızla yalanlar üretmeye başladım. Eve neden erken geldiğimi onlarla gelmedigimi soracaklardı bende bir yalanla bana inanmalarını sağlayacaktım.

Basamakların sonuna yaklaşırken duraksamadan edemedim. Bugün ki konuşulanlar bizimkilerin kulağına gitmiş miydi acaba?

Derin bir nefes verip merdivenden indim ve salona doğru geçtim.

"Sonunda uyanabildiniz Alara hazretleri" Anıl'ın söylediğine göz devirip, koltuğa attım kendimi.

"Neden çıktığında bize haber vermedin?  Seni aradım açmadın en sonunda sizin sınıfa gidip sordum. Biri seni çıkarken görmüş." Çağatay'ın halinden anlamıştım henüz haberi yoktu. Sınıfa kadar gidip olanları öğrenememesi, bana onca laf atıp Çağatay'a bir şey denilmemesi garibime gitmişti.

TAKINTILI ÇOCUKStories to obsess over. Discover now