Y

419 24 8
                                        

Aradan tam olarak 6 gün geçmişti ve ben kimseyle görüşmemiştim. Buluşucakları zaman bir bahane buluyorum veya kursa gidiyordum.

Calum'la otelde yaşadıklarımızdan sonra beni pişman etmesi uzun sürmemişti.

Çok aptaldım.

Sarhoşken Arama: Daisy, hemen parka gelir misin? Konuşmamız lazım.

Daisy: neyi konuşacağız?

Sarhoşken Arama: sen gel

Tabii ki onu görmeye dünden meraklıydım. Üstümü değiştirme gereği bulmadan arabaya atlayıp, parka sürdüm. Havanın sıcak oluşundan çok kalabalıktı. Calum arkası bana dönük bir şekilde, parka oynayan çocukları izliyordu.

"Merhaba." Dedim yanına oturup.

"Sanada." Dedi yüzünü bana dönüp. "Nasılsın?"

İçimde yarattığın fırtınalar hariç iyiyim demek isterdim. Ama sadece "Normal, sen?" Diye geçiştirdim.

"Bende." Dedi tekrar çocuklara dönüp. "Jessica sırtımı gördü."

"Ne dedi?"

"Kendi yaptığını sandı ve özür diledi."

"Benimle sevişmeden önce yada sonra onunla mı seviştin?"

Kesinlikle pişmanlık duygusunu tüm bedeninde hissediyordum.

"O benim karım, Daisy. Ayrıca sen zaten İngiltere'ye geri döneceksin."

"Sorunun bu mu? Seni bırakmamdan mı korkuyorsun? Calum, ben oraya gidince seni bırakmış olmuyorum ki, kalbimin her atışında sen varsın."

"Sen fedakâr davranamıyorsun." Dedi sahte gülümsemesiyle.

"Fedakâr davranamıyor muyum? Senin için her şeyi yaptım, yaparım ve yapacağım Calum ne fedakârlığından bahsediyorsun sen?"

"Gitmek zorunda değilsin? Ve Cameron ile o kadar iyi anlaşmak zorunda değilsin."

"Senden Jessica ile ayrılmanı istesem, ne yaparsın?"

Böyle bir şeye hakkım yoktu ama sadece merak etmiştim.

"Ben." Dedi durakladı. "Ben bunu yapamam."

"Doğru, haklısın. Jessica'nın kalbini kırmak istemezsin, onu üzmek istemezsin. Korkuyorsun sonuçta onu kaybetmekten, karın o senin. Aklın bir hafta önce neredeydi Calum?"

Zar zor aldığım nefesle cümle kurmak zor oluyordu.

"Bilmiyorum genelde sana dokunduğum zaman, senden başka hiç bir şey düşünemiyorum. Duramıyorum, kendimi engelleyemiyorum."

"Benimleyken kontrolü kaybetmen benim suçum değil."

"Senin suçun benim dediğim herşeye evet demen. Beni durdurmuyorsun Daisy." Dedi ama bana bakmayı kesmişti.

"Sana söyledim yapamıyorum, yapmayacağım."

"Gidecek misin?" Dedi bir anda.

"İlişkini bitirecek misin?"

"Hayır." Dedi hiç düşünmeden.

Gözlerim dolunca kendimi tutma ihtiyacı duymadım. Ağladığımı fark edince kollarını bana dolayıp kendine yaklaştırdı. Başımı omzuna yaslayıp gökyüzüne baktım ama dolunay yoktu. Gözyaşlarım omzunu ıslatırken bunu sorun etmiyordu.

"Unut gitsin birbirimize iyi gelmiyoruz." Dedim aniden ayağa kalkıp.

"Hayır Daisy, böyle düşünme ben sana bakınca sakinleşiyorum." O da ayağa kalkmıştı.

Ağlamam bir anda çok hızlandı, aklıma küçükken okulda ki ilk gün ki masumluğumuz geldi.

Yazın bitmesini beklemeden İngiltere'ye geri dönmeliydim. Mümkünse hemen yarına bilet alıp, bir daha gelmeyecektim. Calum'a dokunmayıp, ona karışmayacaktım.

Gözlerim yanana kadar ağladığım. Parkın kalabalık olması, bazı insanların bize bakması önemli değildi. Yine bana sarıldı, her zaman teselli etmek için omzu açıktı. Her seferinde kendimi onun kollarına buluyordum.

Bana yaşattırdıkları, tüm acıları ve tüm sevinçleri ile güzeldi. Ve bu bir vedaydı. Ona son dokunuşum, son sarılışım, son defa sıcaklığını hissetmemdi.

"Seneler sonra belki görüşürüz Calum." Dedim onu kendimden uzaklaştırınca.

"Geri gelmeyecek misin?" Dedi kısık sesiyle.

"Geri gelmem için sebebim yok. Özellikle buraya. Herşeyin başladığı yere geri dönersem, herşey yeniden başlar."

Sustu. Bende sustum.

Gözleri kahverengi olabilirdi ama okyanus kadar derin bakıyordu.

"Kendine iyi bak." Dedim son kez ona bakıp.

İşte her şey bitiyordu.

"Kendime iyi bakmam için bir sebebim yok."

"Ne kadar iyi olabiliyorsan, dene. Ve aşık olduğum gülüşünü hiç bir zaman kaybetme."

"Seneler sonra beni bulduğunda lütfen sevdiğim kız ruhunu kaybetmemiş olsun."

Ellerim titremeye başlamıştı.

"Elini ver." Dedi elini uzatıp. "Sen buraya dokundun."

Elim tam kalbinin üstündeydi.

"Ve ben senin buraya dokunuşuna aşığım."

Ağzımı açıp bir kelime edecek gücüm yoktu. Bu sefer ben dinledim, o konuştu.

"O gün demiştin ya; kalbine dokunursam düşeriz diye, haklısın Daisy. Ben çoktan düştüm."

Ağlaya ağlaya bir hal oldum why?

idfc Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin