|2.2|

302 42 80
                                        

•Jeongin's POV•

Hyunjin'in peşinden ofise girdim ve bir hışımla kapıyı kapattım. Aynı gün içerisinde ikinci büyük kavgamız gerçekleşecekti. Bu durumdan daha şimdiden sıkılmıştım ancak Hyunjin'in tepki vermememden yüz bulması çok olasıydı. Bu tepkileri vermek benim için bir zorunluluktu.

Arkama dönüp ona baktığımda yanıma doğru ilerlediğini gördüm. Kollarını bana doğru uzattığında geri adımladım ve elimle durmasını işaret ettim. Kaşları sanki sinirli olduğumu yeni fark etmiş gibi çatıldı. Fark etmemesi imkansızdı, bilerek yapıyordu. "Uzatmayalım lütfen Jeongin." diye mırıldandı tekrar aramızdaki mesafeyi kapatmak için hareketlenirken. Tabii bu da benim yeniden geri adımlamam, ve sırtımı kapıya yaslamamla sonuçlanmıştı.

"Uzatmayalım derken?" Sakin kalmaya çalışarak sordum. Bugün o kadar çok kızmıştım ki başımda bitmek bilmeyen bir ağrının oluşmasına sebep olmuştu. "Hiçbir şey değişmeyecek demiştik. Beni görevlerden alıkoyamazsın."

"Seni tehlikeye atmak istemiyorum. Bunun neresini anlamak istemiyorsun, küçük tilki?"

"Bu işler her zaman tehlikeliydi ve ben de gidiyordum. Sevgilin olunca ne değişti tam olarak? Annemlerin beni kapattığı kafesten kaçıp senin kafesine mi kapatıldım?" Kafamı iki yana salladım ve işaret parmağımı Hyunjin'e doğrulttum. "Böyle bir düşüncen varsa aklından silsen iyi edersin."

"Güzelim artık senin böyle işlerle uğraşmana gerek yok. İstediğin her şeyi sana altın tabakta servis ettireceğim. Hiçbir şey için çabalaman gerekmeyecek artık." Hala olduğu yerdeydi ve gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Bana böyle bakmaya devam ederse gardımı her an düşürebilirdim.

"Benim istediğim şey bunu kendim elde etmekti Hyunjin. Senden böyle bir şeyi asla beklemedim, beklemem de." Onun ne parası ne de patronluğu umurumda değildi. Benim sevgim bunun gibi gidici şeylerle ölçülemezdi.

"Bekle ya da bekleme, ben senin için bunları yapmaktan geri kalmayacağım."

"Bu dediklerin konumuzla alakasız. Ben sadece para için göreve gitmek istemiyorum. İşimi seviyorum ve yardım etmek istiyorum. Ayrıca tehlikeli dediğin göreve senin tek gitmeni istemiyorum." Kollarımı göğüsümde birleştirdim ve ayağımla yerde ritim tutmaya başladım. O beni tehlikeye atmak istemiyorsa benim de onu tehlikeye atmak istememe hakkım vardı.

Yüzündeki anlayışlı ifade yavaş yavaş kaybolurken, "Aynı şey değil bu Jeongin." dedi tok bir sesle. Bu sefer geriye doğru adımlayan o olmuştu. "Ben bir patronum ve bu görevde benim de olmam gerekiyor. Ve patron olarak gelmene izin vermiyorum."

"Beni bu kadar kontrol edemezsin. Konu benimle ilgili olsaydı beni istememeni kabul edebilirdim ama konu sensin Hyunjin. Sen ve senin kontrol manyaklığın." Sinirim tekrardan baş gösterirken kelimeleri seçmekte gittikçe zorlanıyordum. "Benim üzerimdeki kontrolünü görmüyor musun?!" diye çıkıştım birden.

"Asıl sen benim üzerimdeki kontrolünü görmüyor musun? Senin mutlu olman için babanla olan problemlerini halletmeye çalıştım. Sırf sen istedin diye günlerce kardeşim ve en yakın dostumdan ilişkimi sakladım. Ve hala daha seni korumak için tehlikelerden uzak tutmak için çabalıyorum. Ben böyle biri değildim Jeongin. Asıl beni kontrol eden sensin, beni değiştiren sensin!" Hyunjin'in de sesi benimki gibi yükselmişti. Eli uzun sarı saçlarının arasından geçerken derin bir nefes verdi ve tekrar bana döndü. Şu an o da en az benim kadar sinirli gözüküyordu.

"Ben bunların hiçbirini yapmak için zorlamadım seni. İlişkimiz konusunda da söz söyleme hakkım yok muydu? İstersem ölene kadar saklarım, buna karışamazsın."

blonde & brunette [hyunin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin