0.9

690 23 7
                                        

Kerem, Tuğçe'nin kolundan çekerek bana yaptığı gibi kolunu onun omzuna attı.

"Tuğçemi sana yedirmem kardeşim, haberin olsun." Bide bu lafın üstüne gülerek Tuğçe'nin yanağından makas almasıyla iyice sinirlendiğimi hissetmiştim.

Anladığım kadarıyla Kerem tensel temas seven bir insan değildi. Bizim kızlarla bile en fazla el sıkışıyordu. Bu yakınlığının sadece bana olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım.

Arkadaşının sevgilisiyle olan samimiyeti fazla abartı değil miydi? Ben bile rahatsız olmuşken, Yunus neden sesini çıkarmıyordu? Tamam Kerem'i kardeşi gibi gördüğü ortadaydı evet ama ben olsam kıskanırdım. Ki kıskanıyordum da zaten.

"Yaa Yunus balığı, sahipsiz mi sandın sen beni?" Tuğçe'nin kurduğu cümleyle erkekler güldü. Kızlar da benim gergin olduğumu fark etmiş ki hafifçe tebessüm ettiler. Selda güven verircesine gözlerimin içine baktı. Rahat ol, bi açıklaması vardır diyordu gözleri sanki.

Tamam Kerem şuan için flörtüm bile değildi ama ona karşı birşeyler hissettiğimi biliyordu, ve bana daha fazlasını hissettiğini söylüyordu. Şu yaptığı şeyin pek mantıklı açıklaması olacağını sanmıyordum. Daha ilk günden yaptığı hata, onu çok eksilere taşımıştı.

Halil bıkkın bir sesle konuştu. "Çok özür dilerim Kerem ve yengelerin gülü, aşırı mutlu kuzen sahnenizi bölmek istemezdim ama birazdan antrenman başlayacak ve bizim gitmemiz lazım."

Kuzen mi dedi o ?

Çatık kaşlarım yavaşca gevşediğinde, sinirden ne zaman tuttuğumu fark etmediğim nefesimi verdim.

Demek ki böyle bir olayın da mantıklı bir açıklaması olabiliyormuş. İkisinin de günahını almıştım. Kötü hissettmeye başladım. Kuzeniyle tabiiki bu şekilde samimi olması çok doğaldı. Benimde kuzenlerimle aram böyledir. Ben biraz fazla abartmıştım galiba.

Utançla kafamı eğdiğimde bir el çenemden tutup kafamı yukarı doğru kaldırdı.

"Ece, birtanem iyi misin?" neyin neyin.

Sesim içime kaçmıştı. Boğazımı temizleyip konuşmaya çalıştım.

"Tamam tamam özür dilerim, söylemem bi daha. Bu kadar heyecan yapma. Ve iyi misin onu söyle." Bu çocuk beni nasıl bu kadar iyi tanıyabilirdi..

"İyiyim, sorun yok" rahat olması için gülümsedim.

"Peki o halde, biz gidiyoruz"

"Görüşürüz"

Konuşmadan önce etrafına baktı, kimsenin bizimle ilgilenmediğini fark edince zaferle gülümseyerek kulağıma doğru yaklaştı.

"Senin için gol atacağım." Ben utançtan yerime çivilenmiş gibi hareketsizce dururken sırıtarak çocukları da alıp gitti.

Küçük bi hoşlantı diyordum ama bu çok daha fazlasıydı. Kurduğu her cümle kan akışımı yavaşlatıyor, nefesimi kesiyordu. Sanırım gerçekten onu seviyordum..

"Ecee yaşıyor musun lan."

"Yaşıyorum Ayça."

Tuğçe gülümseyerek konuştu. " Oturalım mı?"

Kafamı sallayarak gösterdiği yere doğru yürüdüm. Kendimi Tuğçe'ye karşı mahcup hissediyordum. Ona birşey söylememiş olsamda yinede hakkında yanlış düşünmüştüm.

Tuğçe oturduğunda hepimiz onun yanına oturduk. Burası gerçekten güzel bir yermiş. Daha önce futbol takip etmediğim için hiç bu tarz mekanlarda bulunmamıştım ama hata yapmışım. Hemen telefonumu çıkartıp bi fotoğraf çektim.

Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin