Manuş Baba - Dönersen Islık Çal
ALLAH'IM AĞLAYACAĞIM 😭😭
Finali yazmak o kadar zormuş ki... Onlarla vedalaşmak daha da zor gerçekten.
Farkında olmadan her birine inanılmaz bir sevgiyle bağlanmışım, bağlanmışız. Umarım onları siz de benim kadar sevmişsinizdir 🥺
Ve umarım bu hikâye hep aklınızın bir köşelerinde kalır, onları hayallerinizde yaşatmaya devam edersiniz. Çünkü onlar sizin hayal gücünüzle hayat buluyor, her bir hareketi, her bir cümlesi, sizin hayalleriniz sayesinde gözünüzde canlanıyor. O küçük ama her şeyi sığdırdığımız hayal dünyamızda biz onları, onlar da bizi seviyor ve umuyorum ki bu sevginiz hiçbir zaman azalmaz...
Belki bir gün bir soru çözerken, bir kitap okurken, biriyle sohbet ederken, o "sana rağmen"i duyar veya okursunuz; işte o zaman aklınıza bu hikâye gelsin. Bir şeylerden vazgeçtiğinizi mi fark ettiniz?
Yine bu hikâyeyi düşünün. Onlar neler başardı, ben neden yapamayayım, diye bir düşünün. Gerekirse saatlerce duvarla bakışın ama bu satırları unutmayın, olur mu?
Hep beraber onları yaşatmaya devam edelim...
Hazırsanız finale geçiyoruz 🥹
"Yağmur olsan binlerce damla arasından bulur tutardım seni, çünkü korkarım; toprak aldığını vermiyor geri."
-Cemal Süreya
"Beni güzel hatırla!
Bunlar son satırlar...
Farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından,
Ya da bir yağmur, sel oldum sokağında, sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim, belki de bir 'rüya' idim senin için.
Uyandın ve ben bittim..."
-Okan Savcı
Geçmiş...
Bazen hayat, bir çocuk için karanlık olabiliyordu. Kimisi masanın altına, kimisi yorganın içine, kimisi ise gardırobundaki kıyafetlerin arasına saklanarak karanlık dünyalarından kaçıp, bir başka karanlık dünyaya saklanıyorlardı. Bu tek kelimeyle çaresizliğin ve korkunun esareti olan saklanma iç güdüsüydü. Saklansa da çıkış aynıydı, sadece o anki korkusunu bastırmak içindi tüm bu kaçışlar. Şu anda da olduğu gibi... Gardıropta sıkışarak saklanmasının tek nedeni korku ve saklanacak başka deliğin olmamasıydı. Bir tek kendi nefes seslerini duyarken içeriden kopan bağırışlar, isyanlar, atışmalar asla kesilmiyordu. "Nerede o?" diyordu Veysel, öfkeyle odaya dalarken. Ateş saçan gözleri odada gezindiğinde aradığı şeyi görememesi onu iyice sinirlendirmişti. "Çık lan, ortaya!" Elindeki kemer ile sertçe havayı dövdüğünde çıkan rüzgâr sesini işitmişti Murat.
Mavilerini sıkıca yumup dolaptaki kıyafetlere iyice sokuldu. Belki kıyafetler onu görünmez yapar, kamufle ederdi. Fakat öyle olmadı. Veysel sert bir hareketle gardırobun kapağını açtı ve korkuyla kollarını kafasına siper eden çocuğa baktı. "Korkak velet seni! Yine mi saklandın?" deyip onu kolundan sertçe tuttu, ardından çocuğu oyuncakmış gibi bir anda yere fırlattı. Murat o anki panikle düştüğü yerden kalkmış, kapıya doğru koşmuştu ama Veysel kapıyı çoktan kilitlemişti.
Nefes nefese, "Anne!" dedi kapıyı yumruklayarak. "Bu sefer hiçbir şey yapmadım, yemin ederim... Yardım et, lütfen! Korkuyorum." Veysel, onun arkasından gülmüştü. "Anne!" dedi bir kez daha. Korkudan yine sesi titriyordu. "Ölmek istemiyorum," diye mırıldandı boğuk bir sesle. Gözleri hemen dolmuştu. Korktuğu şey hiçbir zaman yediği dayaklar olmamıştı; o dayakların sebep olacağı ölümden korkuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sana Rağmen...
Teen FictionBiri, dünyanın henüz kirletemediği saf bir sevgiyle, her fırtınadan saklanarak büyütülmüş masum bir kız... Diğeri ise hayatın en erken yaşta bıçak gibi bilediği, acının ve şiddetin gölgesinde büyümüş yaralı bir adam: Murat... Lisenin o gürültülü, te...
