23*school

209 20 10
                                        

Sabah altıda çalan alarmıyla kalkan Luke, okulun başlayacak olmasıyla depresifleşmişti. Üniversiteden önce son seneleriydi ve notları çok önemliydi. Ayrıca üniversite demek uzağa taşınmak demekti ve bu da Madelyn'in yanında olamayacağı anlamına geliyordu.

Madelyn'se okulun açılacak olmasından memnundu, böylece aile hayatından biraz daha uzaklaşabilecekti. Her ne kadar teyzesinin yanına da bu yüzden gitmiş olsa da teyzesi sürekli bu konuyu gündeme getiriyordu. Ders çalışırsa en azından biraz uzaklaşabileceğine inanıyordu.

Özellikle dün geceki krizden sonra ailenin tamamıyla dağıldığını düşünüyordu. Babası evi terk etmişti annesi ise eve gelmemişti ve geceyi Michael'la yalnız geçirmişlerdi. Michael dün kesin olarak üniversitede gideceğine kadar vermişti ama Madelyn'i de alarak gitmek istiyordu. 2 seneyi başka bir yerde okumanın onun için sıkıntı olmayacağını düşünmüştü ama Madelyn pek de istekli değildi. Yeni bir ortama alışmak, yeni arkadaşlar edinmek...

Bu düşünceleri aklından atmaya çalışarak üniformasını giyindi Madelyn. Kapı çaldığında Trudy'nin geldiğini düşünerek ağzında diş fırçası ve üstünde yarısına kadar iliklenmiş gömleğiyle aşağı indi, kapıyı açtı. Luke karşısında görünce ağzında diş firçası olduğu için daha çok homurtu gibi çıkan bir "Günaydın," demişti ve onun içeri geçmesi için kapıdan çıkmıştı. Diş fırçasını ağzından çıkarıp ağzındaki diş macunu köpüğünü kapının yanındaki tuvaletteki lavaboya tükürdükten sonra Luke'a döndü.

"Michael giyiniyor, birazdan iner. Ben de dişlerimi fırçalayıp geliyorum. Kapı çalarsa açarsın, Trudy gelecek." dedi ve merdivenlere yöneldi. Luke onu belinden tutup kendine çekti.

"Ne yapıyorsun Luke, şimdi Michael gelecek."

"Gelmez. O daha uyuyor. Gelmeden aradım. Biraz daha uyuyacağını söyledi. Sakin ol." dedi ve yanağındaki diş macunu izini baş parmağıyla alıp parmağının ucuna gelen iş macununu emdi.

"Tamam, bu biraz iğrenç değil miydi Luke? Sonuçta o şey benim ağzıma giriyor falan yani. Ayrıca az önce diş macunu yedin." dedi Madelyn ona garip bakışlar atarken.

"Diş macununun tadını severim aslında. Yani küçüklüğümden kalma bir şey. Sanırım dayım dişçi olduğu için. Ona fazla düşkündüm ve bana sık sık dişlerimi fırçalatırdı ama bunun konumuzla ne alakası var? Ayrıca iğrenç değil, bir bakıma öpüşmekle aynı mantık. Ve giyinsen iyi olacak."

"Tamam ben Michael'ı uyandırıp giyinip geleyim."

O gitmeden Luke yanağını öptü. Madelyn de gülümsedi ve merdivenleri ikişer ikişer çıktı. Michael'ı uyandırdı, dişlerini fırçalamayı bitirdi, gömleğini ilikledi. Bu sırada Trudy geldi, Michael uç buçuk saat boyunca diş fırçaladığı için ona söylendi, bu yüzden de Madelyn'in saçına diş macunu sürdü, kavga ettiler, Madelyn saçındaki diş macununu akıttı ve tekrar kuruttu. En sonunda ikisi de sapa sağlam aşağı indi. Dördü birlikte okula yürüdüler ve sabah müdürün konuşmasında Trudy ve Madelyn yine tören boyunca ayılıp bayıldı. Luke ve Michael ise tüm tören boyunca Calum ve Ashton'la konuştular.

Yılın ilk dersi Luke için fazlasıyla sıkıcıydı. Her ne kadar edebiyatı sevse de bu sene derslerine giren öğretmen uyumasına neden oluyordu. Ayrıca Michael yanı başında uyurken konuşacak kimsesi de yoktu. Bu yüzden telefonunu açtı ve sınıfın diğer ucunda oturan Calum'a mesaj attı.

Luke: Çok sıkıldımmm

Calum: Gidip inek gibi en öne oturursan böyle olur sürün köpek.

Luke: En önde oturmuyorum :(((

Calum: İkinci sıra işte ne fark eder -_-

Luke: Calum kurtar benii çok sıkıldım

Calum: Aa seninle işim olmaz benim

Luke: Tamam. Michael var.

Calum: Evet ne de güzel uyuyor bebeğimm

Luke: Siktir git Calum, Michael benim.

Calum: Luke, telefonu kaldır ve küfretmeyi kes.

Luke, telefonunu kilitledi ve sırasının üzerine bıraktı. Kafasını kollarının üstüne koydu ve gözlerini kapadı.

"Bay Hemmings, Bay Clifford ve diğer uyuyanlar. Kafanızı kaldırıp tahtadakileri yazmazsanız kendinizi müdürün odasında bulabilirsiniz. Eminim bunca senelik birinciliğinizi ve temiz sicilinizi kaybetmek istemezsiniz, Bay Hemmings."

"Özür dilerim efendim." dedi Luke ve kalemini alıp yazmaya başladı.

Ders bittiğinde Luke sıkıntıyla Michael'ı, Calum'u ve Ashton'ı alıp bahçeye indi.

"Kadın resmen beni uyuttu."

"Luke, hasta falan değilsin değil mi? Senin derste uyuduğunu daha önce hiç görmedim de."

"O kadar sıkıcıydı anla işte."

"Ne kadar bokta bir pazartesi Tanrım yeter. Okulu gram özlemedim görüşeceklerimle tatilde de görüşüyorum zaten." dedi Michael ve bir taşı tekmeledi. Taş havalandı ve önde yürüyen çocuğun poposuna çarptı.

"Dikkat etsene Michael!"

"Üzgünüm, umurumda olmayan insanlara dikkat etmiyorum."

"Bakıyorum da tatilde beni çok özlemişsin."

"Her şeyden çok Johnny."

"Kardeşlerimizin bir dönem çıktığına ve şimdi de arkadaş olduklarına inanamıyorum."

"Ben de, acaba kız kardeşim ne tür bir gerizekalıydı da senin gibi bir götün kardeşiyle çıktı."

"Ah, bence senin kız kardeşin gibi benim kardeşim de gerizekalıydı Michael ama tabii ki genleriniz aynı olduğundan senin kardeşin daha gerizekalı."

"Düzgün konuş." dedi Michael siniri artarken. Madelyn yanında Trudy ile gülümseyerek onlara doğru gelince Calum bakışlarını Trudy'nin üzerine çevirdi. Michael Johnny'den uzaklaştı. Calum Trudy yanında durunca onunla konuşmak istedi ama utancından ağzında bir şeyler geveleyip kaçtı. Madelyn de sabah parasını almadığıyla ilgili bir şeyler söyledi ve Michael'dan para istedi. Bu sırada Josh Johnny'nin yanına geldi. Madelyn'i gördüğünde gülümsedi ve ona kantine kadar eşlik edebileceğini söyledi. Trudy, Josh ve Madelyn gittikten sonra Michael güldü.

"Al işte, bu da aptal." dedi ve gülmeye devam etti. Zil çalınca uyuyarak geçirecekleri bir edebiyat dersi için sınıfa çıktılar.

dear madelyn//hemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin