•Hyunjin's POV•
Hızlıca dizlerim üzerine çöktüm ve Jeongin'in yanaklarını kavradım. "Ne geçiyordu aklından, küçük tilki?" diye mırıldandım kendi kendime. Elimi hızlıca yarasına bastırdığımda ana salonun kapısı birden aralanmıştı. Silah sesinden dolayı paniklemiş olan müşteriler yanımızdan geçip giderken hiçbiri umursamamıştı yerde yatan sevgilimi. Siktiğimin zenginleri.
Silahımı tavana doğrultup iki el ateş ettim. Tekrardan çığlık kopması ile korumaların silahları tekrardan beni bulmuştu. Jeongin'e eğildim ve, "Çıkaracağım seni buradan. Merak etme sevgilim." diye fısıldadım. "Gözlerini sakın kapatma." Kafasını aşağı yukarı sallasa da gözleri gittikçe kapanıyordu.
"Hey, ne oluyor- siktir!"
Hyunjae'nin sesini duyduğumda kafamı kaldırdım ve anında yanıma gelen ortaklarıma baktım. "Jeongin'i hastaneye götürün." dedim. Gözlerim dolmaya başlamıştı ancak karşı koymak için elimden gelen her şeyi yapıyordum. Benim olana zarar verenlere zarar vermedem dağılamazdım.
"Öldü mü?"
Silahı yanımda saçma sapan konuşan Yeji'ye doğrulttum. "Dediğimi yap."
"Hyun-"
"Sana dediğimi yapmanı söyledim!" Sesim yüksek tavalı mekanda yankılandığında tüm sesler bir anda kesilmişti. Yeji ellerini havaya kaldırdı ve kafasını sallayarak onayladı beni. Hyunjae ve ile birlikte Jeongin'i götürmeye yeltendiklerinde gözlerimi kaçırdım. Hayır, Jeongin'e bakmamalıydım.
"Sen kim oluyorsun da benim cesedimi hastaneye götürtüyorsun?"
Elimdeki silahı daha sıkı kavradım ve boşta kalan elimle maskemi tek hamlede çıkarttım. Kim olduğumu tanımalarıyla silah tutan ellerinin şaşkınlıkla sarsıldığına şahit olmamla sırıttım ve onlara doğru ilerlemeye başladım. "Senim cesedin, öyle mi?"
"Hwang Hyunjin? Sensin değil mi?"
Silahımı aşağı çevirdim ve diz kapağına ateş ettim. Bana ateş etmek için nişan alan adama işaret parmağımı doğrulttum ve, "Yerinde olsam öyle bir şeye kalkışmazdım." dedim dişlerimin arasından. Ona yaklaştıkça geri geri gitse bile silahını indirmemişti.
Arkamda kopan gürültü ile sesin geldiği yere doğru döndüm. Felix ve Changbin adamlarımız ile birlikte silahlı bir şekilde yanıma doğru geliyordu. Hızlı bir hareketle silah tutan adamın eline işaret edem Changbin koşmuş ve yerden silahı almıştı.
"Tüm korumalar etkisiz hale getirildi. Emrinizi bekliyoruz, patron." dedi Felix diğer yanıma gelirken. "Hepsini indirelim mi?"
"Şimdi değil." dedim ve hala yerde kıvranan adamın dizine sertçe bastım. Merminin verdiği acının üzerine benim yaptığım baskı da gelince yüksek bir şekilde bağırmıştı. Yüzümü ekşittim ve Jeongin'in kanının bulaştığı elimle boğazından kavradım onu. "Bir daha bağırırsan çeneni büyük bir zevkle kırarım. Anladın mı?"
Korkuyla kafasını aşağı yukarı salladığında gülümsedim. "Lix, müşterileri çıkart ve tüm korumaları buraya getir. Susacaklarından da emin olun." Göz ucuyla arkamda titreyerek bana bakan insanlara baktım. "Tabii çok istiyorlarsa konuşabilirler." Silahımı arkaya doğru çevirdiğimde hepsi sessiz bir şekilde kafa sallayarak onaylamışlardı beni.
"Emredersiniz, patron."
Felix uzaklaştığında bu sefer Changbin'e döndüm. "Ryujin ve diğerlerinin iyi olup olmadığını öğren. Özellikle de Jeongin'in." Sinirle gözlerimi kapattım ve iç çektim. "Ona bir şey olursa dünyayı yakarım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
blonde & brunette [hyunin]
FanfictionHwang Hyunjae ve Hwang Hyunjin; bu iki isim Los Angeles'ta yaşayanların aklına kazınacaktı. twinhyunjin! [hwang hyunjin x yang jeongin]
![blonde & brunette [hyunin]](https://img.wattpad.com/cover/351414153-64-k622818.jpg)