33.Sevdalı Kalp

332 19 22
                                        

Selam selam ve selam.
Gerginim, kötüyüm, açıkçası ölü gibiyim.
Bir hafta içinde bölüm yazdığım için değil bu yorgunluğum, böyle yoğun bir hafta içinde yazmak yıprattı beni açıkçası.Bölüm sonunda dedikodu var orda konuşalım canlarım bölüme geçin siz hadi. Bakin o kadar yoruldum bir zahmet yıldıza basın daa!Yorum falan bir şeyde yazın keyfim yerine gelsin biraz, canım çok sıkkın 😒

Çabuk aşağı gelin diyeceklerim var size.



33.SEVDALI KALP


*******




Esen rüzgarın uğultusu kulağımın içine dolarken, üzerimde ki kalın pikeye iyice sarıldım.Sırtımı arkamda ki yastığa yasladım ve gözlerimi yumdum.İyi hissediyordum kendimi.
Bir gün öncesine, geçirdiğim krize rağmen gayet iyiydim.Kollarımı kendime sararken üşümeme rağmen yerimden kalkmak istemiyordum.Hoş istesem de kalkamazdım ki.Asaf'a ihtiyacım vardı ilk başta.Mesela şu an yanımda dursaydı, üşüdüğümü anlar,beni içeri taşırdı.Nerde olduğunu bilmiyordum, onu en son babamla annemi uğurlarken görmüştüm.Daha sonra kışın kasvetli havası daha cazip gelmiş ve beni verandaya bırakmasını istemiştim. Anlımı öpmüş, saçlarımı koklamış ve hemen geleceğini söyleyip gitmişti.Ne kadar geçtiğini anlamamıştım derin düşüncelerimle boğuşurken.İşleri vardır ve her saniye benimle uğraşmak zorunda değildi.Bencil bir insan hiç olmamıştım ama onu her an yanımda istemekten kendimi alı koyamıyordum.Acaba beni burda unutmuş olabilir miydi?Adam kendini unutur seni unutmaz.

Değişen bu ruh halimi aldığım ilaçlara bağlıyordum ama asıl sebebi bence bu değildi.Bilmiyorum belki de Asaf'ın yanımda oluşu bunu sağlıyordu ya da her şeyi boş verdiğim içinde olabilirdi.
Çok fazla şey kafamın içinde yaşıyordu ama dışıma vurduğum tek duygu sakinlikti.

Boş bakan gözler,ifadesiz bir yüz ve her an gülümsemeye alışmış dudaklar.
İyidim.En azından herkes öyle sanıyordu.Belki de gerçekten iyiydim ya da kendimi inandırdığım için yalanla gerçekleri ayırt edemeyecek kadar duygularımın farkında değildim.

Gözlerimin dalgınlığını alan bir gölge tam önümde durdu.İstemsizce irkilmiştim.Gözlerim odağını bulurken, küçük bir gülümseme yerleşti hemen dudaklarıma.Evet bu konuda geliştirmiştim kendimi en azından.

"Güzelim,"Elleri yüzüme kapanırken, baş parmağı yanağımı okşadı. "Beklettim seni üzgünüm.Üşümüşsün içeri geçelim mi?"

"Sorun değil."Başımı iki yana salladım,iyi geliyordu soğuk hava ama ona nasıl açıklayacaktım bilmiyorum.
Ben iyiydim.Olmak zorundaydım.

"Hamak gördüm orda,beni oraya götürür müsün?"diye sordum gözlerim büyük bir istekle kıvranırken.Kaşları çatıldı ama itiraz etmedi.Üzerimde ki pikeyi biraz daha etrafıma doladı, açıkta kalan bacaklarım içinde uğraştı ama o an ,hissetmediğimi söyleyemedim. Ruhsuz bir gülümsemeyle bakmakla yetindim.
Farkında değildi,anladı ve elleri durdu. Bana bakmadı ama ne düşündüğünü tahmin edebiliyordum.
Bir tek benim değil,herkesin bu düşünceye alışması zaman alacaktı.
Ben ayaklarımı hissetmiyordum,sakat kalmıştım.

Beni kucağına alırken,ne düşündüğümü biliyor gibiydi ve bu düşüncelerimi silip atmak için saçlarımın arasına derin bir öpücük bıraktı.İç çektim bu yakınlığıyla.Ne olursa olsun kalbim hızla atmayı bırakmıyordu.Küçük temaslarda bile kalbim deli gibi çarpıyordu ve buna mani olamıyordum.

YAKAMOZ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin