0.14

387 20 2
                                    

Bir yerde çalışmam gerekiyordu.

Sorun nerede çalışacağımdı?

Üstüme dolapta gördüğüm rastgele etek ve bluzu geçirdim ve görünüşümü daha katlanılabilir hale soktuktan sonra yavaş ama kararlı adımlarla ilk önce odamdan sonra da evden çıktım.

Okula kadar yürüdüğüm yaklaşık iki kilometre sonunda bir nefes aldım ve yavaşça geri verdim. Daha iyi hissettirmesi gerekiyordu. Yalan.

Eteğimin arkasını elimle kontrol ettim ve düzgün olduğu kesinleşince yüzüme sahte gülümsememi takındım. Bu sefer kimin bana takılacağını bilmiyordum, okuldaki çoğu kız Klaus'a tapıyordu ve beni onun yanında görenler nefret etmeye başlamışlardı bile.

Ben de kendim olmasaydım ben de nefret ederdim herhalde. Benim gibi bir kızın onun yanında dolaşması komik görünüyor olmalıydı.

Çok komik.

Önüme çıkan bir çift buz mavisi gözle olduğum yere çakıldım ve karşımdaki kızın adını hatırlamaya tanıştım. Birkaç kere konuştuğumuzu hatırlıyordum ama ismini tam hatırlayamıyordum.

"Caroline?"

"Efendim?"

"Son günlerde Klaus nerelerde?"

Ağzımdan kaçan küçük kıkırtıdan sonra kendimden çok emin bir sesle konuştum,

"Bunu neden bana soruyorsun?"

"Onun yanında birkaç gere görmüştüm seni, tanışıyorsunuzdur herhalde."

"Bilmiyorum, birkaç gün önce gitti ve nereye gittiğini de söylemedi."

Tam bir adım daha atacaktım kız ayağını benimkinin önüne koydu.

"Daha sohbetimiz bitmedi."

"Aslında az önce bitti."

Ayağını kendi ayağımla sertçe yana çektim ve yürümeye devam ettim.

Dolabıma birkaç adım kalmışken başım döndü ve bir yere tutunmaya çalıştım. Bir yer bulamayınca yere düştüm ve kalkmaya çalışmadım bile.

Aklımda dolan bir sürü düşünceyi dışarı atmak için çığlık attım. Etrafımdaki herkes ise bilinçlerini yitirdi. Boş gözlerle dolanmaya devam ettiler ama hayatım üzerine yemin edebilirdim ne yaptıklarını bilmiyorlardı.

Çığlığımı durdurdum.

Kimse tepki göstermeden yollarını bulmuş gibi aynen devam ettiler.

Yerden kalktım ve birkaç ay ya da hafta önce olan konuşmamızı hatırladım, Klaus'la olan. Ona insanların yanında çığlık atarsam ne olacağını sorduğunda kaçamak bir cevap verdiği için tam olarak ne olduğunu anlayamamıştım. Şimdi biliyordum. Bilinçlerini yitiriyorlardı.

Ne kadar üzücü olsa da çok kutsal hissettiriyordu.

Aynı zaman da tehlikeli.

Kafamı dağıtmak için biraz şarkı dinlemeye karar verdim ve telefonumdaki müziklere girdiğimde 'karıştır' düğmesine tıkladım.

Arctic Monkeys - Why'd You Only Call Me When You're High?

Muhteşem bir şarkıydı, sözlerine yüklenmiş anlamla beraber sesin uyumu çok güzel bağdaşıyordu. Hem rahatlatıyordu hem de sözlerindeki isyanla gerçekleri ortaya koyuyordu.

Gözlerimi kapatmıştım ve benim için önemli olan sadece kulağımdaki melodiydi.

Ama onu gördüm.

mazoşist (klaroline) [düzenleniyor]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin