33*graduation

81 9 3
                                        

Bu bölüm 2234 kelime olmuş ama sonu birthday cake'in bir bölümüyle aynı zaten, onu okuyanlar geçebilir. Şimdiden okuduğunuz için teşekkürlerrr!!

"Günaydın!" dedi Luke servise binerken ve Madelyn'in yanına oturdu. Ona da ayrıca "Günaydın," dedikten sonra "İyi misin?" diye sordu gülümseyerek.

"Evet, evet çok daha iyiyim. Dün gece yatmadan ilaç aldım zaten." dedi ve o da gülümsedi. Sonra kafasıni Luke'un omzuna koyup tekrar kulaklıklarını taktı. Okula geldiklerinde ilk dersleri ortak olduğu için birlikte spor salonuna gittiler. Madelyn tribünlere oturdu; Michael, Calum, Ashton ve Luke da basketbol oynamaya başladı. Trudy salona girdiğinde Ashton "Daha fazla oynamayacağım." dedi. Luke ve Michael'ı tribünlere sürükledi. Sonrasında Calum ve Trudy öpüştü ve barıştı. Öğrenci zili çalınca hepsi soyunma odalarına çıktı ve eşofmanlarını giydi. İki sınıf da öğretmen tarafından serbest bırakılınca çocuklar basketbol oynamaya başladı ve Madelyn ile Trudy de tribüblere oturup onları izlemeye başladı.

Oyun sırasında Luke karşı takımdaki bir çocuğun önünü kesti ve pasına engel oldu. Bunun üzerine çocuk sinirlendi ve topu oldukça sert bir şekilde Luke'un suratının ortasına fırlattı. Acı birden bire Luke'un burnundan başlayarak tüm kafasına yayıldı ve Luke acıdan ötürü bilincini kaybetti, yere düştü. Oyun durduruldu ve herkes başına toplandı. Luke'un burnundan akan kanla beyaz tişörtü kırmızılaşmış, suratı da kan olmuştu. Luke'un annesine haber verildi ve Liz gelip onu aldı. Madelyn de onlarla gelmek için yalvardı ve Liz onu da alıp birkikte hastaneye gittiler. Luke hastanede gözlerini açtı ve Madelyn'le göz göze geldi.

"Çok acıyor mu?" dedi Madelyn elini sıkarken. "Evet."

"Tamam, geçecek merak etme." dedi ve Luke'un elinin üstünü öptü.

"Nasıl gözüküyorum?" dedi Luke gülerken ama canının acımasıyla tekrar suratını buruşturdu.

"Hala harikasın sevgilim. Sadece biraz daha kanlı ve yamuk."

"Mükemmel burnum gitti demek." dedi ve tekrar güldü. Bu sırada doktor odaya geldi. Bir kaç muayeneden sonra Luke, ameliyata alındı. Çok uzun sürmeyen bir ameliyattan sonra Luke odaya döndüğünde narkozun etkisinden yeni yeni çıkıyordu ve nedensizce ağlıyor, bir şeyler geveliyordu. Sonunda tekrar uyuduğunda Ashton da hastaneye gelmişti. Luke'un bilinci yerine geldiğinde anında Calum'u sordu.

"Neden gelmedi?" dedi hayal kırıklığıyla.

"Eminim şimdi gelir Luke." dedi Ashton. Doktor Luke'un geceyi geçirmesine gerek olmadığına, eve çıkabileceğine karar verince Liz çıkış işlemlerini halletmeye gitti. Madelyn de Luke'un eşyalarını toparladı ve hastaneden çıktılar. Luke hala Calum'u bekliyordu. Odasına indi ve biraz yattı.

"Nasıl hissediyorsun?" dedi Madelyn yanına uzanırken.

"Biri burnumun ortasına ve iki gözüme yumruk atmış gibi."

"Hala o kadar ağrıyor mu?" dedi Madelyn elini hafifçe yanağında gezdirerek.

"Evet, ayna var mı?" dedi Luke ve kalkmaya çalışırken.

"Senin odan, sen daha iyi bilirsin."

"Bilmiyorum, galiba banyomda bir el aynam vardı annemin bıraktığı. Onu getirebilir misin bebeğim?" dedi Luke ve Madelyn kalıp banyoya gitti. Tam bu sırada Michael, Ashton ve yanlarında bir kişi daha Luke'un odasına geldi.

"Biri seni ziyarete geldi." dedi Ashton huzursuzca.

"Yoksa Calum mu?" dedi Luke heyecanla doğrulurken. Bu sırada Madelyn banyodan elindeki aynayla çıktı ve Michael'ın arkasındaki Chelsea ile göz göze geldi.

dear madelyn//hemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin