|1.4|

240 42 10
                                        

•Jeongin's POV•

Hyunjin'in sözleri gerçeklik payı olmayan saçmalıklardan  başka bir şey değildi benim için. Sarhoş oldu ve düşünmeden konuştu işte, bu kadar basitti. Ama bunu kendime ne kadar tekrarlarsam tekrarlayayım, farklılık olacakmış gibi hissetmeden edemiyordum. Uyandığım andan beri değişik hissediyordum. Belki de değişen sadece bendim.

Dün gece beni eve bırakmak için neredeyse benimle kavga edecekti. Ona karşı gelmeye korkmadım dersem yalan söylemiş olurdum, sarhoş Hyunjin'in sağı solu belli olmazdı. Taksiyi çağırdığımı söylediğimde on dakika benimle konuşmamıştı. Taksi geldiğinde de gitmemi istemiyormuş gibi bakmıştı bana. Ya da ben öyle anlamıştım.

Binanın ana kapısını araladım ve içeri girdim. Uzun zaman sonra ilk defa omuzlarım dik bir şekilde girdim bu kapıdan. Hyunjae ile olan utanç verici anımdan bu yana çekinmeme engel olamıyordum. Utanç duygusu tüylerimi diken diken ediyordu ama bugün o zamanlardan farklıydı. Yüzümde anlamsız bir gülümseme bile vardı.

"Günaydın, Jeongin." dedi Seungmin yanımdan hızlı adımlarla geçerken. Elinde -her zamanki gibi- dosyalar ve bilgisayarı vardı. Üzerindeki çıkartmalardan ona ait olduğu anlaşılan, siyah renkli bilgisayarı.

"Sana da günaydın, Seungmin." Arkasından seslendim ama o çoktan yanımdan gitmişti bile. Hyunjin'in ofisine giden koridorda kaybolduğunda acelesi olduğunu anlamıştım. Muhtemelen Felix ve Yeji'nin ayarlamaya çalıştığı iş ile ilgiliydi. İtiraf etmeliyim ki bazen onların yaptığı işlerden yapmak istiyordum. Hackerlık ile ilgili bir iş olmadığı zaman yaptığım tek şey para akışlarını kontrol etmekti. Ve yatırması gereken parayı yatırmayanları tespit etmek.

Ofisime girdim ve ilk iş olarak camları açtım. Oldukça havasız kalmıştı burası. Ardından sandalyeme oturdum ve bilgisayarımı çalıştırdım. Oldukça sıkıcı geçecek birkaç saat vardı önümde.

Neredeyse yarım saat geçmişti ama kafamı asla odaklayamıyordum. Çıkarttığım listelerde hep bir yanlışlık oluyordu ve çöp kutum şimdiden buruşturulmuş kağıtlarla dolup taşmıştı. Bu kadar aklımı meşgul edeceğini bilsem dün geceyi kesinlikle yaşamazdım. Ama olan olmuştu ve ben düşünmekten kafayı yemek üzereydim. Tam olarak neyi düşündüğümü bile bilmiyordum, sadece Hyunjin vardı aklımda.

Kapının tıklatılmasıyla kafamı kaldırdım ve, "Gel." diye seslendim. İçeri şişik ve kızarmış gözleri ile korkunç duran Felix girdi ardından. Yine uykusuz kalmıştı anlaşılan.

"Bu halin ne, Felix?"

Esnerken elini ağızına kapattığında gülümsedim. Tatlı gözüküyordu. "Sen dün gece mışıl mışıl uyurken, sana iş ayarlamakla meşguldük de." dedi ve masanın karşısındaki koltuklardan birine bıraktı kendini. Dün gece uyuyabildiğimi de nereden çıkartmıştı?

"Değdi mi bari? Ayarlayabildiniz mi?"

Kafasını aşağı yukarı salladı. "Sadece ilk başta gidip neyle karşı karşıya olduğumuzu anlaması için bir ekip hazırlamak kaldı. Onun için de patron Jin ve Jae'ye danışacağım." Derin bir şekilde iç çekti. "Ama Yeji bunu biraz erteledi. Patronların katılacağı bir yemek olacakmış."

"Ne yemeği?" diye sordum masaya doğru eğilirken. "Onlar yemeğe gidecek diye iş niye erteleniyor?"

"Yemek Güney Kore'de olacak çünkü. En fazla beş gün bir iş yapmayacağız yani. Yeji herkese izin verileceğini düşünüyor ama tabii ki son karar patron Jin'in."

blonde & brunette [hyunin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin