31

4.3K 475 196
                                        

———

"Anne!"

Kapıdan içeri girdiğim gibi avazım çıktığı kadar bağırdım. Şimdi niye bağırıyorsun diye kızardı ama napayım yani? Her zaman yaptığı şey değil miydi zaten?

Salona, Mutfağa onun odasına kısacası her yere baktım ama kadın ortalıkta yoktu. Saat de beşi geçmişti hani. İşten çoktan gelmiş olmalıydı.

Son seçenek olarak ikinci kattaki odalara da baktım. Endişelenmiştim. Ya ona bir şey olduysa? Eğer ona bir şey olursa yaşayamazdım ben. Kızsın, dövsün önemli değildi. Annemdi o benim. Şu Dünya da sahip olduğumuz en değerli şey anneydi. Benimki anneliği biraz yanlış anlıyor olabilirdi ama o da onun stiliydi.

Aklıma nedense onu aramak gelmemişti. Cebimden telefonumu çıkarıp onun numarasını tuşlayarak odamın kapısını açtım.
Gördüğüm şey ile telefonum elimden kayıp gitti. Yere çarpma sesi beynimde yankılanırken ben şoka girmiş bir şekilde karşıma bakıyordum.

Kapının karşısındaki kitaplığımın önünde duran annem. Buraya kadar sorun yoktu. Sorun elinde tuttuğu turuncu defterdeydi. Bir kitap kapağının arasına saklamış olduğum defter.

Yıllarımı sakladığım defter bunları en son okuması gereken kişi tarafından okunmuştu. Ne kadarını okuduğunu bilmiyordum ama ilk sayfalarında olduğunu düşünmek istiyordum.

Birkaç dakika ben ona baktım, o da bana baktı. Aramızda bir sessizlik hakimdi. Girdiğim şoktan çıkmam da onun benden gözlerini çekmesiyle oldu. Hızlı adımlarla karşısına geçip defteri elinden çekip aldım. Az önce yakalanmış olmanın verdiği şaşkınlıkla duran annem şimdi bana öfkeyle bakıyordu.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?"

Bu ona sinirle ilk bağırışımdı. Son kez olmasını diliyordum.

"Bir de pişkin pişkin, ne yaptığını sanıyorsun sen diyor." deyip şakağını tutarak odanın ortasına yürüdü. Okumuştu bunun başka bir açıklaması yoktu. Tek aşkımı anlattığım satırları okumuştu.

"Nereye kadar okudun?" Keskin çıkarmaya çalıştığım sesim korku dolu çıkmıştı.

"Kendinden on yaş büyük birine aşık olduğunu yazdığın yere kadar."

O an beynimden vurulmuşa döndüm. Çok kötüydü be. Tüm hayallerinin bir ağızdan iğrenircesine çıkması çok kötüydü.

Konuşmak içim ağzımı araladım ama diyecek bir kelimem yoktu. Zaten gerek de kalmadı. Beni sivri sözleriyle yine susturdu.

"Ben seni nasıl yetiştirdim böyle? On yaş büyük biriyle nasıl birlikte olursun? O kadın nasıl müsaade ediyor buna?"

Sesi tüm evi inletirken elimi yüzüme kapatıp duvara yaslandım. Kadın diyordu. Sevdiğim adama kadın diyordu. En azından o kadar da okumamıştı. Hadi erkek olmasını geçtim, orada Baran adını görse kıyametleri koparırdı. Hatta Baran'ı polise bile şikayet ederdi. Sanki yaptığımız bir suçmuşçasına.

"Evli mi? Çocuğu var mı? Ya da evlenmiş boşanmıştır ha. Her gün adam gibi bir çocuğum olsun diye Allah'a yalvarıp durdum. Baban yokken ben yanındaydım."

"Anne yeter." dedim yüksek sesle.

"Yetmez. Her yaptığına sessiz kaldım buna kalmam!"

Duvardan ayrılıp ona doğru yürüdüm.

"Neyime sessiz kaldın? Arkadaşlıklarıma, konuşmama, yemek yiyişime, derslerime, saçlarıma, giyimime... Neyime sessiz kaldın anne?"

Elimi yakama atıp çekiştirdim.

"Boğuluyorum görmüyor musun? Artık nefes alamıyorum. Ne yapsam aşağıladın beni. Her hareketim gözüne battı, ama bir kez olsun konuşmadın benimle. Sevgiye muhtacım görmüyor musun? Senin vermediğin, babamın vermediği sevgiyi o veriyor diye ikimizi de suçlayamazsın.
Geceleri o kişi için göz yaşı dökerken sırf sen niye bu saate uyumuyorsun deyip de kızma diye yastıklara gömdüm acımı. Gelip sarılmadın bir kere. Oğlum nasılsın diye sormadın. Eğer sessiz kaldığın bir şey varsa o da benim anne. Sen benliğime sessiz kaldın. Beni tanımıyorsun bile. Oğlunun nelerden hoşlandığını, nelerden nefret ettiğini bilmiyorsun. Sen cidden çok sessiz kaldın!"

Kısılan sesimle birlikte gözümden iki damla yaş aktı. Ağlamam da gözüne batardı şimdi.

Annem kocaman açılmış gözleriyle bana bakıyordu. Onun ne düşündüğünü biliyordum. Bana kızacak, bağıracak ben de özür dileyip bir daha yapmayacağımı söyleyecektim.

"Tamam."

Sadece bir tamam mı? Başka bir şeyler söylemeyecek miydi?

"İstediğin gibi olsun. Bundan sonra sana karışmayacağım." diye devam ettirip yüzüme bile bakmadan çıkıp gitti odadan.

İçim ona söylediğim şeyler yüzünden acırken gözlerimden akan yaşlar ivme kazandı. Ayakta duramayacağımı anlayıp yatağıma yığılır gibi oturdum.

O bana karışmadan duramazdı ki. Yani öyleydi değil mi? Hala en sevdiğim insan o, en sevdiği insan ben iken benden uzaklaşmazdı.

Sadece sevdiğimi bildiği için yapmazdı bunu bana. Anlardı o beni. Eninde sonunda anlardı.

———

Bunu ciddi ciddi soruyorum. Hikayeyi beğeniyor musunuz?

Okunma cidden umrumda değil. Çok az kişi okusa da olur ama oy sayısının düşüklüğü beğenmediğinizin bir göstergesi bence.

Sizi seviyorum.💜(Lafın gelişi değil.)

Elephantorange.

Şahdamar [Texting]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin