Aynada son kez saçımı düzelttikten sonra biraz uzaklaşıp kendimi incelemeye başladım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
6 aylık olan kızım fazlasıyla varlığını belli ederken üzerimdeki saten gelinlikle bir bütün olmuş gibiydi. Başlangıçta acaba doğumdan bir süre sonra mı yapsak düğünü diye düşünmüştüm ama iyiki vazgeçmişim. Minik kızım gelinliğimin içinde fazlasıyla hoş gözüküyordu.
Saçlarıma hafif bir su dalgası yapılmış, düz bir duvak takılmıştı. Herşey o kadar içime sinmişti ki gerçeklik algımı yitirmiş gibiydim.
"Ya benim meleğim evleniyor mu şimdi?.."
Ayça'nın gözleri dolu bir şekilde kurduğu cümleyle benimde gözlerim dolunca, Selda hızlıca yanındaki peçeteyi uzattı.
"Lan sakın ağlama. Makyözler tam 4 saat uğraştı bu makyaja. O makyaj bozulursa ilk ben döverim seni."
Selda'nın söylediğiyle hafifçe kıkırdadım. Çalan kapıyla hepimiz sessizleşince karşıdan bir ses duyuldu.
"Kızım müsaitsen gelebilir miyim?"
Gelen kişinin babam olmasıyla hem rahatlamış hem de daha da fazla stres olmuştum. Bilirsiniz ya, kız çocukları için baba farklıdır. Heleki annesini küçük yaşta kaybettiyse ve babasıyla birlikte büyüdüyse o zaman babaları, kızlarının hayatının ta kendisi olur. Son 2-3 senedir ne kadar aramız açılsa da benim babamda hayatımın ta kendisidir.
"Gel babacığım."
Babamın içeri gelmesiyle kızlar çıkmış, odada ikimiz kalmıştık. Dolu gözlerle bakan babamla ağlamamak için kendimi sıkmaya başladım.
"Benim küçük prensesim büyümüş, evleniyor ve yakında anne olacak öyle mi?"
Hafifçe tebessüm ederek kafamı sallayınca babam yanıma gelip karnıma dikkat ederek sıkıca sarıldı.
"Her ne olursa olsun kapım sana her zaman açık kızım, biliyorsun. O damat bozuntusu sana gram sesini yükseltirse gel yanıma. Yükseltmezse de gel, özletme kendini olur mu birtanem?"
Sanki herkes bugün beni ağlatmaya çalışıyor gibiydi. Derince bir nefes alıp sarılmayı bırakınca tebessüm ederek konuştum.
"Biliyorum babacığım biliyorum. İyikii varsın."
Babam son kez yaklaşıp anlımdan öpünce vedalaşarak odadan çıktı.
Şuan düğün salonunun gelin odasında tek başıma bekliyordum. Aradan geçen kısa sürenin ardından Ayça ve Selda hızla içeri girip kapıyı kapattı.
"Noluyor?"
"Ece evden getirdiğimiz kırmızı kurdele nerde gördün mü?"
Makyaj masasının üstündeki kurdeleyi Seldaya uzatınca ikili sevinçle yumruklarını tokuşturdu. Ardından çalan kapıyla kalbimin duracak kadar yavaş attığını hissettim. Artık zaman gelmişti..