50 - TESLİMİYET

107 34 255
                                        

Bugün imanlı bir giriş yapıp Allah'ın selamını vereceğim size 😍

Selamünaleyküm sevgili hayalet okurlarım 🙃

Bu bölümü yazarken bir "Vay be, bugünleri de mi görecektik?" demedim diyemem. Almina'nın anne olmasını hâlâ bünyem kaldıramıyor dhsjdhsjjs

Çok uzatmadan bölüme geçelimmm

AMA

Öhöm... 🥰

Allah aşkına bir ya da iki tane, sayıyı size bırakıyorum, YORUM YAPIN

Ayıp ya! Bekliyoruz burada bir Allah'ın kulu yorum yapsın diye. En azından bir selam çakın bölüm başına, ona da razıyız.

Artık bölüme geçebilirsiniz, izin veriyorum 🫠

Lise yılları...

Karanlık ona elini uzatmıştı bir kez daha. Neden yine karanlığa esir düştüğünü anlamadığı halde teslim olmuştu. Zaten hep bunu yapmaz mıydı? Teslim olmak... Bu zamana kadar ne zaman teslim olmamıştı ki? Alışıktı o. Dışarıdayken güçlü, yıkılmaz duvarlara sahip bir adamdı, evdeyken tamamen teslim olmayı tercih ediyordu, daha doğrusu mecbur bırakılıyordu.

Gözlerini araladığında karşısındaki kamera ve yanında duran Veysel'le karşılaştı. Şaşırtıcı bir ortam değildi. İşkence odasındaydı, elleri yukarıdaki metal kelepçelerle asılmış vaziyetteydi. "Günaydın," dedi Veysel çarpık bir sırıtışla. "Sevgili oğlum..."

Murat öfkeyle burnundan bir nefes verdi. Üzerinde tişörtünün olmadığını fark edince öfkesi daha da artmıştı. Yine mi öldüresiye dövülecekti? Peki sebep neydi? "Ne istiyorsun?" diye sordu Murat sert bir dille.

"Hesap vermeni." Açık bir yanıt alması üzerine bakışları donuklaştı. "Ufak bir hesaplaşma yaşayalım istedim." Kamerayı tam Murat'ı çekecek şekilde ayarlayıp tekrar gözlerini ona çevirdi. "Dün eve geç gelmişsin," dedi ellerini pantolonunun cebine atarak. "Neredeydin?"

Murat cevap vermedi. Sadece bir kameraya bir Veysel'e bakıyordu.

"Cevap?" dedi Veysel sorar gibi. Yine cevap gelmeyince cebinden küçük bir bıçak çıkardı. "Hımm..." diyerek gülümsedi Veysel. Elindeki bıçakla bakışıyordu. "Anlaşılan işleri zorlaştırmak istiyorsun." Bıçağın parlaklığı karanlığa rağmen göz alıcıydı. Belki de dakikalar sonra kanın kırmızısıyla karanlığa karışacaktı.

Sivri ucunu dik bir şekilde Murat'ın çenesine dayayıp başını yukarı kaldırdı. "Çok sıkıcısın." Veysel yüzünü ekşiterek söylediği cümleyi ifadesiyle destekledi. "Bakıyorum da ellerin kelepçelenince köpek yavrusundan bir farkın olmuyor," deyip büyükçe bir kahkaha attı. "Yazık."

"Bir gün," dedi Murat en sonunda. "Ellerin kelepçelenince zavallı bir mahkûm olarak hücrelere hapsolacaksın." Kısık sesle güldü. "Yazık..."

Veysel bıçağı biraz daha bastırıp öfkeyle alt dudağını ısırdı. "Bana cevap ver! Hangi cehennemdeydin?" Dişlerinin arasından çıkan sesi fazlasıyla ürpertici bir tondaydı.

Murat cevap vermek için Veysel'in kulağına doğru yaklaştı. Dudaklarında sinir bozucu bir gülümseme vardı. "Sana ne?" diye fısıldadı kulağına. Kalın sesi karanlığın içinde yok oldu. Korkutucu ortama kafa tutar gibi rahat bir şekilde kahkaha attı.

Başını geriye çeken Veysel ciddiydi. Bıçağı Murat'ın çenesinden çekip arkasına sakladı ve sert bir yumruğu suratına geçirdi. Murat elleri kelepçeli olduğu için hiçbir şey yapamıyordu. Başı sağa düşünce hemen kendini toparladı, başını yukarı doğrulttu. Hâlâ rahatça gülümseyebiliyordu. Sanki az önce yumruk yememiş gibi sakindi. Bu rahatlığı Veysel'e feci derecede batıyordu. "Sorun değil, istediğim cevabı alana kadar bekleyebilirim," dedi Veysel boğazını temizleyerek.

Sana Rağmen... Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin