vi

4.5K 262 351
                                        

Sonraki birkaç saniye, Draco yüksek sesle küfür etmek, sessiz kalmak ve inkar etmek arasında gidip geldi. Basitçe inkar edebilirdi ama içinden bir ses bunun hiçbir işe yaramayacağına emindi. Eğer doğruluğundan emin olmadığı bir konu olsaydı, Granger'ın böyle açıkça hesap sormayacağını biliyordu. Belki arkadaşlarına yapardı, fakat konu kendisiydi. Yanına bile gelmezdi -haklı olarak. Temiz bir geçmişleri, bembeyaz ilişkileri yoktu.

Ne olduğunu sorarak vakit kaybetmek istemedi, bu konuşmanın nereye gideceğini bir an önce öğrenmek istiyordu. Bunun yerine tek kaşını kaldırarak devam etmesini ima etti.

"Gururunu dünyayla paylaşmayacak mısın?" dedi kız alayla. Açık kahverengi gözlerinde karın altında yanan bir ateş vardı. Draco bir an için ona odaklanıp konunun boğucu havasından kurtulmak istediyse de ifadesini bozmadan "Belki neyden bahsetmek istediğini önce benimle paylaşmak istersin, Granger." dedi soğuk bir sesle. Kucağında duran büyülü sözler yazan kitabı kenara ittirdi.

"Belki neler çevirdiğini sen benimle paylaşmak istersin, Malfoy."

"İkinci seçeneğim ne?" dedi Draco alayla. "Fikrim olmayan bir konu hakkında konuşmazsam?"

"Ah, benimle konuşmazsan," Hermione ellerini iki yana açtı. "Profesör Dumbledore'la konuşmak isteyebilirsin." Duraksadı. "İyi yanından bakarsak, her durumda onunla konuşacaksın."

"Onu da yapmazsam?" Draco başıyla kızı işaret etti, alaylı ifadesi bozulmamıştı. "Potter'ın başladığı işi mi bitirirsin?"

Hermione kaşlarını çattı. "Yaptığı şeyi bilmiyordu." diye açıkladı. "Hem ayrıca, bütün okulun öğrenmesini tercih etmen garip. Öğrenciler bundan çok hoşlanacak." Omuz silkti.

Tehtidi açıkça anlamıştı. Aksi gibi söyleyebileceği herhangi bir şey de yoktu. İtiraz edecek durumda değildi, kabul de edemezdi.

Draco'nun konuşmadığını görünce "İstemiyor musun? Tüh." diyerek arkasını döndü.

Draco hala tam olarak ne bildiğini söylemediğini fark etti. Kartlarını açık oynamıyordu. Arkasını dönmüş kızı durdurmak için refleks olarak ayağa kalktı ve bileğini yakaladı, amacı sadece durdurmaktı.

Amacına ulaştı, Hermione'nin gözleri çocuğun yakaladığı eliyle gri gözleri arasında gidip geldi, yüzünde düz bir ifade vardı.

"Sorunun ne Granger?"

"Diyorum ki.." dedi genç kız bileğini kendine doğru çekip çocuğun kolunu yakalarken. "Ne sakladığını biliyorum."

Üstüne basa basa söylediği kelimelerden sonra sol koluna uyguladığı baskı ne demek istediğini yeterince belli etmişti, başka bir şey söyleme gereği duymadı.

Draco'nun buz gibi ifadesinde ilk çatlak oluşurken kolunu kurtardı, bakışlarını çekmedi. İstediğini söyleyebilirdi.

Yüzündeki ifade yüzünden çocuğun çözülmeyeceğini fark eden Hermione, tamamen farklı bir yöne yoğunlaşmayı denemeye karar verdi. Böyle pes etmeyecekse, psikolojik olarak üstüne gidecekti. Kolunu çekip ellerini iki yana açtı.

"Hiç mi kimse şefkatle saçını okşamadı senin?" Gözlerini kaçırmadı. "Hiç mi bir çocuğun severek yaşadığına şahit olmadın? Hiç mi bir aile anı yaşamadın?" Alayla güldü. "Herhangi birinden bunları alabilecek kadar ne yaşadın sen? Hiç mi sevmediler seni? Annen hiç mi gece gelip öpmedi seni? Baban hiç mi gururlanmadı seninle? Sen de intikamını başka çocukların yaşamasını engelleyerek mi alacaksın?" Ellerini birbirine çarptı. Draco'nun ifadesinin giderek kırıldığını görüyordu, devam etti. "Hiç mi takdir edilmedin Malfoy? Hiç mi dünyaya bir şeyler katamadın da birinin katmasını engellemeye çalışıyorsun? Kimse mi istemedi seni?"

never say never | dramioneHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin