İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

72. Bölüm: Müzehher

8 2 0
                                        

72. Bölüm: Müzehher

Beni, verdiğim bu kararın ne kadar doğru olduğunu sorgulayamayacak bir büyü esir almıştı. Ne gözüm ne de gönlüm bu karşımdaki adamdan çekilmiyor, dudaklarımdan çektiğim nefesten çiçekler dökülüyordu. Harabe evden taşan papatyaları gördüğüm andan beri, aklımın başımdan uçtuğu açıktı. Beni bir uçurumun kenarında zor bela durduracakları da. Kimin?

Bazı anlarda doğru hislerle verdiğimiz yanlış kararların getirisi fazla acı olabiliyordu. O an nasıl hayır denir bilememiştim. Gerçi, hayır demek içimden de gelmemişti ya! Bu iç sıkıntımın sonradan katlanarak artacağı belliydi, henüz ânın büyüsü dağılmamışken düşüncelerime sızışı bunu kanıtlar nitelikteydi.

Ne yapacağımı bilmiyor değildim, temkinli davranmaya devam edecek lakin hiçbir şey yapmayacaktım.

Oturacak ve olayların bir yerde patlak vermesini bekleyecektim çünkü aldığımız bu kararın, birilerini kızdıracağı açıktı. Ateş'in neleri göze aldığını bilemezdim, çok şeyi göze aldığına ise emindim. O, bunca şey göze almışken ben, bir hayal kırıklığını mı sorun edecektim?

Evet, yaşayacağım şey basit bir hayal kırıklığı olacaktı. Bu anlar, gelebilecek hiçbir şeye şaşırmayacağım ve göğüs gerebileceğime inandığım anlardı.

Ateş'in sürücü koltuğunda olduğu araç durduğunda "Yürüyerek devam edelim," dedi, indiğinde geldi, kapımı açtı, uzattığı avucuna sarılırken tek bir tereddüt yaşamadım.

"Çok yürüyecek miyiz?" diye sorduğumda

Cık'ladı, saatini kontrol ederken "Karşıya geçeceğiz," bilgisini sundu. Parmakları parmaklarımın arasına karıştığında konuşmamız da burada bir müddet sona ermiş oldu. Saat akşam 10'a geliyordu, midemdeki hareketlilik kendini belli ederken sesim çıkmıyor, gözlerim etraftaki karanlığı perestişle süzüyordu. Kulağıma sızan dalga seslerinin sunduğu huzur ise iç sıkıntımı bastırmaya yetiyordu.

Tekneye önce Ateş bindi, bir kez daha uzanan avucuna, bir kez daha tereddütsüz sığındım. Rüzgârın dövdüğü saçlarımla, üstümdeki kabanın koruyamadığı uçuşan eteklerimle, çoktan kızarmış olan tenimle, sırtımı Ateş'in göğsüne yasladım ve dalgaların bizi sürüklemesini onun sesinin ardından dinler oldum.

"... önce durumu babana açmamız gerekiyor, detaylar illa konuşulur, bugün konuşmayalım da... birtanem ben artık seninle yaşamak istiyorum."

"Olur," diyorum sessizce. "Kararımızı babama bildirelim, daha sonra evimize geçelim."

Dudakları başımın üstüne konunca gözlerimde sızı, örtülüyor kirpiklerim, kavuşuyor kirpiklerim. Doluyum sevgiyle, farkındayım, ölmek üzereyim sevgisinde. Kulağımda her daim garip bir çınlama var, bana ânı yaşattırmıyor. Göğsümde hep bir ağırlık, başımda sızım sızım bir ağrı... ne gündüzüm ne gecem, her cümlem, her hecem ya yangın ya ateş, yer yön teferruat sanırım, bana her son Ateş.

Sağ elim gökyüzüne kalkarken, avucum dolunayla birleşiyor. Dudaklarımda basit bir kıvrılma var, sol el parmaklarım usulca okşuyor yüzüğü. Yüzük, anlamdan epey uzak, kocaman taşıyla, fiyatının dudak uçuklatacak cinsten olduğunu belli ediyor. Taşın parlaklığı tepedeki aydan bir az, göz kamaştırıyor.

Ateş elimi kavradığında yüzümü yüzüne çevirdim, yüzüğün yanına konan o zarif öpücük nefesimi seslice düşürmeme sebep olurken bu kez göğsüne başımı yaslıyorum. Sağ elim başımın hizasında göğsüne konarken gözlerim yine, yüzüğün üstünde geziniyor. Yüzüğün üstünde ve bize neler getireceğinde...

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 16 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

HARABEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin