•Jeongin's POV•
"Felix olmasaydı gerçekten işi batırırmışım, onu anladım. Size belli etmemeye çalıştım ama korkudan uyuyamadığım günler bile oldu." dedi Hyunjae elini göğüsüme koyarak. Huzursuz bir şekilde titrediğinde hepimiz onun bu haline gülüyorduk. "Sanırım yalnızlığımın tek artısı güzeller güzeli sevgilim oldu."
"Tabii, Hyunjin olmadığı için yıldızın parladı. Tebrik ediyorum seni Jae."
Kollarını göğüsünde birleştirdi ve, "Senden nefret ediyorum Ryujin." dedi Hyunjae. "Tam anlamıyla Hyunjin'in aynısıyım. Ona olup bende olmayan ne ki?"
"Zeka." dedi Ryujin elinde duran bardaktaki şarabı kafasına dikerken. Hyunjae ile uğraşmak bugün ona ayrı bir zevk veriyordu.
"Kaslı vücut." Bu sefer konuşan Yeji'ydi. Tatil ona da yaramış olmalıydı ki keyfi yerindeydi. Sert bakışlar atmıyordu bize.
"Sarı saç?"
Dediğime hepsi aynı anda gülmüştü. Halbuki çok ciddi bir şekilde söylemiştim. Hyunjae telefonunun kamerasından kendine bakmaya başladı ve, "Bana yakışır mı ki acaba?" diye mırıldandı.
"Sen siyahtan devam et kardeşim. Ayrıca şu anlatmaya doyamadığın sevgilinle de tanıştır bizi." dedi Hyunjin. Tatil boyunca her gece arayıp kız arkadaşını anlatmıştı ve dördümüz de deli gibi merak ediyorduk. Adının Emma olduğunu bile çok geç söylemişti bize. Gizemli olmak hoşuns gidiyordu.
"Şu an başka bir ülkeye gitmesi gerekti. Geldiğinde söz veriyorum tanışacaksınız." Esnedi ve yorgun bir şekilde bize baktı. "Siz de geldiğinize göre hasret kaldığım gece uykusunu tatmak istiyorum izninizle."
"Patron olmak zormuş değil mi?"
Hyunjin'i kafa sallayarak onayladı ve ayağa kalktı. "Evet evet. Koltuğunu al ve bir yerine montele. Ben istifa ediyorum." Eve doğru ilerlerken, "Odalardan birindeyim ben!" diye seslendi. Biz bir cevap veremeden ise gözxen kayboldu.
"Sorumluluk biraz bile değiştirmemiş onu." dedi Yeji gülerek. "Gerçi bu iyi bir şey. Bir tane daha Hyunjin çekilemezdi."
"Siz iki hanımefendi, Hwang ikizlerden ne istiyorsunuz bakalım?" diye sorduğumda Ryujin de Yeji de omuz silkerek yanıtlamıştı. "Boşver sevgilim. Kaç yıl oldu, alıştık artık." Yanımda konuşan sevgilime döndüm. Bu gece ayrı bir çekiciydi sanki. Belki de yavaş yavaş sarhoş oluyordum, emin değildim.
"Biz de uyumaya gidelim bari. Yarın çok işimiz var." dedi Yeji sevgilisini de elinden tutup kaldırırken. "Siz hiç kalkmayın, yolu biliyoruz zaten."
"Peki." dedi Hyunjin omuz silkerek. "Dikkatli olun. Yarın görüşürüz."
"Görüşürüz, sarışın." Bana döndü ve el salladı Ryujin. "Sana da, sarışının sevgilisi."
Vedalaşmanın ardından bahçeden çıktıklarında vakit kaybetmeden bacağımı Hyunjin'in üzerinden attım ve kucağına oturdum. Elleri refleks olarak belimi bulduğunda gülümsedim. "O kadar uzun süre başbaşa kaldık ki, çok alıştım. İnsan görmek istemiyorum." dedim uzun sarı saç tutamlarını parmağımla çevirirken.
"Alt tarafı bir saattir birlikteyiz. Abartma lütfen." dediğinde dudaklarımı büzdüm. Bu suratıma dayanamıyordu. Yine dayanamamış olacak ki üzerime doğru eğildi ve büzdüğüm dudaklarıma uzun bir öpücük bıraktı. Geri çekilmesine izin vermeden kollarımı boynuna doladım ve alt dudağını dişledim.
Nefessiz kaldığımızda geri çekildi. "Gerçekten doyumsuzsun sen." dedi kesik nefeslerinin arasından. Sırıttım, çünkü son derece haklıydı. Hwang Hyunjin bağımlılığım oluşmuş olabilirdi.
"Biraz daha öp beni." diyerek kendime çekmeye çalıştım ama son anda bana engel olmuştu. "Hyunjae evde." dedi ve dudaklarını kulağıma doğru yaklaştırdı. "Bitiremeyeceğimiz şeye hiç başlamayalım bence."
"Niye bizde kalıyor ki?" Ofladım ve kollarımı göğüsümde birleştirdim.
"Sevgilim, sen davet ettim onu. Unuttun mu?" dediğinde bakışlarımdaki sert ifade yok olmuştu aniden. "Hatta Yeji ve Ryujin'e de kalmaları için yalvardın. Onlar seni reddetti."
"Sus, hatırladım. Aklıma sıçayım."
Güldü yanaklarımı sıktı. Kafamı boynuna yasladığımda elini sırtımda gezdirdi ve, "Ailenden bir haber var mı?" diye sordu. Kafamı iki yana salladım. Bir şekilde yaralandığımın haberini aldıklarında beni aramışlardı ve birkaç dakikalığına da olsa konuşmuştum onlarla. Görüşmek isteseler de reddetmiştim çünkü buluşmamızın altından bir menfaat çıkacağını tahmin etmem zor değildi.
"Seni rahatsız ederlerse bana söyle tamam mı? Gerekirse ben konuşacağım."
"Senin de sağın solun belli olmuyor, Hyunjin. Bence en iyisi hiç konuşmamak."
"Sen bilirsin. Ben her zaman yanında olacağım, bunu bil yeter."
Bunu zaten biliyordum. Hayatımda hiç bu kadar çok sevilmemiştim. Üstelik beklenen bir karşılık bile yoktu. Sadece sevgimi istiyordu ve buna da zaten sahipti. Daha ne isteyebilirdim ki?
"Felix yeni bir iş bulmuş. Bunun hakkında görüşmek için erkenden gitmemiz gerek."
Kafamı kaldırdım ve, "Ben de dahilim plana değil mi?" diye sordum. Hayır dememesi için dua ettim içimden. Tekrardan vurulmayı göze bile alırdım.
"Henüz karar vermedim. Ama dahil etmediğimde bile bir şekilde kendini dahil ettiğin için sanırım planda olacaksın. En azından gözümün önünde olursun."
Heyecanla doğruldum ve yanağını öptüm. "Harika bir karar sevgilim. Tebrik ediyorum seni."
"Onur duydum, küçük tilkim. Şimdi gidip uyuyalım, ne dersin?"
Omu silktiğimde sanki hiçbir ağırlığım yokmuş gibi kolayca beni kucağına aldı ve eve doğru ilerlemeye başladı. Kafamı omuzuna yasladım ve gözlerimi kapattım. Ait olduğum yeri sonunda bulmuştum. Geriye kalan tek şey ise sıkıca buraya tutunmak ve asla bırakmamaktı.
•
bu kitap da böyleydi. neden sonlara doğru kitabın ağzına sıçtım bilmiyorum, huy işte. amk b&b.
+ 5 ve 5ın katlarına takıntım oldugu ıcın ozur dılerım. otuza kadar da gıdemezdı g.o
Punto ile yazılanlar seline ait
ŞİMDİ OKUDUĞUN
blonde & brunette [hyunin]
FanfictionHwang Hyunjae ve Hwang Hyunjin; bu iki isim Los Angeles'ta yaşayanların aklına kazınacaktı. twinhyunjin! [hwang hyunjin x yang jeongin]
![blonde & brunette [hyunin]](https://img.wattpad.com/cover/351414153-64-k622818.jpg)