32.Yakamoz

322 22 31
                                        

Sizi beklettiğimin farkındayım ama inanın yazmak için zaman yaratıyorum.
Aslında kitabın bir kitlesi olsaydı belki daha sık bölüm gelebilirdi,ya da gelmezdi bilemiyorum.Yazabildiğim zaman yazıyorum zaten emin olabilirsiniz. Hemde az bir okurum olmasına rağmen.

Sosyal medya hesaplarımı takibe alırsanız çok mutlu olurum.Bende yüksek takipçili bir yazar olmak istiyorum ʕ⁠´⁠•⁠ᴥ⁠•⁠'⁠ʔ

Ama bir sorun var ki,bazen Instagrama girmeyi unutuyorum (⁠-⁠_⁠-⁠;⁠)

Ama tik tokta baya aktifim çünkü kitapla alakalı editler yapıyorum.Yeni kitap tanıtımı videoları var orda,bir göz atın derim.Bölüm kesitleri alıntıları bilmek istiyorsanız beni ordanda takibe alabilirsiniz.Neyse hadi kaçtım ben çoook öpüldünüz.😘(⁠✿⁠^⁠‿⁠^⁠)

İnstegram;firdevs_siyah
Tik tok;ya_ka_moz_7

32: YAKAMOZ

********


İlerde kopacak kıyametin temellerini atmak üzereydi Ufuk Verah.En başından beri ne olduysa onun  seçimlerinden dolayı olmuştu.Bir insan, başka bir insanın hayatı üzerine bu kadar kolayca karar veremezdi,bu onun kızı dahi olsa bile.

Kumar masasına yatırdığı kızının geleceğiydi ama önemsediği tek şey hayatta kalması, güvende olmasıydı.
Babası için hayatta olması nefes alması yeterliydi,peki ya kızın mutluluğu ne olacaktı? Gerçek ailsene kavuşması demek, sevdiği adamdan koparılacağı anlamına geliyordu. Bunu da umursamadı adam,tek derdi buydu zaten.Ekin Asaf Karalı'nın kızının hayatından tamamıyla çıkması ve bir daha onu görmemesiydi.Eğer patlama olayı olmasaydı yine bir nebzede olsa olumlu bakabilirdi ama hayır, kızını bu hayattan çekip çıkarmak zorundaydı. Kız kardeşi gibi gördüğü baldızının başına gelenlere birebir şahit olmuşken, kızının aynı şeyleri yaşamasına izin veremezdi.

Bir babanın tarafından düşünüldüğünde doğru bir karar gibi görünüyor olabilirdi ama doğuracağı sonuçları kimse tahmin edemezdi.
Hele de iki tarafın bu denli kirli bir hayatı varken, kızının başına açtığı felaketlerden habersiz,asla yapmam dediği şeyi, elleri titreye titreye yapıyordu.Mecburdu, kızından vazgeçmeyi göze alıyordu çünkü karşısındakiler gücünün yeteceği kişiler değildi.Karalı'lara gücü yeten birine ihtiyacı vardı ve bu Afra'nın öz babasından başkası olamazdı.

Yıllar önce sakladığı katlı kağıt parçasını açtı, üzerinde yazan rakamları telefona tuşlarken defalarca kendine telkinlerde bulunuyordu
yapmam gerekiyor diye,yaptı da.Son defa gözleri, dolu gözlerle onu izleyen kadına döndü, karısına.Acı bir kabullenişle, başını aşağı yukarı salladı ve yapması için kocasını teşfik etti.Babası ya güya ondan kızına zarar gelmezdi,herkesten onu korurdu...
Ama hayır, en büyük zararı kızına öz babası verecekti.

Telefondan yükselen kalın, otoriter bir ses,"Alo!"dedi ve işte o an dönüşünün olmadığını anladı.Kurumuş boğazını ıslatmak için derince yutkundu ama
işe yaramamıştı,konuşmak için bir türlü dili dönmüyordu.İçinde tarifsiz bir inkar,hata yaptığını söyleyen bir ses duyuyordu ama aldırış etmedi, gözünü karartmıştı bir kez geri adım atmazdı.Hele de kızını,o halde gördükten sonra ilk yapacağı şey onu bu cehennemden kurtarmaktı.

YAKAMOZ Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin