-24-

84 8 9
                                        

Hogwarts koridorlarında bir gölge olmayı hep isterdim. Öğrenci ikende bu böyleydi yetişkin komadan çıkmış halimde bile böyle.

Ellerimi şatonun en yüksekteki koridorunun taşlarında dolaşıyor, sert taşlar bana sanki onlar gibi olduğumu hatırlatıyordu. 

Hepsinin boyları farklı, şekilleri çarpık. Olmaması gereken yerde olan muazzam bütünlük. 

Ben hayatım boyunca bütün olamadım. 

Pencere pervazına tırmanıp oturuyorum yeni ayın ışığı bedenimde dans ederek pencereden geçiyor.

Deniyorum benden istenen olmayı ama ne yaparsın işte. Olmayanı oldurmaya büyü bile yetmiyor bazen. Göz kapaklarım titreyerek ağır perdeler gibi düşüyor. Beni karanlığa hapsediyor.

Annemin yüzü geliyor zihnime. Tamamı asla olmuyor. Asla. Bazen saf mor gözleri düşüyor önüme. Şefkatle bakıyor. Bazen de o kar beyazı saçlarını hissediyorum küçük çocuk ellerinin ucunda. 

Gamzeler, beyaz teni, ince parmakları... Ama taşlar gibi olmuyor birleşmiyorlar.

Yanıma gelen ayak seslerini duyuyorum deniz tuzu, süpürge sapının odunu ve taze bir sonbahar kokusu hepsini beraberinde sessizce getiriyor. 

Onun hisleri ise apayrı bir mevzu. Sanki beynimin tamamı o. Babasının yanında... Pekala kalbimde ki yerleri olsa da yadsınamaz bir aşkta oğluma karşı var içimde.

"Gerçekten mi? Yani... Sen Voldemort'u mu görmeye gittin?"

Çocuğun- hayır çocuğumun ağzından kelimelerin her anında şaşkınlık vardı.

"Az önce seni ortak salonuna yolladığımı sanıyordum hayatım. Ama buradasın."

Gözlerimi açtım. Oğlanın suratına baktığımda yine paramparçaydı.

Bir an gözleri Lily'nin anaç bakışıydı, bir an James hayretle kaşlarını kaldırıyordu, bir an babası gibi ellerini ovuşturuyordu. Ama benden hiç bir şey yoktu. Hak etmediğim içindir. 

Kendi düşünceme kıkırdadım, ama Harry bir cevap bekliyordu şuan kendimi soyutlama vakti değildi.

Dizlerimi göğsüme çekip ona biraz alan açtım.

"Evet, aslında söylememem gerekirdi. Sanırım koma yorgunluğundan sonra hala zihinsel bütünlüğe ulaşamadım."

Beş yaşından beri bütünün parçası değilim.

"Peki ne oldu? Neden böyle bir şey yaptın?! Ya seni öldürseydi o zaman ne olucaktı... Ne olacaktı söylesene nasıl bu kadar rahat o adamla buluşmaya gittin?!"

Derin bir çekip dışarıya çevirdim gözlerimi Kara Göl'ün sularına daldı gözlerim.

"Sadece bir anlaşmayı hatırlattım ona."

Kafasını hayır anlamında sallarken çıkan minik rüzgarın uğultusu kulaklarımı deldi. Gözlerinde anlamlandıramadığım bir duygu vardı ama sesi berrak ve sertti. 

Severus bir cevap istedi mi alırdı.

Anlaşılan oğlumuz Harry'de bir cevap istediğinde sonuna kadar bekleyip ulaşacaktı.

"Seni öldüremeyeceğinden nasıl emindin?"

Gülümsedim anlamsızca, boş bir gülüştü bu dudaklarım bile seğirmiş gibiydi bu gülüş için.

"Bilmem. Sanırım ben kabul etmesem de babam olmak istiyor. Güç istemeseydi... İyi bir babaydı. Sanırım buna güvendim... "

Koridorda uçuşan cüppe ve peşinden kendinden önce gelen koku.

"Sonbahar toprağı, parşömen ve söğüt kabuğu. Hoşgeldin Sev!"

 Harry gözleri tedirginlikle tam vücut karanlık koridora döndü. Karanlıklardan çıkan sevgili kocam tek kelime etmeden yanımıza yaklaştı.

"Saat gecenin ikisi ve Harry burada ne arıyor? Bir cevap bekliyorum."

Harry ile birbirimize baktık cidden saat geçmişti.

"Hesper sen gelmeyince sana gelicektim ama Harry'i kontrol etmeye gittim ve sende yatağında değildin."

Bıkkın bir şekilde gözlerini devirdi.

"Beni. Endişelendirdiniz. Bir. Daha. Yapmayın."

Tek tek ifadesine başımı salladım. Harry'nin elini tutup Severus'a döndüm. 

"İçtenlikle özür Sev. Söz veremeyiz ama çabalarız."

Beklemediğimiz bir şey oldu. İkimizin de yüreğini tuhaf hisler.

"Endişelendirdiğim için özür dilerim Profesör. Bir daha olmaz." 

Cam pervazından indik karanlık koridorlarda ilerledik hep beraber. Harry ortamızda yürüyordu. Ortamı yumuşatmak ve sevimsiz sessizlikten kurtulmam gerekiyordu.

Şişman hanımın önüne ulaşılan son merdivenin başında durduk zindanlara gitmek için ters yolu kullanıcaktık biz Severus'la. Şişman hanım çenesini tutamayıp dedikodu  yaratmayı severdi. Harry'nin saçını okşadım.

"Yarın cumartesi Hogsmade gezisinden sonra bizim kamaraya gel. Karnını çok doyurma çünkü akşama yemek yapıcam, çok şeker de yeme ,kaymak birasını fazla kaçırma tamam mı oğlum ayrıca hava esintili olabilir uzun çoraplarını gi-"

Harry gülümsedi. Severus'un boğazını temizlemesiyle konuşmamı yarıda bıraktırdı. 

"İyi geceler Harry."

Harry başını salladı,

"Sizlere de yarın akşam görüşürüz."

Merdivenlerden inerken onu bekledik sessizce, belime dolanan el ile başımı omzuna yasladım.

Biçimsiz bir taşım belki yerimi hiç bulamadım, bütün olamadım. 

Ama içeri girerken bize bakmaya dönen oğluma tüm gücümle elimi salladım. 

O bana el sallarken bakmıştı. 

Ben belki biçimsiz , kırılmış  olabilirim ama sanırım kimlere ait olmam gerektiğini biliyorum...


Point De RuptureHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin