-Kerem'den-
Karşımda gördüğüm Tuğçeyle şaşkınlığımı gizleyemedim.
"Kızım senin ne işin var burda?"
"Hesap sormaya geldim Aktürkoğlu."
"E hoşgeldin kuzen, ged hadi."
Elimle içeriyi işaret etmemle oturma odasına doğru yürümeye başladı. Kapıyı kapatıp yanına gittiğimde çoktan oturmuştu.
"Yalnız ev baya iyiymiş kuzi. Hayırlı olsun."
"Eyvallah Tuğcem de sen nasıl buldun burayı?"
"Onu boşverde başka mevzu var." dedikten sonra gözlerimin içine baktı.
"Yunusla ilgili mi?"
Onaylamaz şekilde kafasını sağa sola çevirip konuştu.
"Niye geldiğimi çok iyi biliyorsun bence."
Bıkkın bir şekilde nefes verdim. Ülke değiştirdim burda bile buldular. Bu kadınlar insana rahat vermiyor cidden.
"Ece mi?"
"Ece. Anlatmak istediğin şeyler var mı?"
Derin bi nefes alıp söze girdim.
"Bak Tuğçe senden gizlim saklım olmaz biliyorsun. Benden yaşça küçük olmana rağmen hep ablam gibi gördüm seni. Her kararsız kaldığımda fikrini almak için senin yanına koştum. Her dediğini harfi harfine yaptım. Şimdide senden bir ricam var. Lütfen bu olayı kurcalama. Çünkü anlatacak mecalim kalmadı. İkimiz içinde böyle olması gerekiyordu. Hem kariyerim içinde güzel bir başlangıç yaptım. Şuan gerçekten psikolojik olarak zor bir dönemden geçiyorum. Söylemek istediğim tek şey, durduk yere Ece'yi terk etmediğim. Canımdan çok sevdiğim birini ortada bırakır mıyım ben?"
Tuğçe sakince kafasını salladı. Beni anlayıp daha fazla soru sormayacağını biliyordum.
"Kerem unutma ben senin her koşulda yanındayım. Ece'yi terk ettin yada etmedin fark etmez. Sen benim için hâlâ aynı Keremsin. Sen benim hala küçük kardeşimsin"
Dünden beri kendimi burda o kadar yalnız hissediyordum ki Tuğçe'nin bu cümlelerinden sonra oturduğum yerden kalkıp onun yanına oturdum ve sıkıca sarıldım.
"Şuan birşeyleri anlatmak için hazır olmadığının farkındayım. Sen ne zaman anlatmak istersen o zaman dinlerim."
Dünden beri tuttuğum göz yaşlarım bu sefer dayanamayıp akmaya başlamıştı. Şuan Tuğçe'ye sarılmış hüngür hüngür ağlıyordum. Çoğu zaman böyle olurdu zaten. Ben hep Tuğçe'nin yanında ağlardım, o ise her zaman beni teselli eder moral verirdi.
"Şştt ağlama. Bak benide ağlatıcaksın. Kalktım seni görmek için gecenin bi yarısı buralara kadar geldim. Sen böyle mi karşılıyorsun biricik kuzenini."
Dahada şiddetli ağlamaya başlamıştım. Şuan en sevdiği oyuncağı kaybolmuş çocuk gibi aptal aptal ağlıyordum. Ağlamaktan nefret ederdim ve Tuğçe dışında hiçkimsenin yanında ağlamazdım. Ama şuan o kadar çok dolmuştum ki göz yaşlarına hakim olamıyordum.
"Tuğçe ben Ece'yi gerçekten çok seviyorum. Onu bırakıp asla gitmezdim ben. O benim için çok farklıydı Tuğçe. Yemin ederim isteyerek bırakmadım onu arkamda."
Hıçkırıklarımın arasında Tuğçeye hissettiklerimi anlatıp birazcık olsun rahatlamak istiyordum.
"Biliyorum Kerem, hepimiz biliyoruz Ece'yi çok sevdiğini."
"O zaman niye aldattı beni? Niye yaptı bunu bana Tuğçe."
-Tuğçe'den-
Keremin söyledikleriyle donup kalmıştım. Ne aldatmasından bahsediyordu? Ece daha bu sabah gözümün önünde ağlama krizlerine girmişti. İmkansız birşeydi aldatması.
"Ece seni aldattı mı?"
Hâlâ kollarımın altında ağlayan adamın sorduğum soruyla ağlayışı dahada şiddetlenmiş, hıçkırıkları artmıştı.
Bir tarafta Kerem'in onu terk ettiğini düşünüp mahvolan bir genç kadın, diğer tarafta genç kadının onu aldattığını düşünüp kendi kaybeden Kerem.
Kim haklıydı yada kim haksızdı bilmiyordum ama Keremi bu halde görmek benide mahvetmişti. Evet duygusal biriydi bazen ağlardı ama ilk kez bu kadar içten ağladığını görüyordum. Daha fazla konuşmak onun için iyi gelmeyecekti.
Susup sakince saçlarını okşamaya başladım. Bir süre sonra ağlayışı iç çekişlerine dönmüştü. Çok zor bir dönemden geçiyordu. Türkiye'ye dönmekten vazgeçmiştim. En azından Kerem toparlanana kadar burda kalıp ona destek çıkacaktım.
...
3 ay sonra
-Kerem'den-
Tuğçe 3 aydır Portekiz de benimle kalıyordu. Geldiği gün, benimle burda kalmak istediğini söyleyince çok sevinmiştim. Hafta sonları Türkiye'ye gidip Yunusu ve ailesini görüp tekrar dönüyordu. Onun sayesinde kendimi toparlamıştım.
Yeni bir sevgilim vardı. Yaren. Aramızda aşk anlamında bir sevgi bağı yoktu. İkimiz de birbirimize ilaç olmaya çalışıyorduk. Bariz bi mantık ilişkisiydi ve biz bunu bile bile beraber olmaya devam ettik. Yaren gerçekten bana iyi geliyordu. Sürekli buluşuyor, birlikte vakit geçiriyorduk.
Tüm medya sevgili olduğumuzu biliyordu ama tam anlamıyla sevgili de değildik. Birbirimize karşı aşkım sevgilim değilde isimlerimizle hitap ediyorduk.
Aslında hayatımda herşey yolunda gidiyordu. Benfica kariyerimde de herşey hayal ettiğimden güzeldi.
Ece.. Portekize geldiğimden beri hiçbir şekilde konuşmamıştık. Barışlarda onunla konuşmuyordu. Sadece Tuğçe bazen yanımda onu arıyordu. Başlarda sürekli ağlıyordu ama alıştı muhtemelen. Yada belkide Tuğçe'nin gelip bana anlatacağını bildiği için gözyaşları bile sahteydi.
Tuğceye baştan sona herşeyi anlatmıştım. Eceyle konuşmam gerektiğini ısrarla söylesede değil onun yüzünü görmek sesini bile duymak istemiyordum. Onu da özellikle hiçbir şeyi anlatmaması için uyarmıştım.
Bu 3 ay boyunca Ece'den gerçekten soğumuştum. Şuan benim için pekte bi anlam ifade etmiyor.
Düşüncelerimin arasında çalan telefonumla kimin aradığına baktım. Arayan kişinin Yunus olduğunu görünce sırıtarak aramayı cevaplandırdım.
"Naber Yunus balığı"
"Kes boş yapmayı. Sana çok önemli bi haberim var."
Bölüm sonuu

💖
Kusura bakmayın bölümler biraz aksadi. Sayısal bi 11. Sınıf öğrencisiysen hic bos vaktiniz olmuyor. Heleki devlet yurdunda kaliyosaniz dinlenmek icin bile adam akıllı vaktiniz olmuyo. Dyk, dershane, etüt derken bi türlü bölüm yazacak zaman bulamıyorum..
Yeni bölüm 5 oydaa
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu
Fanfiction'Öyle uzaktan uzaktan, hiç konuşmadan.. Nasıl da bağladın beni?.. Bu kitap, Göksel'in 'Uzaktan' şarkısından esinlenerek yazılmıştır.
