SU
Dengesiz! Tek kelime ile dengesiz-im. Hayat’a diyeceğimi bekliyordunuz değil mi? Kaç insan kendine hakaret etmeye bayılır ki. Daha dün sabah o çocuktan nefret ederken, akşamına çocuğa ba-yı-lı-yor-dum! Şimdi yine nefret ediyorum. Psikolojiye Giriş dersindeyiz ama ben kafamı toplayıp dersi dinleyemiyorum ki. Bugün birde ders blok olacakmış. 2saat45dakika buradayım. İstersem çıkabilirim ama ilk haftadan dikkatleri üstüme toplamak istemiyorum. Hem amfideyiz hem de çıkış kapısı hocanın kürsüsünün yanında. Melis’e baktığımda sürekli hocanın dediklerini not aldığını gördüm. Bu dersten sonra onunla konuşsam içimdekileri anlatsam iyi olacak. Gamze’ye anlatsam direk çocuğu tutar. Tanıyor kız beni. Git yapış aşık ol der. Tanımıyor ki ego yığınını. Gamze’nin en büyük derdi benim daha kimseye aşık olmamam. Sanki elimdeymiş gibi birde bana kızıyor. Ben hep asla aşık olmayacağım dediğimde “sen öyle san bir gün deliler gibi tutulacaksın birine” deyip benim sinirimi bozuyor ve her defasında birbirimize bağırıp çağırıp 5 dakika sonra hiçbir şey yokmuş gibi hayatımıza devam ediyoruz. Melis hem Hayat’ı tanıyor nasıl biri olduğunu biliyor. Hem de beni yeni tanıyor. O yüzden ona anlatsam daha iyi olur. Gamze’ye şimdilik hiçbir şey anlatamam.
Üniversitede olmanın en iyi yanı derste koy kafanı sıraya uyu, hoca bir şey demiyor. Bende daha fazla düşünüp başımı ağrıtmamak için uyumaya karar verdim.
Hayat ve Berk okul çıkış kapısında birliktelerdi. Hayat’ın suratında her zaman ki o meşhur piç gülümseme vardı. Bana gülümsediği gibi değil. İçten bile değil. Pislik bir gülümseme işte sonra Berk Hayat’a bir şeyler dedi ve Hayat’ın bakışları değişti. Dün gece yanından attığı kızlardan daha sert bir bakış bahşetti Berk’e. Ben oturduğum yerde yerime sinerken Berk daha çok diklendi Hayat’a. Ne yapıyor bu çocuk böyle. Görmüyor mu ne kadar sinirli olduğunu. Yerimden kalkıp yanlarına gitmeye başladığımda bu kez Berk’in suratında o iğrenç gülümseme vardı ve Hayat sinirden yumruklarını sıkmaya başlamıştı. Tam Hayat yumruğunu havaya kaldırıp Berk’e vuracakken dudaklarımdan bir çığlık yükseldi.
Sıradan kafamı kaldırdığımda tüm sınıfın bana baktığını gördüm. Hocanın kaşları bir an sinirle kalktı ve ardından sınıfta bir kahkaha yükseldi. Yanlış duymadınız öğrencilerin gülmesinden daha kötü bir şey varsa o da hocanızın size gülmesidir.
“Adın neydi senin?” kendini tekrar gülmemek için o kadar zor tutuyor ki dudaklarını birbirine bastırmasından yakında moraracağını anlamak güç değil.
“Su hocam”
“Su yatak yorgan ister misin? Sırtın tutulur böyle kâbusta görmeye başlamışsın.” dedi ve gülümsemesini artık bastırmayıp gülmeye başladı. Tabi ki bütün sınıfta ona katıldı. Azarlasa daha iyiydi. 60 kişinin size aynı anda güldüğünü düşünün kâbustan daha da kötü. Gözlerim dolarken sırama yerleştim. Melis tabi ki gülmemiş aksine benim için endişelenmişti.
“Çocuklar derste uyuyacaksanız bile belli etmeyin ve dersin işleyişini bozup çığlıklar atmayın” derken hoca hala gülümsüyordu.
Melis daha çok dikkat çekmemizi istememiş olacak ki kağıda “ne oldu, iyi misin?” yazıp gönderdi. “Çok pis kabus gördüm. Şu ders bitsin anlatırım. Hem seninle konuşacaktım zaten.” yazıp Melis’e verdim. O da kağıda kocaman “HAYAT MI?” yazdı. Başımla onaylayıp dersi dinlemeye başladım.
Dersten çıktığımızda rahat konuşabilmek için okulun arka tarafına gidip çimenlere oturduk. Herkes bahçede takıldığı için buraya pek gelen olmazdı.
“Melis, şimdi bana Hayat hakkında ne biliyorsan anlat hadi”
“Sen önce olanları anlatsaydın?”

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Su ve Hayat
RomanceSu’suz Hayat ne kadar düşünülebilir. Hayat Su’suz olur mu? Üniversiteye yeni başlamış bir Su ve yolunun kesiştiği Hayat. Onlar birlikte olsun ve hiç ayrılmasın isteyeceksiniz. Hayat’ın Su’yla, Su’yun Hayat’la imtihanı. Hiç bitmesini istemeyeceğiniz...