•poyraz ve hilal•
Poyraz hiç olmadığı kadar kendini gergin hissediyordu. Kız kardeşiyle yıllar sonra karşılaşacaktı. Ne konuşması gerektiğini veya ne yapması gerektiğini bilemiyordu.
Babasının haberi olmayan bir durum olduğu için çok gergindi. Babasından gizli hiçbir şey yapmayı sevmezdi o. Ama söz konusu kız kardeşiydi.
"Çok şüpheli davranma Poyraz, dil bilmediğinide unutma." Can'ın ufak uyarısını duymamıştı bile. Birazdan kız kardeşiyle yüzyüze gelecekti.
"Boş boş konuşma Can." Diyerek kestirip atmıştı sadece.
Adımlarını hızlıca atmak istiyordu ama bir yandan çok korkuyordu. Sert duruşundan dolayı herkesin korktuğu Poyraz, küçücük bir kız için neredeyse ağlayacak haldeydi. Ne yapacağını ne söyleyeceğini kafasında kurmaya başlamıştı.
Tam o sırada beklemediği bir şekilde merdivenlerden Hilal inmişti. Seneler sonra görmüştü işte kardeşini. Tam karşısında, meraklı ama samimi bir surat ifadesiyle ona bakıyordu. Bu anı senelerce ailecek hepsi rüyasında görmüştü.
Poyraz kısa bir an inanmak istemedi, rüya olduğunu düşündü. Ancak karşısındaki küçük kız rüya olamayacak kadar gerçekti. Bu sessizliğin ve Poyraz'ın şokunun geçmesinin zor olduğunu düşünen Can araya girerek konuşmaya başlamıştı.
"Yavrum, bu Poyraz, yakın bir arkadaşımdır kendisi. Ortak bir iş yapacağımız için sıklıkla görebilirsin onu." Can, Hilal hiçbir şeyden şüphelenmesin diye bu yalanı söylemek zorunda kalmıştı.
"Merhaba." Diye çekingen bir ses tonuyla konuşmuştu Hilal. O an için Poyraz nefes alamadığını hissetmişti. Çok zordu, çok fazla zordu. Seneler sonra kız kardeşiyle tanışması, o güzel sesini duyması çok zordu. Şu an ona doya doya sarılmak istiyordu ancak yapamazdı. Buna cesareti yoktu.
"Merhaba, memnun oldum tanıştığıma." Gerginliğini en ufak şekilde bile yansıtmadan güzelce konuşmuştu Poyraz.
Aslında kardeşiyle uzun uzun konuşmak isterdi ancak şu an için bu pek mümkün değildi. Hem Hilal, Poyraz'ı çok tanımadığı için çekingen yaklaşabilirdi hem de Poyraz duygularını o kadar iyi saklayamayabilirdi.
"İçeriye geçelim biz Poyraz." Can'ın sesiyle kendine gelmeye çalışarak ilerledi.
"Abi, bende sizinle oturabilir miyim? Söz veriyorum hiçbir şey yapmam!" Hilal normalde böyle şeyler istemezdi abisinden. Babası ve abisi her zaman iş için eve gelenlerden uzak tutardı Hilal'i.
Hilal bunun sebebini anlamasa bile çok basitti. Yer altındakilerin kime ne yapacakları belli olmazdı. Hilal ise artık bu duruma alıştığı için böyle bir teklifi bırakın sunmayı aklından bile geçirmezdi ama çok istemişti o adamla oturup konuşmayı. Hem bakışlarındaki o duygular hem gördüğü andan beri etrafına yaydığı o güven duygusu çok ilgisini çekmişti Hilal'in. Abisi olduğunu bilmeden ona bu kadar yakın hissetmişti.
Can ise kardeşinin huyunu bildiğinden böyle bir şey istemesine çok şaşırmıştı. Hilal'in hiçbir şekilde Kozlu ailesine alışmaması gerekiyordu. Ama babasının bazı planları yüzünden Poyraz bu eve gidip gelmek zorundaydı. Elinden geldiğince Hilal ve Poyraz'ı normal seviyede konuşturmak istiyordu.
"Olur abiciğim, gel. Hem Poyraz abini daha çok göreceksin. Alışırsınız birbirinize." Diye gülerek konuştuğunda Hilal çok sevinmişti.
Poyraz'ın mutluluğuna ise diyecek hiçbir şey yoktu. Kardeşiyle biraz daha konuşacaktı daha ne olsun? Hilal'in böyle bir şey demesi onu çok sevindirmişti. Ama daha şimdiden kıskanmıştı. Hilal, Can'ın eve gelen her arkadaşıyla böylesine konuşmak veya oturmak için can mı atıyordu? Bu hiç hoş değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
luna | aile
Fiksi RemajaHilal'in 16 senelik bir yalandan sonra daha büyük bir yalanın içinde yaşamaya başlamasının hikayesidir. Hayat ona acımasız bir şekilde kimseye asla güvenmemesi gerektiğini göstermiştir.
