Karnımdaki minik bebeğimden babasının ve amcalarının haberi yoktu. Zaten Yunusla da olayları öğrendiğim günden sonra bir kaç kez mesajlaşmış, onun haricinde hiç görüşmemiştik.
Ben, karnımda Keremin ve benim bebeğimizle mutlu olmaya çalışırken, o beni hayatından çoktan çıkarmıştı.
Aklıma gelen şeylerle nefesimin kesildiğini hissettim.
Evet sürekli medyada sevgilisiyle fotoğraflarını, ödül törenlerini, devamlı bir yerlerde en iyi çift seçilmelerini zaten görüyordum ama canlı olarak şahit olmak daha fazla yakmıştı canımı.
Yaren denen o kadını kucağında taşıması, öpmesi, balım demesi..
Herşey o kadar canımı yakmıştı ki hâlâ kabullenmek istemiyordum.
Şu kocaman şehirde ev mi kalmamıştı da benim karşı daireme taşınmışlardı?
Sahi..
Ne zaman dönmüştü Türkiye'ye? Benim düğünümü mü duyup gelmişti acaba? Niye o kızla gelmişti? Ne zaman karşı daireme taşınmıştı? Tamamen mi döndü yoksa tatile mi geldi? Benimle aynı binada, aynı katta karşılıklı dairelerde oturduğunu biliyor muydu?..
Bilse tutmazdi ki orayı. İstemezdi benimle aynı ortamda olmak. İstemezdi beni bir saniye bile görmek. Kin doluydu o bana. Nefret ediyordu belki benden .Midesi bulanıyordu belkide..
...
-Kerem'den-
Yaren dün fazla içmiş, bilincini kaybedip sürekli annesi ve abisi için ağlamıştı.
Tüm gece kusup midesini rahatlatmaya çalıştı. Bir kaç kupa kahve ve soguk bi duşun ardından biraz da olsa rahatlamıştı. Onu odasına yatırıp bende kendi odama geçmiştim.
Çok yorucu bir gün geçirmiştik. Sabahına yurtdışından gelip, daha yorgunluğumuzu atamadan bir kaç saat sonra bara gidip, bide üstüne sarhoş biriyle uğraşmak; 90 dakika +uzatmalar +penaltılar oynamaktan daha yorucuydu.
Ama çok şükür ki güzel bi uyku çekip yorgunluğumu atmıştım.
Bulunduğu ortama çabuk adapte olabilen bir insan değildim ama sanki bu evde beni kendine çeken birşey vardı.
Sadece bir gece kalmıştım ama ömrümün burda geçmesine razıydım. Yatak rahat diye öyle hissetmişimdir diyerek daha fazla saçmalamamak adına yataktan doğrulup banyoya geçtim.
Elimi yüzümü yıkayıp tekrar odaya geçtim. Telefonumdan saate bakınca 11'e geldiğini fark ettim.
Gece geç uyuduğumuz için bu saate kadar uyumamızı pek garipsemedim doğrusu. Zaten tatildeydik ve uyumak en çok ihtiyacımız olan şeydi.
Telefonumuda alıp paytak adımlarla Yarenin odasına doğru ilerledim. Kapıyı tıklatınca, uykuyla uyanıklık arasında çıkan 'gel' sesiyle içeriye girdim.
Battaniyeyi kafasına kadar çekmiş Yarenle göz devirdim. Tamam kışın ortasında olabilirdik ama evin her yerinde kalorifer yanıyordu. Ben üzerime çarşaf bile almamışken bu deli napıyordu??
"Saat kaç?"
"3 buçuk oldu ayı. Kalk artık."
Yaren hızlıca yerinden doğrulup korku dolu gözlerle bakınca daha fazla kendimi tutamayıp sesli bi kahkaha attım. Hayatımda tanıdığım en aptal insan olabilirdi.
Yaren dalga geçtiğimi fark etmiş olacak ki yanındaki yastığı alıp sertçe kafama fırlatmıştı.
"Şerefsiz"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu
أدب الهواة'Öyle uzaktan uzaktan, hiç konuşmadan.. Nasıl da bağladın beni?.. Bu kitap, Göksel'in 'Uzaktan' şarkısından esinlenerek yazılmıştır.
