Birkaç saatin sonunda otobüs uygun bir yerde durdu ve ben bunun kaçıncı kere durduğuna bakmadan otobüsten inmek için adımlarımı kapıya yönelttim. Yüzüm soğuk rüzgârla çarpışınca bir an için şaşırsam da çok fazla düşünmeden adımlarımı ileride duran parka yönlendirdim. Soğuk ve yalnız duran banka oturdum.
Birkaç dakika için hayatım hakkında düşündüm. Ben ne zaman bu kadar dağılmıştım? Belirli bir nedenden dolayı olduğunu düşünmüyorsam da nedensiz bir şekilde bu kadar dağılmam da mantıklı gelmiyordu. Sadece birkaç ay içinde inanılmaz mantıksız olaylar yaşayıp hayatımı batırmıştım. Batırmak için daha gençtim ama ben bunu bu genç yaşta gerçekleştirmeyi başarmıştım. Hayatımda önemli unsur kalmamasının yanında sürekliliği de kaybetmiştim. Bu kadar düzensiz bir hayat yaşayabilecek kapasitede bir insan değildim ve açıkçası asla olmak istemezdim. Eskiden, ki o kadar da eski değil, bu kadar düzensiz olmak beni delirtebilirdi. Çok fazla arkadaşım olmamasına rağmen benim kontrol manyağı olduğum bilinirdi ama şu son aylarda bir kontrol manyağının yapmayacağı her şeyi yapmıştım. Bunun nedeni beni gerçekten ilgilendirmiyordu ama bu ani değişimin ne zaman başladığını bulmadan eski yaşamıma dönemeyecektim. Aslında itiraf etmek istemesem de eski hayatımı her şeyden çok istiyordum. Belirli bir düzenin olduğu, okula gittiğim bir hayat istiyordum.
Bu değerleri ne zaman kaybettiysem işte o zaman ben bu körelme dönemine girmiştim. Bu dönemde sahip olduğum her şeyi kaybetmiştim ve bu kaybediş benim düzenimi de elimden almıştı. Kafama giren ani acı beni şaşırtsa da umursamadım ve geçeceğini umarak banktan kalktım.
⌘
Taksiden indiğimde evime baktım ve en son burada yaşanan şeylerin ne kadar uzakta gibi göründüğüne ama olmadığına hayret ettim. Anahtarımı çantamdan çıkardım ve evimin kokusunu içime çektim. O kadar yabancı geliyordu ki sanki en son yüz yıl önce buradaydım.
Odama girdim ve kendimi yerde duran yumuşak koltuklardan birisine attım. Bankta düşündüklerim aklıma geldi ve gözümden bir damla yaş koltukta yerini aldı. Devamının gelmesini önlemek için kendimi toparladım ve eski hayatıma geri döneceğime dair bir söz verdim. Bu sözün tutulabilirliğinden emin değildim ama en iyisini yapacağımdan emindim. En azından deneyecektim. İlk işim üniversiteye gitmek ve kaydımı tekrar muhteşem yapmaktı.
Evim çok uzak olmadığı için boş ve ürkütücü sokaklarda yürüdüm ve ayaklarımın üşümesine aldırmadan hızlandım; rüzgârın bana daha çok çarpmasına izin verdim. Biraz daha hızlandım ve artık rüzgârla yarışıyordum, koşuyorum denilebilirdi ve bu an gerçekten hafızamda yerini almıştı. Gülmeye başladım ve bunun etkisiyle hızımı biraz azaltmak zorunda kaldım. Karşımda okulu gördüğümde derin bir nefes aldım ve kendimi idarenin gazabına hazırladım.
Düzensiz geçirdiğim bu kadar zamanı nasıl telafi edecektim bilmiyordum ama mutlaka bir yolu bulunurdu; değil mi? Umarım. Kapıya yaklaştığımda kalbim kaburgalarıma baskı yapmaya başladı ve bu beni rahatsız etse de mayhoş bir duyguya neden oluyordu ve bu da benim içimi gıdıklıyordu. Yüzüme yarı sahte yarı da zorunlu bir gülümseme takınıp adımımı içeri attım.
Koridorda bir sürü öğrenci görünce gülümsemem düştü ve benim yaşıtlarım ve benden büyük insanlara baktım. Acaba benden daha mı fazla görmüşlerdi bu dünyada? Son günlerde yaşadığım olaylar yüzünden kendimi çok olgun hissediyordum ve bu davranışlarıma da yansıyordu. Gülümsemesiz bir şekilde idarenin kapısını çaldım ve içeri girdim.
Karşımda daha önce hiç görmediğim bir sarışın kadın vardı, bana sıcak bir gülümseme lütfetti ve ben de ona karşılığını vermeye çalıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
mazoşist (klaroline) [düzenleniyor]
Fanfiction"vampirler vücudunuzdaki kanı değil, kalbinizdeki aşkı emerler." Telif hakkı © niazkilamyoo kullanıcısı Wattpad Her hakkı saklıdır.