37*drive

80 10 12
                                        

MADELYN:

Saat 4'te uyandığımda tüm odanın döndüğüne ve duvarları 5 tane falan gördüğüme yemin edebilirdim. Film efektlerindeki gibi duvarlar yukarı aşağı hareket ederken hayatımda hissetmediğim kadar kötü hissetmiştim. Pekala, bundan sonra bilgisayarda bu kadar vakit geçirmeyeceğim.

Oda dönmeye devam ederken bir şekilde kapıdan çıkmayı başarmıştım. Koridor yürüdükçe daha da uzarken banyoya ulaşabilmem imkansızlaşmıştı. Koridor da odam gibi dönerken sehpanın üstündeki içinde çiçek olan vazoyu düşürüp kırmıştım ve Michael'ı uyandırmıştım. Dönen koridorda yürümek zorlaşırken sendeleyip yere yapışacakken gürültüye uyanan Michael beni tutup düşmemi engellemişti.

"Haberimiz olmadan içtin mi yoksa gerçekten bilgisayarla bu kadar uğraşmanın böyle yan etkileri mi var?" dedi gülerek ve odama dönmeme yardım etti. Beni yatağıma yatırdıktan sonra yanıma uzandı. "İyi misin? Biliyorum sormam saçma ama hiçbir şey demedin, defalarca odana geldim ama hepsinde uyuyordun. Yarın için ne hissediyorsun?"

"Hiçbir şey." dedim gözlerimi kapatıp.

"Gerçekten hiçbir şey mi? Yani hayatında önemli bir değişiklik olacak." dediğinde bir süre düşündüm. Annem ve babam ayrılıyordu, abim taşınıyordu, sevgilimden ayrılmıştım ve en yakın arkadaşımı en son iki hafta önce görmüştüm. "Ben taşındıktan sonra, ne olursa olsun, saat kaç olursa olsun beni arayabileceğini biliyorsun, değil mi?"

"Evet, evet biliyorum." dedim ağlarken. Bugün ne kadar çok ağladım öyle ya?

"Ya, ağlama lütfen." dedi Michael bana sarılırken. "Gitmem hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Her şey eskisi gibi olacak, annemle ya da babamla yaşaman da bir şeyi değiştirmeyecek. Her şey normal olacak."

"Nasıl her şey normal olacak?" dedim sinirle. Sonunda benim de patlama anım gelmişti. "Hiçbir şey normal olmayacak Michael. Her şey değişecek, sen olmayacaksın, annem veya babamdan biri olmayacak, Luke olmayacak!" dedim tek seferde. Bunun üzerine Michael bana daha sıkı sarıldı ve bir şey demedi. Saçımı okşadı ve arada bana "Her şey iyi olacak," tarzı şeyler söyledi. Ona sahip olduğum için çok şanslıydım.

"Uyumalısın, ben de uyumalıyım. Yarın uzun bir gün olacak." dedi ve alnımı öpüp kalktı. "İyi geceler, yarın seni uyandırırım." dedi ve öpücük atıp odamdan çıktı.

LUKE:

"Günaydın Michael, nasılsın?" dedim telefon açıldığında. Tanrım, kendimden iğreniyorum. Sevgilimden ayrılmıştım ve şu an abisiyle her şey normalmiş gibi konuşuyordum. İğrenç bir insanım.

"Günaydın Luke, kötüyüm. Sen nasılsın?"

"Ne oldu?"

"Madelyn'le hiç konuşmadın mı?"

"Hayır?" dedim endişeli bir tonda.

"Annem ve babamın son duruşması bugün. Biraz zor bir gün olacak." dedi. Gülümsemeye çalıştığı sesinden belli oluyordu.

"Bilmiyordum." dedim. Madelyn için endişelenmeye başlamıştım. "Neyse seni daha fazla tutmayayım, görüşürüz."

"Görüşürüz." dedi ve aramayı bitirdim. Rehberden Madelyn'i buldum ve onu aradım. Kendimi kötü hissediyordum, üstümdeki bu hissi atmam gerekiyordu bu yüzden aramanın en iyi seçenek olduğuna karar vermiştim.

"Madelyn, selam." dedim telefon açılınca.

"Selam Luke." dedi Madelyn. Sesi çok yorgun geliyordu.

"Nasılsın?" dediğimde bana sinirlenmesini bekliyordum. Ama sinirlenmedi, bağırmadı ya da iğneleme yapmadı. Gayet normal bir şekilde konuştu ve bu beni şaşırmıştı.

dear madelyn//hemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin