-Ece'den-
Yunusun dedigi şeyle kalbimin sıkıştığını hissettim. Rehbere girip hemen ismini tuşladım. Çalıyordu ama açmıyordu. Birşeyler olmuştu belliydi. Nefesim daralıyor, kalbim çok hızlı atıyordu. Yunus açmayınca hızlı bi şekilde Kerem'i de aradım. Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor sesini duymamla birlikte gözümden bir damla yaş düştü. Üstümdeki elbiseyi ve topuklumu umursamadan arabamın anahtarını alıp hızlıca dışarıya çıktım.
Yol boyu ağlamamak için kendimi sıkmıştım. Bir taraftan da Kereme birşey olmamış olsun diye dua ediyordum. Yunusun attığı konuma doğru giderken kenardaki arabayla girilmez tabelasını görmemle sinirle direksiyona vurup arabayı kenara çektim. Dışarı çıktığım da sahile yakın bir yerde olduğumu fark ettim. Plaj tarzı bir yer değildi. Hatta aksine etrafta hiçkimse yoktu. Aklıma gelen şeyle adımlarım yavaşladı.
Kerem çok kötü olduğu zamanlar kafa dinlemek için sahile giderdi...
Biraz daha yürüdükten sonra. Nereye gideceğimi bilmediğim için bağırmaya başladım.
"KEREEEMM. YUNUSS. SESİMİ DUYAN VAR MII? NERDESİNİZ?"
"Ece, hoşgeldin."
Karşımda gülümseyen Tuğçeyle sinir katsayım giderek artıyordu. Tam bişey diyecekken birisinin arkamdan gelip gözlerimi bir bezle kapatmasıyla donup kalmıştım. "Noluyor burda" diye bağırmamla iki kişi koluma girdi. Kaçırılıyor muydum aq? Neydi bu şimdi.
"Tuğçe noluyor, diğeri kim? Beni nereye götürüyorsunuz."
"Benim yenge, Yunus. Biraz sakin olursan gideceğimiz yeri göreceksin."
"Kaçırıyor musunuz lan beni?"
"Saçmalama istersen Ece. Bi susta yürü artık."
Bunlar burda böyle benimle boş yaptığına göre demekki kimseye kötü birşey olmamıştı. Yanımdaki ikili durunca Yunus arkama geçip gözümdeki bandı çözdü. Ağrıyan gözlerimi ovalarken yerde diz çökmüş Keremle göz göze geldim.
Tek dizinin üzerine çökmüş, elindeki pırlanta kolye kutusuyla gülümseyerek bana bakıyordu. Şaşkınlıkla Kerem'i izlerken konuşmaya başladı.
"Açık konuşacağım. Romantiklik nedir bilmem. Bildigim tek şey seni canımdan çok sevdiğim. Ve sonsuza kadar benim olmanı istediğim. Evlilik teklifi için birazcık erken. Ama şimdiden benim hayatımın ta kendisi olmak ister misin güzelim? Sarıma kırmızı olup hep yanımda olmak ister misin? Sevgilim olmak ister misin Ece?"
Duyduğum şeylerle gözümden bir damla yaş süzülmüştü. Bunu hiç beklemiyordum. Ama vereceğim cevabı çok iyi biliyordum. Evet diyecektim fakat sadece bir çıkma teklifi icin buna ne gerek vardı. Ona birşey oldu sanıp ölüp ölüp dirilmiştim buraya gelene kadar. Bu güzel anın büyüsünü bozmamak için kızma işini biraz erteleyecektim.
Kafamı sallayıp gülerek konuştum.
"İsterim, şimdiden hayatının ta kendisi olmayı isterim balım. Sarına kırmızı olmayı da isterim. Sevgilin olmayı da çok çok isterim."
Kurduğum cümleyle patlayan konfettilerle gözlerim etrafa kaymıştı. Yunus, Tuğçe, Halil, Barış, Berkan hatta Ayça ve Selda da buradaydı. Bazıları konfetti patlatıyor bazıları mutlu bir şekilde bizi izliyordu. Onların varlığını bile yeni fark etmiştim.
Kerem ayağa kalkıp yavaşça dudağımdan öptü. Kısa ve anlamlı bir öpücüğün ardından sıkıcı sarıldım. Bir elimle sertçe sırtına vurup kulağına fısıldadım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu
Fanfic'Öyle uzaktan uzaktan, hiç konuşmadan.. Nasıl da bağladın beni?.. Bu kitap, Göksel'in 'Uzaktan' şarkısından esinlenerek yazılmıştır.
