İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

71. Bölüm: Harabedeki Papatya

17 1 0
                                        

71. Bölüm: Harabedeki Papatya

Sevgi; insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.

Sevgili; gönülden sevilen gönül verilmiş olan, sevgi ve bağlılık duyulan kimse.

Aşk; bir kimseye veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu.

Benim sözlüğümdeki aşk, bendeki aşk, aşkım... kalbim pare pare yollarına serilirken akıldan sevdiğim, aklım rüzgârlarında savrulurken kalpten sevdiğim; deliyken karşılaşıp çıldırmışçasına sevdiğim, kollarında şifa bulup aklı başında sevdiğim; göz göze, diz dize, kollarının arasındayken sevdiğim, aramızda kilometreler varken bir papatya uğruna sevdiğim... Ateş'im, yüreğimdeki soluksuz yangın, ruhuma bıraktığın kıvılcımların sancısı çok. Lakin güzel şey, göğsümde sana dair bir hatıra taşıyor olmak güzel şey.

Ateş'im, sevgilim, aşkım... seni bu âna dek hep sevdim, bir gün sonrasının ise garantisi yok.

Rabbim, seni bana bir gün daha sevdirsin.

O gün yanağı avuçlarımı sarmıştı, ben karşısında bir buz kütlesi gibi dururken O yine, ateşten ibaretti. "Sevgilim, korkmuyorsun değil mi?" Sessizlik. İçimdeki duygu korkudan çok daha farklı bir boyuttaydı. "Baban içeride olmalı, şimdi içeri geç. Ben halledeceğim." Gitmeden evvel gözlerimden öpmüştü. Ben gözden öpmenin ayrılık getirdiğini biliyordum, Ateş bilmiyor olmalıydı.

Üç gün olmuştu, dördüncü gün ise başlamak üzereydi. Ateş tek bir günü beni görmeden bitirmemiş olsa da hepsi kısa görüşmelerden ibaretti ve bu konu hakkında tek bir cümle konuşulmamıştı. Kendisinden bir açıklama, bilgilendirme beklediysem de bunu yapmadı. Ben ise sormadım.

Tepsiyi tek avucuma alırken kapıyı tıklattım. İçeri girişimle göz göze geldiğimiz babam çalışma masasındaydı, yüzündeki kırışıklıklar bir tebessüm hâliyle belirginleşirken gözlüğünü indirdi, "gel kızım," dedi, laptopun kapağını kapattı.

"Saatlerdir buradasın," diye başladığım konuşmayla birlikte fincanı babama doğru uzattım. "Daha ne kadar çalışacaksın?"

Diğer fincanı ellerimin arasına alırken koltuklardan sağ olanına oturdum. Ömrüm boyunca sağ tarafta kalmayı diledim. "Yetiştirmem gereken bir tasarı var," diyen babam kahvesinden bir yudum aldı. "Sabahı bulur."

"Toplantı sabah diye hatırlıyorum," dediğimde onayı çenesini eğerek verdi. "Sabahki toplantı için tasarıyı bir önceki gece mi hazırlıyorsun, baba? Normalde hiç böyle huyların yoktur, son güne bırakmayı sevmezdin."

"Gözümden kaçan bir sahne, Turgut'da biraz rahatsızlanmış..."

Mırlarcasına verdiği yanıtla birlikte "Baba," diye soludum. "Ben düşündüm, teklifini..." kurban olduğum, gözündeki parıltıya kurban olurum. "Yalnız bir şartım var."

"Kabul."

"Öyle hemen el etek çekmek yok, bütün işi devralmıyorum. En azından belli bir vakte kadar yönetimde kalmaya devam et, kalanını bana bırak."

Tüm yorgunluğu tek bir haberle çekip alınmış bir tavırla "Tamam," dediğinde, "yavrum," hitabını hızlıca ekledi. "Yanlış anlama, asla sorgulamak değil niyetim, yalnızca merak... fikrini ne değiştirdi?"

"Artık bir düzen oluşturma isteği," dedim. "Sami Bey, şimdiden bir çıtlatayım bu düzen için verdiğim birkaç farklı karar da var. Sonra haberleri aldığında şaşırma!"

HARABEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin