0.2

1.1K 58 9
                                    

Bu bölüm tamamen yazarın ağzından. Sondaki nota da bakmayı unutmayın lütfen. Bence mutlimedaidaki şarkıyı açın çünkü benim için çok güzel bir şarkı. (James Arthur - Recovery)

Kol Caroline'a yaklaştı ve onu kollarının arasına aldı, Caroline'ın yaşadığı şokla bacakları titremeye başlarken ondan geriye çekildi. Kol ona tepki vermemeyi seçerek sadece gülümsedi. Kol'un Caroline için hissettikleri bir deftere anlatılacak kadar basit değildi. Belki bir insanın yaşamına bile sığmazdı, sadece bir kökeninkine belki.

Klaus ise daha çok yeniydi böyle şeylere, eski karısı Adeline'ın ölümünden sonra çıkamadığı depresyon ona iğrenç şeyler yaptırmıştı. Babası bir vampir avcısıydı ve ondan nefret ediyordu. Ne var ki onu öldürmesi bile bu nefreti dindirememişti. Evet, Adeline'ın ölümünden sonra babası Mikael bundan gayet memnun olduğunu söylemişti. Bu ise Klaus'un Mikael hakkında nefretini tetikleyen son damla olmuştu. Mikael ise şu an ölüydü, sonsuza kadar.

Caroline korkuyordu, bir odada dört insanla birlikte olmak onu endişelendiriyordu, haksız değildi. Kim olsa endişelendirdi ama içlerinden birisiyle yatmış olması, diğeriyle uzun bir süre arkadaş olup sonra onun tarafından rezil edilmesi onu daha da fazla korkutuyordu. Daha da fazlası ise Caroline dört kökenle aynı odada olduğunu bilmiyordu.

Rebekah'nın gözleri tamamen ateşle parlarken içinde en küçük bir merhamet duygusu görmedi Caroline. Bu onu korkutmuştu. Rebekah gülümsedi ve Caroline'ın içindeki o küçük umut kırıntılarını birbirlerini bulmak üzere harekete geçtiler.

Caroline yüzündeki sıcak nefesle donup kaldı, Kol onun önündeydi. Gözleri onunkileri delip geçerken arkadan bir nefes sesi geldi. Daha çok iç çekme sesi gibiydi. Caroline Kol'un omzunun üstünden geriye baktı ve Elijah'nın iç çektiğini anladı. Yüzü hala eskisi kadar sevimliydi ve içten gülümsemesi aynıydı.

Kol Caroline'ın soğuk cildini ellerinin altına aldı ve onu kendine yaklaştırdı. Caroline kendine itiraf edemese de kendini Kol'a yakın hissediyordu. Ona karşı içinde aşkla ilgili hiçbir duydu yoktu ama sanki içini ona açabilirdi. Kol'a bir şekilde çekim hissediyordu. Onun için tek olmak istiyordu ama bu aşk değildi, onu gördüğünde kalbi teklemiyordu, elleri terlemiyordu veya kelebekleri hissedemiyordu. Belki de hepsi yalandı? Kelebekler, kalbinin teklemesi... hepsi insanların uydurduğu yalanlardı.

Kol geriye çekildi ve Klaus'un geçmesine izin verdi. Klaus'tan nefret ediyor bile denilebilirdi. Klaus kuralcı, agresif ve sinirliydi, Adeline öldüğünden beri. Klaus onun ölümünden sonra iyi bir şeyler bulmaya çalışıyordu. Kendisi buna inanmıyordu ama o öldüğünden beri bütün dünyayı dolaşıyordu. Belki doğru kızı bulmak için belki de rahatlamak için. Ama Klaus içten içte biliyordu ki asla Adeline gibi birisini bulamayacaktı.

Bu düşünce onu canlı canlı yiyip bitiriyordu, ona sahip olamamak ona verilebilecek en büyük cezaydı. Bir daha ona asla sahip olamayacağı gerçeği de cabası. Dağılmış denilebilirdi ama her erkeğin yaptığı gibi başka kadınlara koşmamıştı. Klaus farklıydı, ve o da biliyordu ki hiçbirisi Adeline değildi bu yüzden onlara gitmemişti. Onlarda zaten aradığını bulamayacağını biliyordu. Klaus akıllıydı, Kol bunu fark edememişti.

"Acaba derse geri dönebilir miyim?"

Dört kökenden de aynı anda kahkaha duyuldu, hepsininkinde alay vardı, bol miktarda. Aslında kahkahaların anlatmak istediği tam da buydu, alay ediyorlardı.

"Komik olanı bana da söylerseniz sevinirim."

Kökenlerin sınırını zorluyordu, Klaus'un çenesi kasılmıştı bile. Kol hala eğleniyordu, Rebekah umursamıyordu ama Finn ve Elijah da tetikteydi.

mazoşist (klaroline) [düzenleniyor]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin