Sonunda Boston'a taşınma zamanı geldiğinde Luke heyecandan yerinde duramıyordu. Artık zaman gelmişti ve en yakın arkadaşıyla birlikte taşınıyorlardı. Her şey yolundaydı, Madelyn'le arası iyiydi. En azından ona göre araları oldukça iyiydi.
Luke, büyük annesiyle de vedalaştıktan sonra yürüyerek eve dönerken yolda Chelsea'yi gördü.
"Selam!" dedi Chelsea Luke'un yanına gelirken.
"Selam."
"Bugün mü taşınıyorsunuz?"
"Evet."
"Şey, gitmeden önce kahve içmek ister misin? Evim şurada. Hem vedalaşmış da oluruz."
"Tabii, neden olmasın?" dedi Luke ve Chelsea'yle birlikte eve girdi. Sonrasında pişmanlığını yaşayacağı olaylar dizisi çoktan başlamıştı ve Luke durduramıyordu. Chelsea birden bire onu öpünce bunun son kez olacağını düşünmüştü ve sonuna kadar devam etmeye karar vermişti. Ama bu kadar pişman olacağını bilseydi kesinlikle devam etmezdi.
Bir kaç dakika içinde kendilerini Chelsea'nin odasında buldular. Luke ne yaptığının bilincinde bile değildi. Alelacele ikisi de soyunurken Luke düşünme yetisini kaybetmişti ve her şey bir anda gelişmişti. İkisi de inlerken hiçbir şeyin farkında değildi Luke. Sonunda Chelsea'nin yanına uzandı ve ikisi de uykuya daldı.
---------------------------
Luke çalan telefonuyla uyandığında kimin aradığına bakmamıştı. Telefonu açtığında Madelyn'in sesini duymuş ve o zaman anlamıştı ne yaptığını.
"Neredesin sevgilim? Seni bekliyoruz havaalanında."
"Geliyorum hemen bebeğim. 10 dakikaya oradayım." dedikten sonra telefonu kapattı ve hızla giyinmeye başladı. Ne yapmıştı? Nasıl yapabilmişti? Ne zaman bu kadar iğrenç bir insan olmuştu? Madelyn'i seviyordu, neden onu aldatmıştı ki?
"Nereye?" dedi Chelsea yatakta doğrulurken.
"Yetişmem gereken bir uçak var." dedi Luke tişörtünü giyerken.
"Güzel bir vedalaşma oldu, Luke. Görüşürüz."
"Görüşürüz." kelimesi istemsizce ağzından çıktığında Luke kendine küfretti. Görüşmemeliydiler.
-------------------------
"Nerede kaldı?" diye soludu Madelyn sinirle.
"Bilmiyorum." diye cevaplandırdı Michael. O da sinirlenmişti. Luke yarım saat önce on dakikaya geleceğini söylemişti ve ortada yoktu. Tam o sırada Luke onlara doğru koşarak geldiğinde ikisi de rahatlamıştı.
"Özür dilerim çok mu geciktim?"
"Bir daha ki sefer on dakika dediğin bizim saatimizde on dakika olsun. Seninkinde üç katına çıkıyor da." dedi Michael.
"Neyse ki online check-in yaptırmıştık. Artık vedalaşalım." dedi Madelyn ve annesine sarıldı.
Vedalaşma faslı bittiğinde uçaklarının son çağrısı yapılıyordu. Son kez ailelerine el salladıktan sonra kapıdan geçtiler ve uçağa ilerlediler. Uzun bir uçak yolculuğundan sonra Boston'a varmışlardı. Orada Luke'un dayısının artık kullanmadığı evinde yaşayacaklardı. Luke adresi taksiciye verdikten yarım saat sonra Luke'un eskiden çok sevdiği apartmanın önünde durmuşlardı. Taksi parasını verdikten sonra Luke anahtarı bir kaç dakika boyunca bulamadı. Sonunda arka cebinden çıkardıktan son Michael ve Madelyn'e döndü ve "Buraya koyduğumu unutmuştum." deyip güldü.
"Salak." dedi Michael ve Luke sonunda kapıyı açtığında güneşte pişme sürelerinin sonuna gelmişlerdi. Asansöre binip "3" yazan tuşa bastıktan bir kaç saniye sonra dairenin önündelerdi. Kapıyı açıp içeri girdiklerinde büyük bir daireyle karşılaşmışlardı. Evin iki odası, bir salonu, geniş bir mutfağı ve iki tuvaleti vardı. Michael koridora girip "Büyük oda benim!" diye bağırdıktan sonra soldaki kapıya girip eşyalarını bıraktı. Luke ona güldükten sonra koridorun sonundaki kapalı bir balkonu olan, diğer odaya göre biraz daha küçük olan odaya girdi. Dayısı Luke'a bir jest yapmış ve evi onlar için yenilemişti. Bu yüzden yapmaları gereken pek bir şey yoktu. Sadece markete gidip alışveriş yapmaları gerekiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dear madelyn//hemmings
FanfictionHer geçen gün senden uzak durmak daha da zorlaşıyor. birthday cake'in yan kitabıdır.
