Gidişatım kötüydü.
Gittikçe Wonbin'e daha çok dokunmayı, onun yanında uyumayı onunla uyanmak istiyordum.
Banyoda ne kadar oyalandığımı bilmiyordum ama tek dileğim odaya girdiğimde onun uyumuş olmasıydı.
Kendimi toparlayıp içeri girdim, Wonbin üzerindeki ona bol gelen tişörtü sıyrılmış bir şekilde yatıyordu bu onun izlerini kontrol etmem için büyük bir fırsattı.
Parmak ucumda yürüyüp yanına vardım. sırtüstü yatıyor olması avantajın ben de olduğunu gösteriyordu.
Ancak ister istemez gözüm onu süzmeye başlayınca hızla üzerini örttüm ve sadece tişörtünün olduğu kısımları acıkta bıraktım.
Sıra tişörtü yukarı çekmekte vardı elimi yavaşça uzattım ve tişörtünü çekmeye başladım arada yüzüne bakıp uyanıp uyanmadığımı kontrol ediyordum.
Doğruydu, şimdi dört tane iz vardı.
Hayal görmüyordum.
Şaşkınlıkla yatağın üzerine bıraktım kendimi. Aklım almıyordu böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi?
Yatağa oturunca, gözlerini açtı ve bana döndü.
"Bir şey mi oldu? Hasta mısın yoksa?" diye uykulu bir sesle mırıldandı.
Ardından karnına bakıp, hızlı doğrulmaya çalıştı ve tişörtünü kapattı.
Onu izliyordum, paniklemişti ve benden izleri saklıyordu. Gözlerimi ondan ayırmadan sordum.
"İzler neden kayboluyor Wonbin?"
Bu kez cevap almadan, asla peşini bırakmayacaktım kesinlikle normal olmadığı kesindi ve kim olduğunu öğrenecektim artık.
Onun yüzü ise, uyku mahmurluğunu bırakmış yerini korku almıştı.
Wonbin
"İzler nasıl kayboluyor Wonbin?" Sorusu, tüm vücudumu uyuşturmaya yetmişti ve kalbimin daha hızlı atmasına neden olmuştu.
Tek yapabildiğim öylece yüzüne bakmaktı.
Haraket edemiyordum.
Konuşamıyordum...
Yanlış görmüşsün diyemiyordum. Zaten dört taneydiler diyemiyordum.
Ne cevap verecektim?
Doğruyu?
Deniz perisi olduğumu ona söyleyemezdim! O zaman Sion'a yaptıkları gibi beni de büyücü ile yakmaya çalışıcaklardı!
Gözlerimi kapadım ve içimden Sion'a beni duymasını umarak seslendim.
"Sion yardım et."
"Cevap ver bana Wonbin."
Eunseok'un konuşması ile gözlerimi açtım. Kaşları çatılmış merakla ve şüpheyle bana bakıyordu. Gözlerini ise benden bir saniye bile ayırmıyordu.
"Zaten bu kadar iz var..." dedim fısıltı gibi çıkan sesimle.
Sesim çıkmıyordu, söylediğime asla inanmamıştı. Ama o kadar korkuyordum ki, küçük bir ihtimal olsa bile bana inanmasını umuyordum.
Gözümün önünü örten ve görünüşümü bulaklaştıran suların, gözlerimden düşmemesi için gözlerimi kırpıştırdım başka yöne baktım.
Çünkü karşımdaki yüz, söylediğim şeyle daha da sinirlenmişti.
Kolumu kavraması ile beni ona bakmaya cesaretlendirmişti.
Başımı eğdim ve gözyaşlarımın dökülmesine izin verdim.
"Yalan söyleme, Daha önce altı tane vardı. Wonbin, şimdi dört tane var!" dedi var ve elini kolumdan çekip çeneme koydu ve ona bakmamı sağladı.
Ve beni azarlamaya devam etti. Ama sesi sinirden çok, hayret eder gibiydi.
"Bu nasıl oluyor Wonbin?"
Damlalar gözlerimden düşüp, onun koluna damlayınca, daha fazla kızmasın diye hemen uzanıp kolundaki gözyaşlarımı sildim. Beni durdurdu yüzüne bakmasam da, her haraketimi dikkatle incelediğini biliyordum.
Ve, pes etmeden cevap bekliyordu.
"Söyleyemem." diye fısıldadım.
Deli olduğumu düşünüp beni evden atabilirdi ama ben hep onun yanında kalmak istiyordum.
Mümkün müydü peki?
Bir an cesaret edip yüzüne baktım fakat gözyaşlarım hızla dökülmeye devam ediyordu.
"Neden söyleyemezsin? Wonbin ne olur anlat." diyip tekrar yüzüme baktı.
Gözlerinde gördüğüm güven ile ona güvenmem gerektiğini anlamıştım bir şey yapmazdı değil mi?
"Wonbin, ne olur ağlama." bana yaklaşarak elleri ile yüzümü kavradı ve gözyaşlarımı silmeye başladı.
"Ben..." dedim.
Kelimeler ağzımdan çıkmıyordu.
"Sen?"
Başımı kaldırıp merakla bana bakan gözleri ile birleştirdim gözlerimi.
Ve tek nefeste,
"Deniz perisiyim..." dedim tepkisini anlayabilmek için iyice ona bakmaya başlamıştım.
O bana cevap vermeden öylece bakıyordu ben ise ona bakıyordum. Onun boşluğundan yararlanıp ayağa kalktım ve karşısına geçip ona yalvaramaya başladım.
"Lütfen beni cezalandırma! Ben sadece insan olmak istiyorum Eunseok, lütfen."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mermaid, eunbin
Fanfiction"Yemin ederim sana her şeyi düzgünce öğreticeğim. Korkunca öpülmüyor biliyor musun? O, sadece seni öpebilmek için uydurmuş olduğum bir yalandı..."
