Bu bölümü okurken "Simge - Üzülmedin mi?" dinlemenizi tavsiye ederim.
-Ece'den-
Saat 21.00 olmuştu ve ben yenice ofisten çıkıyordum. Arda'nın yanından ayrıldıktan sonra kafamı biraz dağıtmak için Menajerim Buğra'nın yanına gelmiştim. Ama fark ettim ki bu hiçte doğru bir karar değilmiş. Evet tüm gün Arda aklımın ucundan bile geçmedi çünkü sürekli çalıştık. Gelen işbirliği tekliflerini inceleyip, bazılarını düzenleyip tekrardan dilekçeler hazırladık. Çok yorucu bir gündü. Günün en kötü yanlarından birisi Kerem'le hiç konuşmamış olmamdı. Gerçekten buna hiç fırsatım olmamıştı. Bir kez aramıştı ama tabiiki toplantıda olduğumuz için açamamıştım. En azından müsait olmadığıma dair bir mesaj atmış olsam iyi olurdu..
Düşüncelerimin arasında arabamın yanına gelmiştim. Çantamdan çıkardığım anahtarımla sürücü koltuğuna oturdum. Bir an önce eve gidip uyumak istiyordum. Saat daha erkendi ama bu yorgunluğu bünyem daha fazla kaldıramayabilirdi..
...
15 dakika süren bir yolun ardından çok şükür ki evime gelebilmiştim. Telefonumu aldıktan sonra elimdeki çantayı yanımdaki koltuğa bıraktım. Yatmadan önce Keremle konuşacaktım. Telefonumu açıp sohbetimize girdim. Parmaklarımı klavyede gezdirdikten sonra yazdıklarımı gönderdim.
Naber sevgiliim? Kusura bakma yazamadim :/ Menajerim acil işler olduğunu söyleyince gitmek zorunda kaldım. Çok yoğun bi gündü, aradığında da toplantıdaydık. Cok cok özür dilerim acamadim.
Aslında evden çıkma sebebim, Buğra değildi. Arda çağırdığı için gitmiştim. Gitmez olaydım. Yaptığı şey aklıma gelince bir kez daha iğrendim. Pisliğin tekiydi. Durduk yere niye böyle birşey yapmıştı, niye beni çağırmıştı en ufak bir fikrim yoktu. Zaten dediklerinden de birşey anlamamıştım
Mesajlarım tek tik olunca uyuduğunu düşündüm. Bu gün öğleden sonra antrenmanları olacağını biliyordum. Yorulup erkenden yatmıştır diye düşünerek telefonumu kapatıp odama doğru çıktım. Pijamalarımı giyip birkaç rutin işimi de hallettikten sonra nihayet uyku zamanım gelmişti..
...
Yaklaşık 4. kez çalan telefonumla isteksizce yatakta doğruldum. Sabah sabah neydi bu şimdi. Komidinin üzerindeki telefonumu elime aldığımda arayan kişinin Ayça olduğunu fark ettim. Başım zaten ağrıyorken zil sesine daha fazla dayanamayıp aramayı cevaplandırdım.
"Of ne var Ayça? Sabahın bu saatinde ne oldu?"
"Ne sabahı Ece şaka mısın? Saat 2."
"Ohaa oldumu o kadar ya?"
"Siktir et şimdi saati. Siz niye ayrıldınız Keremle."
"Tövbe de salak ne ayrılması. Bide Maşallah de çünkü çok çok iyi gidiyor ilişkimiz , malum nazar değmesin."
"Tabi yeni uyandın seen. Bana bak aptal şey. 10 dakika sonra Seldayı da alıp yanına geliyorum. O zamana kadar telefonunu açıp medyaya bakmak yok. Tamam mı?."
"Aynen aynen kapat da gelin hadi."
Kurduğum cümlenin ardından telefonun kapanmasıyla şaşırmıştım. Ayça asla vedalaşmadan telefon kapatan birisi değildi. Kesin kötü birşey olmuştu. Hem Kerem ne alakaydı? Biz onunla ayrılmadık ki? Hatta aksine iki gün önce beraber olduk..
Daha fazla düşünmemek adına aşağı inmiştim. Pijamalarımı çıkarmayı düşünmüyordum. Kızlar yabancı değildi. Rahat takılmak istiyordum çünkü dünki yorgunluğu halen vücudumda hissediyordum.
Kızlar gelene kadar yapacak birşeyler bulmam gerekiyordu. Tabiiki sosyal medyaya girmeyecektim. Yürek yemedim, valla Ayça öldürür beni. Şu hayattaki ilk gayelerimden birisi Selda'nın ve Ayça'nın sözlerini dinlemektir. Çünkü dinlemediğim zaman o kadar dırdır yapıyorlar ki , insanı hayattan soğutuyorlar. Buna maruz kalmamak adına aklıma dahiyane bir fikir gelmişti. Bu gün Cumartesiydi ve en sevdiğim magazin programı vardı. Hafta sonları da boş vaktim olmadığı için uzun zamandır izlemiyordum. Kızlar gelene kadar birazcık gündemi öğrenmek eğlenceli olabilirdi.
Ayağa kalkıp televizyonun yanından aldığım kumandayla tam tvnin karşısına oturdum. Bir kaç kanal gezdikten sonra aradığım magazin programının kanalını görünce sesi fulleyip kumandayı kenara koydum. Ekranda gördüğüm Keremle olan fotoğraflarımızla kaşlarımı çattım. Spiker konuşmaya başlayınca dikkatle dinlemeye başladım.
"Galatasarayda oynayan milli futbolcumuz Kerem Aktürkoğlu ve ünlü güzelimiz Ece Doğan, geçtiğimiz aylarda bir restoranda başbaşa yemek yerken görüntülenmiş, meslektaşlarımızın ısrarlarıyla sevgili olduklarını açıklamışlardı. '4 aydır birlikteyiz ve birbirimizi çok seviyoruz. Ciddi düşüncelerimiz var.' cümleleri kuran çift sosyal medyada 2 aydır gündemden hiç düşmemişti. Birlikte yaptıkları bütün paylaşımlar milyonlarca izleniyor, yüz binlerce beğeni alıyordu. Türkiye'nin en yakıştırılan çifti de diyebiliriz tabii. Tüm ülke güzel ilerleyen bi ilişkileri var zannederken 1 saat önce Kerem Aktürkoğlundan şok bir paylaşım geldi. Ayrıldıklarını sosyal medya üzerinden duyuran Kerem Aktürkoglu 'Bu ikimizin ortak kararı, herhangi bir aldatma veya 3. kişiler söz konusu bile değil. Bizim için olması gereken buydu.' yazılı bir paylaşım yaptı. İkilinin Instagram üzerinden takipleşmeyi bırakmasına karşılık, Ece Doğan henüz bir açıklamada bulunmadı. Dün akşam saat 10 civarlarında Portekiz takımlarından Benfica'ya transfer olduğu açıklanan Kerem Aktürkoğlu bu sabah tüm medyada manşet oldu. Önce transferi, sonra ayrılığıyla acaba gittiği için mi ayrıldılar düşünceleride akıllarda ki cevapsız sorulardan birisi. İlerdeki kariyerinde Milli futbolcumuza Başarılar diler, transferini de bu vesileyle kutlarız."
Haberin bitmesiyle kalbimin cız ettiğini hissettim. Başım dönmeye başlıyordu. Ayağa kalkmak istedim ama dengemi kaybedip kendimi tekrar koltuğa bıraktım. Bilincimi kaybederken hatırladığım tek şey şiddetle çalan kapıydı..
Bölüm sonuu
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
İcardi bilmiyorum diyor..
Derbi yakalasiyoo. Osimhen, batsman, icardi babaya birer gol yazıyorum şimdiden.