"Yalnızlığın üstünü dilediğiniz her şekilde kapatabilirsiniz- ama eksik olanı yine de hissedeceksiniz."
― Siobhan Vivian
***
"Az önce nişan aldığın yere bir daha atmaya çalış."
Elimdeki yayı tamamen sabitledim ve oku oturttum. İpi kendime doğru çektim ve derin bir nefes aldım, tam elimdeki oku bıraktığımda ise nefesimi dışarı verdim.
Diğer attığım okun yakınına değil de tam hedefe gitmesi beni sevindirirken Kol'un yüzü düştü.
"Tam hedefe attım hala mutlu değil misin?"
"Ben sana tam hedefe at demedim, bir önceki oku attığın yere at dedim. bu da gösteriyor ki sen ne beni dinliyorsun, ne beni umursuyorsun ne de oku istediğin yere atabiliyorsun."
"Sen beni yargılayamazsın."
"O yüzden mi beni öğretmenin olarak seçtin güzelim?"
Bir şey demedim ve sinirimi içime atmak için arkama döndüm. Kol da ses çıkarmadı ve her ne yapıyorsam bitmesini dilercesine iç çekti.
Karşımdaki hedefe baktım ve hedefe yaklaştım. Ellerimi hedefin üzerinde gezdirdim ve bluzumu çıkardım. Kendimi hedefin yerine koydum ve vurulmayı tekrar tekrar hayal ettim. Acı verici. Dayanılmaz.
Altımdaki pantolonu da çıkaracakken Kol neredeyse benim tam zıt tarafımda olan bir nesneye odaklandı ve bana bluzumu hemen giymemi söyledi.
Onu dinlemedim.
Yapmadığımı fark edince sinirli bir hırlama çıkardı ve beni kucağına aldı. Yakındaki en yumuşak cisme ki bu da bir yastıktı, beni bıraktı ve kapıya doğru ilerledi.
"Sakın bir daha benim yanımda soyunma."
Sesi ne kadar duygusuz çıksa da içindeki arzuyu ve şehveti duyabiliyordum.
Onu istiyordum.
Tek sorun Klaus'tu.
Kol'la sevişsem bile Klaus'la sevişmenin nasıl olacağını merak edecektim, şüphe bile değildi bu; bir gerçekti.
Üstüme bir şey giyindim ve kapıyı hızlıca açarak Kol'u bulmaya çalıştım. Arkamdan sertçe kapanan kapı koridorda yankılandı ve ben hızımı alarak koşmaya başladım. Kol'u bulunca durdum ve her yerimi düzeltip ona yaklaşmaya başladım. Beni gördüğünde yüzünde pis bir gülümseme oluştu ve yanındaki koltuğu işaret etti.
Ona yaklaştım ve sandalye yerine onun kucağına oturdum. Kol kahkaha attı ve beni belimden tutup sandalyeye oturttu. Kafasını sağa sola sağlayarak benimle adeta dalga geçen bir kahkaha atıp benim etrafımda yürümeye başladı.
Önüme geldiğinde durdu ve bana bakarak kendimi daha da küçük hissetmemi sağladı. Kafasını sağa çevirdi ve derin bir nefes aldı. Bana tekrar baktı ve cesaretini toparladı.
"Klaus'u özlediğin için lütfen benimle sevişmeye çalışma."
Bir cümle.
Kalbimin ne kadar kırıldığını o bile duymuştur. Onun ismi beni güçsüz kılıyordu, özlemiştim o piçi.
"Ben öyle bir şey yapmadım."
"Bana yalan söyleme!"
"Ben öyle bir şey yapmadım dedim sana!"
"Hala yalan söylüyorsun! Seni sikeyim mi, ha? Peki, tamam bana uyar. Sonra sabah kalkıp ağlayacak mısın, ha? Peki, Klaus'un ismini mi inleyeceksin ben seni sikerken-"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
mazoşist (klaroline) [düzenleniyor]
Fiksi Penggemar"vampirler vücudunuzdaki kanı değil, kalbinizdeki aşkı emerler." Telif hakkı © niazkilamyoo kullanıcısı Wattpad Her hakkı saklıdır.