|1.6|; korea, part 2

235 40 6
                                        

•Jeongin's POV•

Rüya gibi olan iki günlük tatilimizin son günü gelip çatmıştı. Yirmi altı yıl boyunca hiç bu kadar rahatlamış ve dinlenmiş hissetmemiştim. Hyunjin'le geçirdiğim eğlenceli anlar bir yana, tek başıma kaldığımda bile mutlu hissetmiştim. Ertesi gün için endişelenmeden ve ailemin dertlerini önemsemeden, koca iki gün geçirmiştim. Ancak her güzel şey gibi bunun da bir sonu vardı.

Baekhyun'un ayarladığı adamlardan birinin getirdiği takım elbisemi yatağın üzerine yerleştirdim. Dün gece Hyunjin'in isteği üzerine bize bu konuda yardımcı olmuştu. İstemek değil de emretmek dersek daha olurdu aslında. Hyunjin her ne kadar kaba ve emir vererek konuşsa da Baekhyun asla alınmıyordu. Hatta onun bu haliyle eğlendiğini gördüğüm sayılı kişilerdendi. Aralarındaki bağ her ne kadar belli olmasa da kuvvetliydi.

Telefonumun ekranını açıp saate baktım. Bir saat sonra yemeğin yeneceği mekana gitmek için yola çıkacaktık. Yine bir bilinmeze gidiyordum. Hyunjin'in canını sıkıp tatilimizi bozmamak için yemek konusu hakkında soru sormama kararı almıştım. Dün havuzdan çıktığımız zaman sorduğumd aklına Hyunjae ve Yeji'nin yaptığı gelmiş ve tekrardan sinirlenmişti. Bu da oldukça sessiz geçen bir akşam yemeğine sebep olmuştu.

Giyinmek için biraz daha vaktim vardı. Ondan önce başka bir şeyi halletmek istiyordum. Cep telefonumu alıp rehberime girdim, bu sırada koltuklardan birine oturmuştum. Aradığım numarayı bulduğumda üzerine tıklayıp telefonu kulağıma yasladım. "Lütfen aç telefonumu," diye mırıldandım kendi kendime. Kısa bir süre sonra ise gelen, "Alo?" sesiyle gülümsedim.

"Yeonjun?"

"Sen bu telefon mumarasını bilir miydin Jeongin? Beni şaşırttın." Gülerek konuştuğunda içimi bir rahatlık kaplamıştı. Sürekli görüşen ve konuşan arkadaşlardan değildik. Bu duruma alınmamasına sevinmiştim.

"Sen de beni aramadığına göre aynı konumdayız."

"Haklısın. Ne oldu, neden aradın beni?"

Boğazımı temizleyip doğruldum. "Senden bir iyilik isteyeceğim. Ama aramızda kalacak." dedim emin olmak istercesine. Kimseye söylemeyeceğini biliyordum, Yeonjun ile birbirimizin birçok sırrını tutuyorduk.

"Ne zaman seni yarı yolda bıraktım Yang? Söyle bakalım ne isteyeceksen."

"Hwang Elizabeth'in ölümünü araştırmanı istiyorum. Dokuz yıl önce bir trafik kazasında öldü. Ama ölmemiş olacağına dair bir iddia ortaya atıldı. Emin olmak istiyorum."

Kısa süreli bir sessizlik oluştu. Ardından, "Bu kişi tam olarak kim, Yang?" diye soru sordu.

"Kim olduğu önemli değil. Sadece dediğimi yap lütfen. Ne öğrenebiliyorsan öğren." İç çektim. "Meşgul olmasaydım seni bu işe sokmazdım ama-"

"Birkaç saate öğrenebildiklerimi sana aktarırım. Telefonumu bekle sadece."

Heyecanla oturduğum koltuktan kalktım. "Harikasın Yeonjun." dedim sesimdeki mutluluğu gizleyemeden. Yeonjun bilmediği işlere bulaşmayı sevmezdi, bunu yapmayı kabul etmesi büyük bir şeydi. "Karşılığında ne istiyorsan yapacağım."

"Bir ara bana uğrarsan ödeşiriz. Arkadaşını çok ihmal ediyorsun, hatırlatayım."

"Los Angeles'a döner dönmez görüşeceğim seninle. Şimdi kapatmam gerekiyor, görüşürüz."

blonde & brunette [hyunin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin