LUKE
Calum'un evinden çıktım ve kendi evime doğru yürümeye başladım. Michael'la daha ne kadar böyle gideceğini düşünürken Madelyn'i aramaya karar verdim. 2. Çalışta açtı ve güzel sesi kulaklarımı doldurdu.
"Hey," dedi yumuşak bir sesle. "Seni özledim." diye devam etti. Gülümsediğini anlamak zor değildi.
"Ben de seni özledim sevgilim. Bugün Michael'laydık."
"Ya, barıştınız mı?"
"Tabii ki barışmadık, Calum'un yanına gittik ve o ortamda bile bana laf soktu."
"Ciddi misin?" dedi ve kıkırdadı. "Artık alıştım sanırım böyle davranmasına. Herhalde bir daha asla affetmeyecek."
"Öyle düşünme, yakında eskisine döner her şey."
"Umarım öyle olur Luke. Her neyse ben kapatsam iyi olur biraz ders çalışacağım."
"Ya..." dedim ve bir süre durdum. "Ne oldu?" dedi Madelyn. Tanrım, benimle konuşurkenki ses tonu harikaydı. Mest oluyordum adeta ve onu telefonda dinlemek bile beni kendimden geçiriyordu. Yüzüme büyük bir gülümseme yayılırken konuştum. "Bu akşam bir şeyler mi yapsak?"
"Çok isterim ama Michael'la durumlar malum, şu aralar buluşmasak daha iyi."
"Ama seni çok özledim sevgilim." diye sızlandım. Hattın diğer ucundan iç çekişinin sesini duydum. "Ben de seni hayatım ama biliyorsun."
"Evde tek misin?"
"Evet, neden sordun?"
"Şöyle ki, Michael ve Calum Trudy'nin evine gidecekti. Onların işi de muhtemelen uzun sürer. Ben de diyordum ki acaba hazır sen de tekken yanına mı gelsem?"
"Ders çalışmam gerekiyor ama."
"Zaten hafta içi sürekli çalışıyorsun lütfen." dedim ve ondan cevap bekledim. "Lütfen, lütfen, lütfen." diye ısrar ettim.
"Pekala, hadi bekliyorum."
"Tamamdır, birazdan oradayım."
"Gecikme, annemler ya da Michael ne zaman döner bilemiyorum."
"Merak etme, markete uğrayıp geliyorum." dedim ve telefona öpücük attım. O da aynısını yaptıktan sonra telefonu kapattık. Ben mutlu bir şekilde markete giderken biri adımı seslendi. "Luke! Hey, Luke!" kafamı çevirdiğimde bana seslenenin bizim sınıftan Chelseq olduğunu gördüm.
"Ah, selam Chelsea."
"Selam, Luke. Nasılsın?" dedi ve beyaz dişleri sergileyerek gülümsedi. Güzeldi. Ve de seksi.
"İyiyim, teşekkür ederim sen nasılsın?"
"Ben de iyiyim. Şey ben sadede geleyim, bu akşam bir parti var ve benimle gelmek ister misin diyecektim." dediğinde ona baktım. Bana böyle bir teklifle gelmesi şaşırtıcıydı, ismimi bile bildiğinden emin değildim.
"Eminim parti çok güzeldir Chelsea ama üzgünüm, kız arkadaşımla buluşacağım." dediğimde yüzünden bir şok ifadesi geçti.
"Ah, peki. Senin kız arkadaşın mı vardı?"
"Evet, evet var. Beni bekliyor olmalı, gitsem iyi olur."
"Şey, sakıncası yoksa kim olduğunu sorabilir miyim?"
"Madelyn." dediğimde daha da şok olmuştu.
"Clifford olan mı? Şu Michael'ın kardeşi. O kızla çıktığına inanamıyorum ondan çok daha iyileri vardı. O kız hiç sana göre değil ki." dedi ve Madelyn'le ilgili bir sürü kötü şeyi sıralamaya devam etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dear madelyn//hemmings
FanfictionHer geçen gün senden uzak durmak daha da zorlaşıyor. birthday cake'in yan kitabıdır.
