32*i could still stare at you

95 10 9
                                        

LUKE:

Gözlerim benim kontrolüm dışında aralanıyor ve elim istemsizce telefonuma gidiyor. Ortadaki tuşa basıp ekranın aydınlanmasını sağlıyorum ve saate bakıyorum.

03.59

Telefonumun kararmasına izin verip Madelyn'e doğru dönüyorum. O kadar güzel uyuyor ki ondan adeta gözlerimi alamıyorum. Alnına küçük bir öpücük bıraktıktan sonra tekrar ona arkamı dönüp telefonumu açıyorum.

Chelsea: Hey

Chelsea: Uyudun mu?

Chelsea: Beni uyku tutmadı.

Luke: Ben de uyuyamadım.

Chelsea: Güzel öpüşüyorsun.

Luke: Yine mi bu konu?

Chelsea: Evet, yine bu konu.

Luke: İyi geceler Chelsea.

Telefonumu kilitleyip tekrar yatağa uzanıyorun. Sağa ve sola dönüyorum hatta bir ara yüz üstü yatıyorun ama uyuyamıyorum. Madelyn bu kadar hareketime sinirle inlediğinde sağa dönüp ve ona sarılıyorun. Bir süre öylece yattıktan sonra sonunda uyuyakalıyorum

---------------------------

Gözlerim içimdeki garip bir histen dolayı hızla açılıyor. Yatakta dikelip kendime gelmeye çalışırken suçluluk, ayak parmaklarıma kadar kendini hissettiriyor. Telefonumun ortadaki tuşuna basıp saate bakıyorum.

05.55

Bu saate uyansam da bir şeyin değişmeyeceğini düşünerek yataktan kalkıp dün çıkardığım kıyafetlerimi giyiniyorum. Odanın içinde dolaşırken Madelyn'in alarmı çalıyor. Gözleri aralanıyor ve beni arıyor. Elini sol tarafa atıp yokluyor ve beni bulamadığında "Luke," diye sesleniyor. Sandalyesinden ona gülümsüyorum ve o da bana geri gülümsüyor.

"Seni aşağıda bekliyorum. Sen de giyin gel." diyorum ve odadan çıkıp ona giyinmesi için izin veriyorum. Merdivenlerde koridorun diğer ucundaki odasından çıkan Michael'la karşılaşıyorum ve ona gülümseyip "Günaydın," diyorum. O ise gözlerini devirmekle yetinip ağır ağır konuşmaya başlıyor.

"Umarım bundan sonra her sabah seni kardeşimin odasından çıkarken görmem."

"Eskiden burada olmamı severdin."

"Hala seviyorum. Sadece buradayken olduğun yerin kız kardeşimin odası olmasını sevmiyorum. Günaydın bu arada." diyor ve banyoya ilerliyor. Kilitli kapıdan giremeyince Madelyn'e bir kaç laf saydırıyor ve giyinmek için odasına geri dönüyor. Ben de merdivenleri inip mutfağa gidiyorum. Karen'la günaydınlaştıktan sonra kahvesini yapmaya dönüyor.

"Üzgünüm kahvaltı hazırlayacak kadar vaktim yok ama dolaptan istediğin gibi meyve alabilirsin. Çocuklara çıktığımı söylersin. İyi dersler."

"İyi günler." diyorum ve kahvesini termosa koyup çantasını alıp çıkıyor. Ondan hemen sonra Madelyn eteğini eliyle ütüleyerek mutfağa giriyor ve buz dolabını açıyor. Bir elma çıkarıp ısırdıktan sonra bana dönüyor ve dolu ağzıyla konusmaya başlıyor.

"İster miydin?" diyor ve ben kafamı olumlu anlamda sallıyorum. Elindeki elmayı bana atıyor ve bir tane daha elma çıkartıyor. Yeni elmayı bana veriyor ve kendi elmasıni elimden alıyor.

"Dün gece çok güzel uyuyordun bebeğim." diyorum onu kendime çekerken.

"Beni mi izliyordun?"

"Adeta bir biblo gibi uyuyordun. Sanat eseriyle dolu bir odada bile seni izlemeye devam edebilirim." diyorum ve ona daha da yaklaşıyorum. Tam bu sırada Michael içeriye sahte bir şekilde öksürerek giriyor ve ayrılmamıza neden oluyor.

dear madelyn//hemmingsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin