•Jeongin's POV•
Hyunjin'in güçlü biri olduğu inkar edilemezdi. Bu yaşına kadar kim bilir ne kadar sıkıntıyla karşılaşmıştı. Yaşadıklarının onu böyle güçlü ve yıkılmaz yapması da oldukça normaldi. Ancak ne yalan söyleyeyim, hiçbir şey olmamış gibi davranacak kadar sağlam olduğunu düşünmemiştim. Beni evimden aldığından beri durmaksızın sohbet ediyordu. Sanki birkaç saat önce gözlerim önünde bir adamı neredeyse öldüren kişi o değilmiş gibi davranıyordu. Ona ayak uydurmaya çalışsam da, Jisung'un Hyunjin'e söyledikleri kafamı oldukça kurcalıyordu, Hyunjin'in aksine.
Ama tüm bunlara rağmen oldukça eğlenceli bir on iki saatlık yolculuk geçirmiştim. Bu seferki odağımız geçmişimiz değil, zevklerimizdi. İzlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar ve gezdiğimiz yerler, hepsi hakkında uzun uzun konuşmuştuk. Gerçi, gezmek konusunda benden daha çok anlatacağı şeyi vardı, benim hayatım derslerle geçerken o gezmek istediği yerleri geziyormuş. Bize dair her şey geçmişten bugüne tamamen farklıydı, zevklerimiz hariç tabii. İzlediğimiz tüm filmler neredeyse aynıydı, ikimiz de büyük bir bilim kurgu hayranı olabilirdik. Telefonunu alıp şarkı listesini incelediğimde ise neredeyse tüm şarkıcılar benim listemdekilerle aynıydı. Bu kadar ortak zevkimiz olması beni her seferinde şaşırtmıştı, bu da Hyunjin'in göz devirmesine sebep olmuştu. "Benim de normal bir insan olduğumu unutuyorsun galiba." demişti. Haklıydı da, benim için uzaylı bile sayılabilirdi.
"Hoşgeldiniz Bay Hwang."
Otele girer girmez bizi karşılayan adama baktım. Elini Hyunjin'e uzattı ve el sıkıştılar. Hyunjin'in hem Los Angeles'da hem de başka ülkelerde bu kadar tanınması, bugün anlattığı yurt dışı gezilerinden sonra pek de tuhaf gelmemişti. Gittiği her yerde tanıdıkları olduğundan bahsetmişti.
"Selam, Baekhyun. Resmiyete gerek yok." dedi Hyunjin. Az önce gülümseyerek benimle konuşan adam gitmiş, yerine eski ciddiyetinde biri gelmişti. O halinin sadece bana özel olduğu düşüncesi dolmuştu içime istemsizce. Aptal bir şekilde gülümsememek için alt dudağımı ısırdım. Sanırım kendimi fazla önemseyip fazla kaptırıyordum.
"Öyle diyorsan öyle olsun." Kartları uzattı. "Odalarınız hazırlandı." Arkasına dönerek eliyle bellboylara işaret etti. Konuşmasına gerek bile duymadan yanımıza gelen bellboylar valizlerimizi aldılar ve söylenen odalara doğru götürmek için ilerlemeye başladılar.
"Buraya iki gün erken geleceğini söylediğinde ne kadar sevindiğimi anlatamam. Görüşmeyeli kaç sene oldu, üç mü beş mi?" diye sordu Baekhyun biz ufak adımlarla ilerlerken. Bu yorgunluğumun üzerine gerçekten hiç çekilmiyordu.
"Dört sene oldu, sanırım. Biraz dinlenmek için geldik. Senin otelin her ne kadar bilinen bir yer olsa bile sakin bir yer, bu yüzden burayı seçtik." dedi Hyunjin geçiştirmeye çalışırken. Anlaşılan o da pek konuşma havasında değildi.
"Öyledir. Ama eskiden hep buranın sakinliğinden şikayet ederdin. Eğlence arardın, yanılıyor muyum? Dört senede yaşlanmışsın Hwang."
"Evet yaşlandım, Byun, bu yüzden lütfen başımı şişirmemeye özen göster. Söylediğim gibi kafa dinlemeye geldik." Hyunjin'in sözleri üzerine ilk defa bana baktı Baekhyun. Sanki burada olduğunu yeni fark etmişti. Alışkın olmadığım bir durum değildi, ortamlarda görünmez olabiliyordum çoğu zaman.
"Yalnız kafa dinlemek istemez miydin normalde? Yanındaki kim?" diye sordu ve ardından elini bana uzattı. "Kendimi tanıtmama izim verin lütfen. Byun Baekhyun, bu otelin sahibiyim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
blonde & brunette [hyunin]
FanfictionHwang Hyunjae ve Hwang Hyunjin; bu iki isim Los Angeles'ta yaşayanların aklına kazınacaktı. twinhyunjin! [hwang hyunjin x yang jeongin]
![blonde & brunette [hyunin]](https://img.wattpad.com/cover/351414153-64-k622818.jpg)