Dean

332 16 2
                                        

Betty

Bana doğru hızlı adımlarla geliyordu. Onunla konuşmak istiyordum ama yine dünkü gibi davranırsa diye çekiniyordum.

"Selam." dedi hızlıca. Uzaktan bir oğlan sırıtarak bizi seyrediyordu. Dean'in ona sırtı dönüktü göremiyordu ama ben, onun aptalca sırıtışlarından rahatsız olduğum için yavaşça arkamı döndüm.

Dean'in önüme geçeceğini biliyordum.

"Selam." dedim ben de aynı tonda. Sesim onunku gibi sıkıntılı ve hızlı çıkmıştı. Yavaşça önüme geçmişti.

"Bana arkanı dönme." dedi yumuşak bir sesle.

"Sana dönmedim zaten. Yanından geldiğin çocuğa sırtımı döndüm. Salak gibi sırıtıyor." dedim sinirli bir şekilde. Gergin olan yüz hatları oldukça yumuşamıştı.

"Ah, onun adına özür dilerim ben. Daniel. Biraz dengesiz biri." dedi sırıtarak. Rahatlaması, en azından eskisi gibi konuşması hoşuma gitmişti ama konumuz bu değildi. Sonuçta, dün deli gibi davranan da oydu.

"Tamam." dedim  sıkıntıyla. Kafamı yavaşça kaldırmış, ona bakıyordum soran gözlerle. Şu anı sonsuza dek yaşamak isterdim ama konuşarak tüm o değişik, güzel havayı bozmuştu.

"Bak Betty. Ben, özür dilerim tamam mı? Sana ormanda ne yaptığımı anlatsam beni anlayamacaksın muhtemelen. Ama sana öyle davranmamdaki tek sebep, annemle biraz kavga etmiştim ve moralim bozulmuştu. Sen de o mesajı atınca sinirlendim ve sana kötü davrandım. Bunu isteyerek yapmadığımı ikimiz de biliyoruz. Sana söz veriyorum, bundan sonra ahmak gibi davranmayacağım." dedi gergin bir şekilde.

Benden özür diledi. Ahmak gibi davranmayacak. En önemlisi bir katil olmadığına eminim artık.

Sadece annesiyle sorunları olan bir erkek. Bu çok normaldi çünkü daha cuma günü dönmüştü. Yıllardır kayıptı.

"Tamam." dedim gülümseyerek. Artık eski Dean gibi bakıyordu.

"Özrüm kabul edildi mi?" dedi başını yavaşça eğerek.

İşte bu çok tatlıydı!

"Evet. Tabiiki de." dedim. Aksine ben kafamı kaldırmıştım.

"Teşekkür ederim Betty. Beni gerçekten büyük bir suçluluk duygusundan kurtardın." dedi gülümseyerek. 

"Gitmem gerek." dedim. Hala dolabıma yaslanmış vaziyette duruyordum. Onun da elleri cebindeydi. Elimdeki ders programına baktım. Ders biyolojiydi.

"Dean. Hangi ders?" dedim.

"Biyoloji. Sen?"

Aynı sınıftaydık. Mükemmel!

"Benim de biyoloji. Aynı sınıftayız."

"Beraber gidelim o zaman." dedi sırıtarak.

"Tamam." ikimiz de sağa doğru dönmüştük. O benim aksime daha yavaş yürürken büyük adımlar attığı için önüme geçiyordu.

"Bugün çok güzel giyinmişin." dedi gülerek. Üstümde krem rengi bir gömlek vardı. Altıma ise siyah renk tayt giymiştim. Ve uğurlu kolyem. Kurt şeklindeydi. Bugün bunu Dean için takmıştım yoksa uğur getirdiği için falan değil. Sadece güzel gözükmemi sağlıyordu.

"Kolyen ne kadar.. Değişik." dedi gülümseyerek.

"Evet. Annem bana 6 yaşındayken yapmıştı."

"Kendi mi yaptı?"

"Evet. Çok değerli benim için. Gümüşten yapılma. Annem bunu benim kötülüklerden korunmam için yaptığını söylemişti."

"Bakabilir miyim?" sesi tedirgin gelmişti.

"Tabii." deyip kolyeyi boynumdan çıkarmadan uzattım. Dikkatlice kolyeye bakıyordu. Sanki.. Düşmanı gibi. Elini yavaşça kolyeye değdirdiğinde acıyla inleyip geri çekildi.

"Ne oldu Dean!" canı yanan oydu ama ciyaklayıp yerimde sıçrayan bendim. Sol elini sağ eliyle saklıyordu. Yüzü acıdan buruşmuştu. Normal bir kolyeydi. Neden zarar verebilirdi ki? Elimi kolyeye değdirdiğimde ısınmış olduğunu farkettim. Ama elimi yakacak kadar değildi.

Dean çantasını yere bırakıp bana acı çekerek baktı.

"Betty. Çantamı al ve sınıfa git. Tamam mı? Ben geliyorum."

"Eline ne oldu Dean? Bakmama izin ver."

"Hayır." dedi ve cevabımı beklemeden tuvalete doğru koşmaya başladı. Koridorda tek başıma kalmıştım.

Yara İziHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin