vii

4.1K 283 249
                                        

"Pekala.." dedi kız sakin olmaya çalışarak. Volta atmayı bırakarak olduğu yerde durdu. "Sonuç olarak ne kadarını biliyormuş?"
Draco omuz silkti. Koltuğun kolçağına yaslanmış, kollarını kavuşturmuştu. Bakışları yerde dolaşıyordu, konuştukları konuyla pek ilgileniyor gibi değildi. Pansy'nin kaşları hayretle havalandı.

"Kız seni o kadar tehdit etti, üstüne gelip sıkıştırdı ama sen onun ne bildiğini bilmiyorsun öyle mi?"

"Evet."

"Draco Malfoy.." diye tısladı Pansy. "Seni sonunda ben çıplak elle boğazlayacağım."

"Bahsetmedi Pansy," dedi Draco yerle göz temasını bozup kıza odaklanırken. "Bunu biliyor musun, diyemeyeceğim için ne kadarını bildiğinden emin değilim. Ama işareti biliyor."

"Ne kadarını biliyorsun, diye sormak da mı gelmedi aklına?"

"Dahası olduğunu anlasın diye mi?"

"Bana bak," dedi kız. "Bence yeterince boka batmış haldeyiz ve dahası olduğunu bilmesi daha kötü bir hale sokamaz. 'Dahası' diye bahsedeceğimiz herhangi bir şeyin ne olduğunu bilmiyor. Asıl problemleri ne biliyor musun? Çok şey bildiklerini sanarak herkesi kendi küçük bilgi dağarcıklarıyla yargılamalarına rağmen aslında neredeyse hiçbir şey bilmiyorlar."

"Yanlışın var," dedi alayla çocuk. "Artık gerçekten bir şeyler biliyorlar. İlk defa."

"Biliyorlar mı, yoksa sadece Granger mı? Diğerlerinin haberi var mı?"

"Bilmiyorum." dedi Draco. "İki-"

"Onu da mı bilmiyorsun?" dedi kız yükselen bir sesle. "Bana bildiğin bir bokları anlatsana. Böyle yardımcı olamıyorum!"

Draco onu dikkate almadı. "İkisi de olabilir. Eğer söylemiş olsaydı tek başına gelmezdi. İki aptal, takımın beynini yalnız bırakır mı? Hiç sanmıyorum."

"Diğer yandan," Pansy devam etti. "Neden saklasın?"

Draco başını düşünürcesine yana yatırdı. "Hiçbir sebebi yok."

"Çok mantıksız aslında." Pansy burnunu kırıştırdı. "Neden sormadın ki? Neden hiçbir şey sormadın ki?" Hiçbir şey, derken yaptığı vurgudan sonra gözlerini devirdi.

"Çünkü gerek duymadım."

"Seninle ilgili konuları senden çok merak ediyor olmam seni rahatsız etmiyor mu? Biraz kendimle ilgili endişeleneyim, falan demiyor musun?"

"Pek sayılmaz." Gözleri yine duvarları turladı. "Merak etmiyorum Pansy. Hayatımda olan hiçbir şey benim adımlarımla ilerlemiyor. Bir sonraki adımım için ayaklarımı nereye koymamı söyleyecekleriyle ilgilenmiyorum." Bir sessizlik oldu. Pansy onun haklılık payı olduğunu biliyordu. Başkasının kendisi yerine yaşadığı bir hayat için heyecanlanmasının beklenmesi haksızlık olurdu.

"Ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sordu yaklaşıp elini omzuna koyarken. Destek olmayı sadece isteyebilirdi ama yeterince dahil olamıyordu. Arkadaşı kendini bunun içinde bulduğunda da ona yardım ederken tek amacı destek olmaktı.

"Ne kadarını bildiğini soracağım." Draco yaslandığı koltuktan doğruldu. Konuşurken dağıttığı saçlarını tek bir el hamlesiyle düzeltti. "Kartlarını açık oynamaya zorlayacağım." Kaşlarını çattı. "Madem sonunda deşifre olacağım, eğer bunu bir kurtulma şansına çevirebilirsem, buradan sonrasını benim kurallarımla oynuyoruz. Aksi olacaksa, ölmek pek de umrumda değil açıkçası."

*

Hermione kütüphanenin kuytu köşelerinde oturmasını severdi. Buraya herkesten uzak dedikodu yapmak için gelen diğer kızların ve ödevlerini birkaç kişi yaptıkları için konuları tartışan öğrencilerin yakınında oturmak bütün konsantrasyonunu bozuyordu. Kütüphanenin arka tarafında pek kimse olmazdı, çoğu öğrenci buradaki kitapları sıkıcı bulduğu için ilgilenmezdi. Dolayısıyla orası hep sessiz ve Hermione'ye göre huzurlu olurdu. Cam kenarındaki masasına oturur ve saatlerce kitap okurdu-

never say never | dramioneHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin