2.5

417 26 6
                                        

-Yaren'den-

Kerem'in yemek umrunda olmadığını bildiğim için arabayı eve sürmüştüm.

Kendimi kötü hissediyordum. Durduk yere çocuğu Türkiye'ye getirtmiştim ve geldiğine pişman olmuştu. Keşke hiç teklif etmeseydim dönmeyi..

Ocaktaki menemenin hazır olduğunu fark edince hızlıca altını kapattım.Çayla birlikte masaya koydum.

Kerem dalgın bir şekilde boş boş bakınıyordu. Çok şükür ki sakinleşmişti. Çok fazla ağladığı için gözleri kızarmış, göz kapakları sişmişti. Basının ağrıdığını da söylediği için birkaç birşey hazırlamıştım.

Hâlâ düz bir şekilde yeri izleyen adamı daldığı yerden çıkarmak için konuştum.

"Kerem hadi yemeğini ye"

Gerçekten istemediğini belli edecek şekilde, bitkin sesiyle cevap verdi

"İstemiyorum"

Derince ofladım. Bazen cidden çocuk gibi oluyordu. Tamam yaşadığı şeyler kolay değildi ama başının ağrısının geçmesi için yemek yemeliydi.

"Kerem lütfen yapma böyle. Kendim için değil, senin için istiyorum. İlaç içmek için kahvaltını yapmalısın yoksa baş ağrın sana baya bela olur. Hem sporcu adama yakışıyor mu bu haraketlerin? Formdan düşüp takımına zarar vermek istiyorsun galiba."

Demek istediğim şeyi anlamıştı. Keremin hassas noktası oynadığı futboluna laf edilmesiydi ve kimsenin laf etmemesi için her zaman elinden geleni yapıyordu. Tıpkı şimdi sessizce bir iki lokma aldığı menemen gibi.

Zorla yediğini zaten biliyordum ama dışardan bakan biride kolayca anlardı yemek istemediğini. Bir kaç parça yedikten sonra huysuzca konuştu.

"Yeter mi? İlaç içmem için yeter bence. Hem çok fazla midem bulanıyor. Daha fazla yiyemem."

O kadar masum sormuştu ki hayır diyemedim.

"Tamam yeter. Dur ben sana ağrı kesici bulayım."

Ayağa kalkmamla zilin çalması bir olmuştu.
Yan dairesinde kimin oturduğunu çok iyi bilen adam korkuyla gözlerimin içine baktı.
'Acaba o mu gelmişti?' diye içinden geçirdiği belliydi.

Daha fazla gerilmesin diye konuştum.

"Biz yemeğe gelmeyince Tuğçe aradı noldu diye. Bende rahatsızlandığını, o yüzden dönmek zorunda kaldığımızı söyledim. Öyle diyince seni merak ettiler. Onlar gelecekti."

Yaptığım açıklamayla Kerem derince bir nefes almıştı. Bir an önce Portekize dönmemiz gerekiyordu..

Israrla çalan zil ile birlikte kapıdakileri daha fazla bekletmemek adına kapıya doğru yürüdüm. Beklediğim gibi Yunus ve Tuğçe gelmişti.

"Hoş geldiniz."

Yunus tedirgin gözlerle sordu.

"Kerem nerde? İyi mi?"

Kenara doğru çekilip içeriye geçmeleri için yol verdim.

"Mutfakta. Siz içeri geçin ben çağırıyorum onu."

Karşımdaki ikili kafalarını onaylar biçimde sallayıp salona doğru yürüdü. Bende mutfağa, Keremin yanına geçtim.

"Tuğceler gelmiş, hadi içeri gel sende."

Karşımdaki adam çaresizce gözlerimin içine baktı.

"Nolduğunu sorarlarsa?.. Ben analtamam ki.."

Haklıydı. O kadar kasıyordu ki kendini bu konuda, asla anlatamazdı. Düşününce bile gözleri doluyordu..

"İstersen ben anlatabilirim."

Kerem önce biraz düşündü. Dinlemeye dayanbilir miydi diye tarttı aklında. Sonrasında karar vermiş olacak ki kafasını sallayarak ayağa kalktı.

"Yunusla Tuğçeyi daha fazla bekletmeyelim."

Onu onaylayıp arkasından içeriye doğru yürüdüm. Yunus, Keremi görünce oturduğu yerden kalkıp en yakın arkadaşına sıkıca sarıldı.

Uzun süren bir sarılmanın ardından herkes oturunca derin bi sessizlik oluştu. Yunusla Tuğçe'nin anlatmamızı beklediğini biliyordum. Onay olmak için Kerem'e baktığımda kafasını hafifçe salladı. Kerem ağlamasın diye kelimelerimi seçerek konuşmaya başladım.

"Sabah sizin yanınıza gelmek için evden çıktığımızda yan dairede oturan Ece ve eşiyle karşılaştık. İki tarafta böyle bir karşılaşmayı beklemiyordu, bunu biliyoruz zaten. Bi anda böyle birşey yaşanınca Kerem biraz doldu.
Bide şey var tabii.."

Söyleyeceğim şeye vereceği tepkiyi merak ettiğim için kafamı Kereme çevirdiğimde gözlerini sıkıca kapatıp ağlamamak için kendini sıktığını fark ettim.

"Ece hamileymiş, kızı olacakmış."

Kurduğum cümleyle Kerem'in hıçkırık sesi ortamda yankılandı. Yunus şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Hem bunları 'keremin kızı arkadaşı' olarak bu kadar rahatça söylememe hemde Ece'nin hamile olmasına şaşırmış gibiydi. Tuğçeden öğrendiğim kadarıyla arada bir Ece'yle konuşuyordu ama düğüne gitmemişti ve yakın değillerdi. Şaşırmış olması gayet doğaldı.

Ortam o kadar sessizdi ki keremin hıçkırık ve iç çekişli ağlamasından başka birşey duyulmuyordu. Tuğçe birşey söylemek istiyor gibiydi ama kararsız gözüküyordu. En sonunda kendini daha fazla tutamayıp konuştu.

"Kerem, Eceyi çagırsak?.."

Kerem hızlıca kafasını hayır anlamında salladı. Hıçkırıklarının arasından kesik bi 'olmaz' dedi. Tuğçe yine konuştu.

"Benim anlatamayacağım ama senin mutlaka bilmem gereken birşey var. Bunun içinde Ece'nin gelip sana anlatması lazım."

Bölüm sonuu

Uzuuun zaman sonra ilk kez bölüm atiyoruumm

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Uzuuun zaman sonra ilk kez bölüm atiyoruumm. Sınavlar, sözlüler derken vaktim olmadığı için yeni bölüm atamıyordum. Ara tatil bitmeden bu kurgu final yapicam. Yeni bi kurguya baslamali miyim bilmiyorum. Fikirlerini bekliyorumm

Yeni bölüm 15 oydaa

Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin