25*late night

136 15 5
                                        

"Bu da ne?" diye bağırarak odaya giren Michael'ın sesiyle ikimiz de uyandık. Açık penceremin uçuşturduğu perdemin arasından giren gün ışığı odamı aydınlatıyordu. Michael'la göz göze geldiğimde ateş saçtığını gördüm.

"Konuşsanıza!" diye bağırdığında Luke'la birbirimize baktık.

"Michael..."

"Size gerçekten inanamıyorum! Özellikle de sana Luke! Bu yaptığın hiç doğru değil. Hayatımda hiç bu kadar hayal kırıklığına uğramamıştım. Hangi insan en yakın arkadaşının kendinden 2 yaş küçük kız kardeşine bu şekilde yaklaşabilir?"

"Michael, anlamıyorsun."

"Neyi anlamıyorum? Her şeyi gayet iyi anlıyorum, salak değilim." dedikten sonra elinde tuttuğu resmi üstümüze attı ve kapıyı çarparak çıktı.

Dün gece çekildiğimiz resim...

Madelyn uyandığında perdenin uçuştuğunu ancak daha havanın aydınlanmadığını görmüştü. Hızla ayağa kalktı ve Luke'u uyandırmamaya çalışarak merdivenleri indi. Annesini gecenin bir yarısında mutfakta görmeyi beklemiyordu. Bulanık da olsa elinde tuttuğu şeyi görmüştü. Yaklaşınca görüntü netleşti ve annesini de onu fark etti.

"Michael bunu görmeden hemen ortadan kaldır."

"Bana sinirlenmedin mi?"

"Hayır ama Michael görürse deliye dönecektir. Bir an önce kaldırsan iyi edersin."

"Teşekkürler anne." dedi Madelyn ve gidip elinden resmi aldı. Annesi ona sarıldı ve alnına bir öpücük bıraktı.

"Bu sürecin senin için zor olduğunun farkındayım ama ne olursa olsun ben senin annenim ve bana gelebilirsin. Babanla sıkıntılarımız olması seni etkilememeli. Belki iyi bir aile değiliz ama ikimiz de sizin için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, tamam mı hayatım?"

"Tamam, anne."

"Seni seviyorum Madelyn."

"Ben de seni anne."

"İyi geceler, güzel uyu."

"İyi geceler, sen de." dedikten sonra bir bardak su alıp odasına çıktı.

"Ne oluyor?" dedi Luke uykulu bir şekilde.

"Annem gelmiş bir şey yok."

"Gitmeli miyim?"

"Hayır, hayır ama öğrendi. Neyse ki resmi gören o oldu, Michael değil. Şunu kaldırsam iyi olur."

"Tamam, tamam. Ben uyumaya devam ediyorum sen de pencereyi biraz daha açabilir misin?"

"İstersen kapı açık durabilir ya da vantilatörü açabilirim."

"Hayır, hayır gerek yok. Sen de uyu saat daha dört. İki saatimiz var daha."

"Tamam geldim." dedi Madelyn. Resmi çekmecesine kaldırdı, pencereyi tamamen açtı ve tekrar Luke'un yanına yattı. Kafasını Luke'un göğsüne koyduğunda Luke onu nazikçe ittirdi.

"Bebeğim, hava sıcak terledim biraz sarılmasak olur mu?"

"Tamam sıkıntı değil ya."

"Seni seviyorum, iyi geceler."

"Ben de seni seviyorum Luke, sana da iyi geceler."

Bu sefer saçma sapan bir ruya görmeden güzel bir uyku çekebilmişti Madelyn. Ama bu Luke için pek mümkün olmamıştı. Eylül ayı için hava fazla sıcaktı. Luke, balkona çıktı, alt kata indi, bahçeyi gezdi, soğuk su içti, tişörtünü çıkarttı ama hiçbiri işine yaramamıştı. Michael'ın odasına girdi ve Michael'ın hala gelmediğini gördü. Sonra tekrar Madelyn'in odasına gitti ve onun dolabının bir kısmına koyduğu eşyalarını aldı. Sık sık onlarda kaldığı için burada hep eşya bırakırdı. Havlu da aldıktan sonra duşa girdi.

Duştan çıkıp üzerini giyindikten sonra saçını havluya kurulayarak Madelyn'in odasına döndü. Havanın fazla sıcak olması yüzünden tişörtünü giymedi ve bir süre odada oyalandı. Madelyn'in etrafa yaydığı notlarına, defterlerine, yarısı okunmuş kitabına baktı. Taşmak üzere olan kitaplığına baktı. Yanyana sırayla dizilmiş Harry Potter serisine baktı. Sonrasında dikkatini çeken çok eski bir kitabı eline aldığında bunun bir defter olduğunu anlamıştı. İçini açtığında ilk sayfada Michael'ın yazısına benzeyen bir yazıyla onun için yazıldığına dair bir not düşülmüştü.

Defterin Michael tarafından ona hediye edilmiş olduğunu anladığında daha fazla karıştırmadan tekrar kütüphaneye bıraktı. Saçındaki sular parkeye damlacıklar bırakırken Madelyn de uyanmıştı.

"Ne yapıyorsun?" dedi gözlerini kısarak. Luke'u net göremediği için silüetine bakarak ne yapmaya çalıştığını görmeye çalıştı. Başarısız olunca gece lambasını yakıp gözlüklerini taktı ve Luke'a baktı.

Onu gördüğü anda ateş almıştı adeta. Birden bire her yeri yanmaya başlamış hatta terlemişti. Kalbi, damarlarındaki kanı normalde olmasi gerekenden çok daha hızlı pompalarken nefesleri hızlanmıştı.

Luke, ağır bir sesle "İyi misin Madelyn?" dediğinde kafasını sallamakla yetinmişti.

"Çok sıcak olmadı mı? Dolabın yanından vantilatörü çıkartabilir misin?"

"Tabii." dedi Luke Madelyn'in haline gülerken.

"Gülmesene."

"Ama çok komiksin."

"Eh, harika gözüktüğünü inkar edemem hayatım."

"Teşekkür ederim bebeğim." dedi Ve Madelyn'in yanına gitti. Yatakta oturan kızın beline ellerini koydu ve onu yavaşça öptü. Kız da onun boynuna doladı ve bir süre öpüştüler. Ayrıldıklarında ikisi de yatağa yattılar.

"Artık uyusak iyi olur. Yarın okul var."

"Evet, evet haklısın Luke."

Madelyn ışığı kapattı ve Luke'a doğru kıvrıldı. Luke, onu çok terletmemeye çalışarak kollarını sıkmadan ona doladı ve ikisi de bir buçuk saat daha derin bir uykuya daldılar.


dear madelyn//hemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin