SU
Etraftaki sesleri duymamaya çalışarak Hayat’ın gözlerinin içine baktım. O da gözlerini gözlerimden ayırmadı. Berk’in boğazını temizlemesiyle bakışları Berk’e kaydı ve elimi bıraktı. Anlamsız bakışlarla Berk’e bakarken kalbimin daha hızlı attığını hissettim. Berk’in gözlerinden sinir akarken Hayat hiçbir şey anlamamış olacak ki kendinden beklenenin aksine sakin bir şekilde Berk’e bakıyordu. O an Hayat’ı iyice süzdüm. 1.85 boylarında, kaslı, kemikli bir yüz, tabiki yemyeşil gözler ve kırmızı bir dudak. Konuşurken ellerini cebinde tutması ona ayrı bir hava katıyor. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şeyi umursamayan birisi gibi görünüyor. Belki de kötü bir çocuk. Etrafındakilere bakılırsa herkes ondan korkuyor ve kızlar hayranlıkla etrafını çevirmiş durumda. Duygularımı yönetebilen biriyimdir. İstediğim kişiden hoşlanırım. İstediğimde de unutabilirim. Kızlara bu kadar düşkün birinden asla hoşlanamam. Arkadaş olabiliriz belki. Sonuçta popüler birisi. Bende lisede öyle olduğuma göre burada da böyle devam edebilir. O zaman Su çalışmalara başla kızım. Bu saatten sonra kim tutar seni. Hayat okulun popüler çocuğuysa, sende popüler kızı olacaksın. Kimseyi umursamamaya başlayabilirim. Hayat hangi bölümde acaba önce bunu öğrensem iyi olacak. Daha fazla gergin ortamda kalamayacağımı ilk fark eden midem oluyor. Güçlü bir mide bulantısıyla hemen oradan ayrılmak istiyorum ama başım o kadar çok dönüyor ki adım atamıyorum. Sanırım Melis’in hemen dikkatini çektim de kimse fark etmeden koluma girip lavaboya gidiyoruz. Siz hiç dışarıda özellikle bir clubda kafanızı klozete gömdünüz mü? Emin olun hayatınızda başınıza gelecek en kötü şeylerden biri oraya dokunmak. Çok temiz birisi değilim, hatta oldukça dağınığımdır. Ama yinede tuvalet yapılan bir yerin kenarlarından tutmak ve içinde ne varsa oraya çıkartmak oldukça kötü. Melis’i de tuvalete almadım ve hem saçlarımı tutmak hem de çıkartmak daha da kötü. Midem biraz daha rahatladığında kapının önünde Melis’i endişe içinde görmek daha 1 günlük arkadaşım olsa bile benim için endişelenmesi açıkçası hoşuma gitti. Ne de olsa bu devirde böyle arkadaş bulunmuyor. Ağzımı çalkalayıp makyajımı düzelttim ve dışarı çıktık. Bu sırada DJ geri gelmiş herkes eğlencesine devam ediyordu. Yanından geçtiğimiz bir grup beni göstererek “Bu işte Hayat’ın yeni takıldığı kız. Bakalım bu kaç gün sürecek.” dedi ve benim sinirli bakışlarımı umursamadan yanındaki devam etti “bu bence 1-2 sürer, Hayat’ın yanında kimseyi 1 hafta bile görmedik. Hala şansımız var yani cicim” diyerek kahkaha atmaya başladılar. Tam onlara doğru gidiyordum ki Melis kolumdan tutup beni çekiştirmeye başladı. “boşver Su onlar Hayat’la 1 kelime konuşmak için ölüp biten kızlar” deyip kıkırdamaya başladı. Masaya döndüğümüzde Hayat’ların yandaki masaya geçtiğini ve Hayat’ın sağında ve solunda bir kız oturduğunu fark ettim. Daha bu sabah yanındaki kız farklıyken şimdi bambaşka iki kız oturuyor. Az önceki kızlar haklıymış demek ama ben asla o kızlardan biri olmayacağım. Ben onlara bakarken Hayat’ın sağındaki kız beni fark etti ve suratına aptal bir gülümseme yerleştirip başını Hayat’ın boynuna gömüp emmeye başladı. Bu sırada da gözlerini bana dikti ve gülümsemeye devam etmeye çalıştı. Hayat’a baktığımda gözlerini kapatmış başını arkaya yaslamış, sanki uyuyor gibiydi. İnsan o kadar dokunuşla ve yüksek seste uyuyamayacağına göre sanırım zevkten dört köşe olmuş beyefendi. İnsanın suratında biraz mimik olur ama yok. Ne kaşlar çatık, ne ağız açık. Bir süre sonra sanırım boynunun morarmasını istemeyecek olacak ki sağındaki kızı sinirle itti. Benim sabah sinirli sandığım hali aslında sinirli değilmiş. Bana böyle davranacak ve ben sakin olacağım öyle mi! Kızı zaten sevmemiştim ama Hayat’ın onu itmesiyle koltuktan düştü ve ağzını hayretle açıp Hayat’a baktı. Hayat ağzını bile oynatmadan gözleriyle kıza öyle bir bakış attı ki kız çantasını bile almadan ağlayarak uzaklaştı. Sol tarafındaki kızda sanırım tek kaldıkları için mutlu olacak ki hemen Hayat’a sarıldı ve Hayat’ın ağzını okuyabildiğim kadarıyla “Defol” kelimesi döküldü dudaklarından. Kız anlamayan gözlerle Hayat’a bakıp bir açık yakalamaya çalışırken Hayat az önceki kız gibi bir bakışla kıza baktı ve o da yok oldu. Ben ağzım bir karış olanları izlerken hemen yanımdaki Sena “Tipik Hayat işte. Etrafında yüzlerce kız pervane ama o kimseye yüz vermez. Yanından 1 haftadan fazla kalabilen yoktur. Hatta 2 gün bile çok nadir görülmüştür. Senin elini öpmesiyse tam magazinlik haber. Hayat Bey bir kızın elini öpecek he hiç görülmemiş bir olaydı. Ta ki bu güne kadar.” Ben şaşkınlıkla Sena’ya bakarken “ neden bana öyle davrandı o zaman” diye bir soru döküldü dudaklarımdan. “Bilmiyorum. Belki bir çıkarı vardır. Belki senden gerçekten etkilenmiştir. Hayat’a akıl sır ermez. Ne düşündüğünü kimse bilemez.” Ben daha çok şaşırırken Melis lafa atladı “belki gerçekten Serdar’ın dediği gibi Hayat Su’yla güzeldir. Hani reklamlarda var ya ‘Su hayattır, Hayat güzel Suyla’ onun gibidir işte belki ilk görüşte aşık olmuştur sana” deyip sıralamaya başladı. Tabi Sena ve bende Melis’e yok canım o kadar da değil bakışları atmaktan çekinmedik. Ama Sena ve Melis, Hayat hakkında bu kadar çok şeyi nereden biliyor. Kızların ağzını arasam fena olmaz. Özellikle Melis benim gibi bu sene geldiği halde Hayat’ın arkasındaki 3 çocuktan çok konuşanı ve sürekli birilerini güldürmeye çalışanın adının Serdar olduğunu nerden biliyor. Kızlara tam bana Hayat’ı anlatın diyecektim ki Berk’in bakışlarıyla karşılaştım. Biraz daha sakinleşmiş görünüyor. Kızlar bunun Hayat’la ne problemi var biliyorlar mı acaba.
Saat 3’e doğru mekândan ayrıldık. Herkes sarhoş olacağını bildiği için hiç kimse arabasını getirmemiş. Taksiye binip yurda gittim. Odama gider gitmez kıyafetlerimi değiştirip makyajımı bile silmeden kendimi yatağa attım. Yarın dersler başlıyor. Allahtan Salı günleri dersim öğlen başlıyor ama Çarşamba çok yoğun sabah 9 akşam 6 Sanırım bu dönem en sevmediğim gün Çarşamba olacak. Gözlerimi kapatır kapatmaz uykuya dalmışım. Uyandığımda kapıma vuruluyordu. Kalkıp kapıyı açtım. Yurt çalışanlarından birisi aşağıda bana paket olduğunu ve imza atmam gerektiğini söyledi. Daha 2. Günden ne paketi diye aşağıya söylenerek inerken bir adamın Su Akay siz misiniz demesiyle kendime geldim. Evet dediğimdeyse adam bana bir anahtar uzattı. Bir anahtarı alıp dışarı çıktığımda karşımda kıpkırmızı üstü açık bir Porsche duruyordu (multimedia). Bir çığlık atıp adamın boynuna atladım. Doğru cidden adamın boynuna atladım. Adamdan ayrıldığımda suratında utangaç bir gülümseme vardı. Ve elini hemen kafasından geçirip utangaç tavırlar sergiledi. Adama teşekkür edip hemen odama çıktım ve babamı aradım. Babamda sanki benden telefon bekliyormuş gibi anında telefonu açtı “Babacım babacım çok teşekkür ederim” . karşıdan babamın o muhteşem gülüşünü duyunca içimdeki aileme karşı buzlar eridi. “hahah canım kızım biliyorum seninle fazla ilgilenemedik. Bu da özrümüz içindi. Seni çok seviyoruz derslerine iyi çalış” babamdan bunları duymayı asla beklemiyordum. Gözlerim dolu dolu “bende sizi çok seviyorum” diye cevap verdim “kızım 2 hafta sonra İstanbul’a geleceğim. Anlaşma yaptığımız şirketle hem imzaları atacağız hem de yemeğe çıkacağız. Sende gelirsin bizimle. Merak ediyorlardı seni” babamla konuşup yemek için anlaştıktan sonra telefonu kapattım. Hemen üzerime çiçekli mini eteğimi, üstüne de beyaz straplezimi giydikten sonra saçlarımı düzleştirdim ve koşar adımlarla arabama bindim. Okulun otoparkına girerken bahçedeki insanların bakışları hemen bana doğru döndü. Okulda bu arabalardan çok var ama sanırım kırmızı dikkat çekici olduğu için ve bu arabayı yeni gördükleri için herkesin kafası arabaya doğru çevrildi. İçinde beni görenlerinse suratında kısacık bir şaşkınlık yakaladım. Arabadan inip okula doğru yürümeye başladığımda yanımda taksi durdu ve içinden Hayat indi. Tabi laf söylemeden geçemeyeceğim “ Bu gün tek gelmişsin. Aa kimsenin taksisine atlamadın mı?” beni süzdükten sonra yüzüme baktı “Sen baba parası yemiyordun değil mi? araban da güzelmiş tabi. Hatta ve hatta benimkinin kırmızısı” bana kocaman bir gülümseme gönderdikten sonra da devam etti “benimkide siyah”
“seninki sarı ya benziyor aslında. Üstünde de kocaman taksi yazıyor. Ben mi yanlış görüyorum.”
“yok canım kaza yaptım. Kendisi yoğun bakımda iyi haberlerini bekliyoruz.”
“ya sana dayanması çok zormuş baksana araba bile intihar etmiş” suratındaki gülümseme daha çok genişledi “okula yine bolca malzeme verdik. Baksana kimse bizden bakışlarını ayıramıyor” etrafıma baktığımda resmen bütün bahçenin bize baktığını gördüm. Kızlar hayranlıkla Hayat’ı süzerken bana nefretle bakıyorlardı.
“Senin yüzünden bir sürü düşman kazandım.” Suratındaki gülümseme muhteşem bir kahkahaya dönüştü. Kızların bakışlarıysa beni parçalayacaklarının göstergesiydi.
“hahaha. Ne yapalım hiçbir kız cazibeme karşı gelemiyor.” Ahh ego yığını.
“Kesinlikle yanlış cevap. Kimse demeyelim istersen ben varım bir kere. Ego yığınlarından pek hoşlanmam.”
“aaa sen bana kalas demiyor muydun? Şimdi de ego yığını mı olduk ne kadar güzel. Baksana sen lezbiyen falan mısın? Yoksa benden hoşlanman lazım bu doğaya aykırı.” Aptal ego yığını bende durmuş bununla burada konuşuyorum. Hemen ona arkamı dönüp okula gitmeye başladım arkamdan da o kahkahalarından birini daha attı. Ben dün ne diyordum arkadaş olabiliriz mi? Ben ve bu çocuk asla ama asla arkadaş olamayız. Kocaman bir ASLA !!!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Su ve Hayat
RomanceSu’suz Hayat ne kadar düşünülebilir. Hayat Su’suz olur mu? Üniversiteye yeni başlamış bir Su ve yolunun kesiştiği Hayat. Onlar birlikte olsun ve hiç ayrılmasın isteyeceksiniz. Hayat’ın Su’yla, Su’yun Hayat’la imtihanı. Hiç bitmesini istemeyeceğiniz...