2.8

436 22 0
                                        

-Yaren'den-

"Kızım biliyor musun senin baban çok kötü bi baba."

İki haftadır sürekli olarak yaşanan şeyin verdiği bıkkınlıkla nefes aldım. Keremle Ece sonunda barışmışlardı ve biz ara transfer dönemi tekrar Türkiye'ye dönmüştük. Başlarda gelmeyi istemesem de Kerem'in hâlâ psikolojik olarak benim desteğime ihtiyacı olduğunu biliyordum. Herkes bunun farkındaydı, Ece de dahil. O yüzden onlarla birlikte Kerem'in evinde yaşamamı, Portekiz deki düzenimiz nasılsa öyle devam etmemizi istemişti. Keremin hâlâ tam anlamıyla tolarlayamadığını bildiğim için denemek istedim.

Burdaki günlerim dolu dolu geçiyordu. Dedikleri gibi Galatasarayda işe başlamıştım. Yüksek bi maaşla çalışıyordum ve işimi seviyordum. Bir sürü yeni arkadaşlıklar edinmiştim. Henüz geleli 2 hafta olsada Türkiye bana çok iyi gelmeye başlamıştı bile..

"Ece bilmiyordum baba olduğumu ya hani balım."

Eceyle Kerem yine atışmaya başlamıştı. Daha doğrusu Ece Kerem'i zorbalamaya Kerem ise kendini savunmaya başlamıştı.
Hormonlar yüzünden çok hassas olan Ece sürekli olarak Kerem'e yükleniyordu.

"Bilmiyordu çünkü beni bırakıp gitmişti. Baban çok acımasız birisi kızım, beni hiç düşünmeden arkasına bile bakmadan çekip gitti."

Kerem of çekip konuşmaya başlayacakken sertçe dürtüp sessiz ol diye fısıldadım. Ece'nin hamile olduğunu kendisine hatırlattıktan sonra sıra Kerem'in haksız rolü oynamasına gelmişti.

"Daha kaç kere özür dileyebilirim ki balım? Çok büyük hatalar yaptım biliyorum. Tekrardan çok çoookk özür dilerim."

Ece her konuşmasından önce yaptığı gibi hafifçe karnını okşayıp yine konuştu.

"Ne dersin miniğim? Affedelim mi?"

Biraz dinliyormuş gibi yaptıktan sonra tekrar konuştu.

"Yok affetmiyoruz. Kızım biraz daha sürünsün diyor."

Kapının çalmasıyla Keremle göz göze geldik. Önce tartışmadan yırttığı için sevinse de kapıya bakmamak için üzgünce gözlerimin içine baktı. Ece hamile olduğu için kapıya ikimiz bakıyorduk ve şuan ikimizde kalkmak istemiyorduk. Fazlasıyla zekice olan fikrimi ortaya atıp hemen konuştum.

"Taş kağıt makas. Yenilen kapıyı açar."

Kerem hızlıca bana doğru dönünce taş kağıt makas yaptık. Ben makas oda taş yapınca sevinçle ayağa kalkıp gol sevincini yaptı.

"KIZIM BENİM KAYBETTİĞİM OYUN YOK."

Çocuksu hareketine göz devirip kapıya koştum. Kapıdaki her an beklemeyi bırakıp gidebilirdi.

Karşımda kuryenin bir demet beyaz lale ve küçük bir saksıda kaktüsle beklediğini görünce kaşlarımı çattım.

"Buyrun?"

" Ece Doğan?"

"Ben arkadaşıyım. Ben alayım."

"Sizde Yaren hanım olmalısınız o halde."

"Evet ta kendisiyim."

"O halde şöyle uzatayım bu sizin."

Kurduğu cümlenin ardından kaktüsü uzatınca yüzümü buruşturdum. Bu neydi şimdi?

"Kerem bey gönderdi bunları. Şunlarda Ece hanımın, onada iletirseniz memnun olurum."

Laleri de diğer elime tutuşturunca içimden küfürler yağdırmaya başlamıştım. Pic hadi Ece'ye çiçek alıyorsun okey de bana niye kaktüs alıyon amk?

Uzaktan Uzaktan.. | Kerem Aktürkoglu Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin