BEYAZ KILIÇ

61 15 23
                                        

Başıma giren ani acıyla istemsizce inledim buda neydi şimdi?

BEDENİMİ BANA GERİ VER! Diye bağırdı Dawson zihnimde. Kendi kendime gülümsedim.

Beni bunca zaman boyunca sabırsızlıkla bekliyordun. Şimdi ne değişti Dawson? Dengeyi sağlayabilmem ve her şeyi düzeltmek için bir bedene ihtiyacım vardı.

Bana ben Yang'mışım gibi hissettirdin!

Başka ne yapabilirdim ki? Sen zaten kendini Yang zannediyordun, sana bedenin için ihtiyacım olduğunu söyleseydim gelir miydin?

Ben... Evet gelirdim.

Kendine yalan söylemeyi kes Dawson. İkimizde asıl cevabın hayır olduğunu biliyoruz.

Bedenimi geri ver!

Eğer seni beklendiği gibi öldürmemi istemiyorsan kapa çeneni.

Hiç tahmin ettiğim gibi biri değilsin.

Aksine, tahmin ettiğin gibi biriyim. Ama sen olaylara tek yönlü bakıyorsun. Ben bunu herkesin iyiliği için yapıyorum ve bedenimi geri ver diyorsun ya, bu beden zaten benim! Kopmadan öndeki bedenim. Şimdi yeniden gerçek bedenimdeyim.

Peki ya tüm o gördüğüm şeyler...

Bak, sen bedenimi kullandığın bu süre zarfında benden bazı parçaları aldığın için kendini Yang zanettin. Aynı kardeşim gibi ama sen Yang değilsin, Yang benim. Şimdi kapa çeneni.

-Toprak-

Dışarıdan sesler gelirken elimdeki bıçağı yere bıraktım ve ayağa kalkıp mağara çıkışına yöneldi. Dışarı çıktığımda Dawson'ı gördüm. Arkasında kocaman bir ordu vardı. Bizim tanımadığımız insanlarla doluydu. Hepside soğuk bakıyordu ve Dawson'da dahil hepsinin gözleri koyu maviydi. Parlıyor gibiydi. İçimde kötü bir his vardı ve benim hislerim asla yanılmazdı. Koşar adımlarla mağaranın içine girdim.

"Buradan hemen gitmeliyiz!" Dedim onlara. Hepsi bana tuhaf bir şekilde bakmaya başladı.

"Neden ki?" Dedi Çetin. Çetin Adel'in üçüncü okulundaki sınıf arkadaşlarından biriydi.

"Çünkü başımız belada." Dedim. Cemre uzandığı yerden doğrulup bana dikkatle bakmaya başladı. O da Çetin'le aynı okuldaydı.

"Adel mi geliyor?"

"Hayır, Dawson geliyor ama bir sorun var. Herkes tuhaf davranıyor."

"Herkes tuhaf davranıyor derken?" Dedi Masal.

"Duygudan yoksunmuş gibi."

"Ne yani sürekli mutlu olacak halleri..."

"Bakın sizi bilmem ama ben saklanacağım. Bir sorun var bunu hissediyorum. Benimle beraber saklanın. Yanılıyorsam ortaya çıkarız." Dedim ve mağranın derinliklerine doğru gitmeye başladım. Bir süre sonra arkamdan ayak sesleri duymaya başladım. Beni takip etmeyi karar vernişlerdi anlaşılan. Mağaranın en karanlık yerine saklandıktan beş dakika sonra içeri Dawson girdi.

Gözleri mağarayı adeta aydınlatıyordu.

"Çocuklar nerdesiniz?" Diye bağırdı Dawson. Birkaç kişi çıkmaya karar vereceği zaman onları durdurduk. Mağaradan adım sesleri duyulmayı başladığı sırada herkes sessizleşmiş, pür dikkat adım seslerini dinlemeye başlamıştı.

Dilerim... #wattys2016Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin