Arctic Monkeys - I Wanna Be Yours
Selamlarrrr!!!
Art arda bölüm atma yarışına hoş geldiniz djjsnsbs
Bir gün bile ara vermeden bölüm atmak benden sorulur tabiii 💅🏻
Neyse arkadaşlar "boş veriiinn"
Hadi bölüme geçelim...
Radyoda kısık sesle çalan şarkı eşliğinde hastaneye gidiyorduk. İçimde bir huzursuzluk vardı ama güneş öyle bir parlıyordu ki bana huzursuzluğumu unutturuyordu. Tabii asıl güneşli günlerden korkulmalıydı, benim için bu bir gerçekti. Aklımın bir köşesinde beliren 14 Ağustos tarihi ile bakışlarım donuklaştı. Başımı sola doğru çevirip Murat'a baktığımda ona bakmam sonucu onun da gözleri beni bulmuştu. Kafamda üç kere art arda silah patlamıştı resmen. Surat ifadem de bu nedenle asık olabilirdi.
Murat kaşlarını çatarak, "Güzelim n'oldu?" diye sorunca kendime gelmiştim.
Başımı hafifçe iki yana salladım. "Hiç... Öylesine baktım."
"Suratın da öylesine mi asıldı o zaman?" diye sordu tatmin olmamış bir ses tonuyla.
"Ya aklıma bir şey geldi, onu düşünürken suratım asılmış olamaz mı?" dedim hızla konuyu kapatmaya çalışarak. Bu konuda profesyonel...
"Tamam, kızma. Başka konu açarız," dediğinde dudağım yukarı doğru kıvrıldı. Huyumu nasıl da biliyordu...
Sırıtarak ona döndüm. "Mesela Muhittin'le ne kadar süredir sevgilisiniz, onu konuşalım," dememle donuk bakışlarla birkaç saniye yola baktı ve ardından mavilerini bana çevirdi. Daha sonra tekrar yola bakmaya başladı.
"Sen neden üstüne bir şey almadın? Sabah hava soğuk oluyor," dedi yola bakmaya devam ederken.
Ben de önüme döndüm. Yolu seyretmeye başlamıştım. "Soruma cevap alamadım."
Direksiyonu, hastası olduğum o hareketi yaparak çevirirken ben sadece ona bakıyordum. "Soruma cevap alamadım?" dedi sorar gibi.
"Önce ben sordum," diye karşı çıktım. Muhabbet çok saçma yerlere gidiyor, bence sus.
Bıkmış bir nefes verdiğini işittim. "Cevabını bildiğin soruları neden soruyorsun sevgilim?"
Murat arabayı hastane otoparkına park ederken saçlarımı savurdum. "Keyfim öyle istedi. Ayrıca sohbetin hiç sarmadı şu an, ineceğim ben!" deyip o daha durmadan ben kapıyı açtım ve kendimi dışarı attım. Murat bir anda fren yapmıştı fakat ben çoktan inmiştim.
"Almina!" dedi ben henüz kapıyı kapatmamışken. "Sen bugün neden yerinde duramıyorsun!" Sinirli bir tonda söylediklerine aldırmadan kapıyı kapattım. Arkamı dönmüş gidiyorken göz ucuyla Murat'a baktım. Ya sabır çekiyor gibi bir hâli vardı.
Ben gururumla baş başa kalarak başımı dikleştirip hastaneye doğru adımlamaya başladım. Arabanın motorunun sesi kesildiğinde anladım ki birkaç saniye içerisinde Murat yanımda bitecekti.
Tam hastanenin kapısından gireceğim sırada motorlu bir adam hızla gelip elimdeki çantamı almış ve bir anda gaza asılmıştı. "ÇANTAM!" diye cırlarken çantanın askısını sımsıkı tutmayı ihmal etmiyordum. Tabii bu sırada yerde sürükleniyordum. Bacaklarım boydan boya yüzülmüştü. En sonunda pes edip çantayı bıraktım. Arkama döndüğümde koşarak gelen Murat'ı gördüm. Murat? Koşmak? Kalp... Her şey o kadar üst üste gelmişti ki beynim adeta donmuştu. "Murat!" dedim bağırarak. Kafayı yememe ramak kalmıştı. Canım acıyordu ve ne tepki vereceğimi anlayamıyordum, idrak etme yetimi kaybetmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sana Rağmen...
Novela JuvenilBiri, dünyanın henüz kirletemediği saf bir sevgiyle, her fırtınadan saklanarak büyütülmüş masum bir kız... Diğeri ise hayatın en erken yaşta bıçak gibi bilediği, acının ve şiddetin gölgesinde büyümüş yaralı bir adam: Murat... Lisenin o gürültülü, te...
