———
Bir haftadır evimden annemden ayrıydım. Tamam Baran'la yaşamamda herhangi bir sorun yoktu, aksine evimde olduğumdan daha mutluydum ama annemi çok özlemiştim.
Onu defalarca kez aramıştım ama aramalarıma
cevap vermemişti. Sevdiğim için suçlu konumundaydım. Sadece sevdiğim için annemi kaybetmiştim.
Gözümden bir damla yaş saatlerdir izlediğim elime düştüğünde hızlı davranıp gözümü sildim. Baran beni böyle görürse üzülürdü. Sonra ben onu üzdüğüm için daha çok üzülürdüm.
Gözümü elimden çekip büyük bir dikkatle maç izleyen sevdiğime çevirdim. Her kaçan pozisyonda değişen yüz ifadesi az önce ağlayan ben değilmişim gibi yüzümde bir gülümsemenin oluşmasını sağladı. Ediyordu işte, beni her durumda mutlu ediyordu. Ben bu adamdan nasıl vazgeçeyim anne? Nasıl onsuz yaşayayım?
İzlendiğini farketmiş olacak ki maç devam etmesine rağmen yüzünü bana döndürdü.
"Neden maçı izlemiyorsun?" dedi bedenini geriye yaslayarak.
"İzleyecek daha güzel şeyler var."
İkimizin de aklına o anın geldiğini yüzümüzde açan gülümsemeden anlıyordum. O zamanlar az delirtmemişti beni.
"Baran?" dedim ona yaklaşarak.
"En sevdiğin renk ne?"
"Ne alaka?"
"Bence birbirimiz hakkında bir şeyler öğrenmeliyiz."
Aklım başıma gelince soracağım dediğim sorular belki de aklım onun yanındayken kullanım dışı olduğundan unutulmuştu.
"Hiç öyle enlerim yoktur benim."
"Bence siyah seviyorsun. Neredeyse bütün kıyafetlerin siyah."
"Olabilir." deyip kafasını salladı.
"Ben sana kendimden bahsedeyim o zaman."
"Sen dur." deyip parmağını dudağıma koyarak beni susturdu. "Ben söyleyeyim."
Sadece kafamı salladım. Benim hakkımda bildiği o kadar şey olduğunu da düşünmüyordum.
"En sevdiğin renk turuncu. Futboldansa basketbolu daha çok seversin. Sabahları müzik dinlemediğin tek bir günün geçmez. Nasıl sevdiğini anlamasamda en sevdiğin sebze karnabahar. Sonra..."
"Bunların hepsini nereden biliyorsun?"
deyip sözünü kestim.Sesimdeki şaşkınlık yüklü tınıyı engelleyememiştim.
"Bekle daha devamı var."
Hiçbir şey demeden devam etmesini bekledim.
"Kitap okumayı çok seversin. Ama son zamanlarda bir türlü okumaya fırsat bulamıyorsun. Film izlemeyi seversin ama en çok dizi izlersin. Bisiklet sürmeyi çok geç öğrenmişsin hatta ilk sürüşünde bir çam ağacına toslamışsın. Evde bir gitarın var ama çalmayı hiç denememişsin bile. Bunu sana öğretebilirim bak üniversitede az Akdeniz akşamları söylemedim."
Son cümlesiyle şaşkınlıktan açık kalan ağzımı kapatıp gülümsemeye başladım. Saçma detaylarına kadar bana dair bir şeyler biliyordu. Benim ise onun hakkında öyle çok bildiğim bir şey yoktu. Suç bende değildi ama. Baran hayatını kapalı yaşıyordu. Hatta bir sene öncesine kadar Sinan'la bile çok fazla iletişimi yoktu. Uzaktan seviyordum onu. İşine dair bile çok az şey biliyordum. Karakterini bilmiyorum diyemezdim ama sıradan şeyler bilgim dahilinde değildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Şahdamar [Texting]
ContoBilinmeyen : Şahdamar, şahdamar, şahdamar Bilinmeyen : Rengim sensin ahengim sen Bilinmeyen : Gökkuşağınım ben senin. Bilinmeyen : Şahdamarımsın, candamarımsın. Bilinmeyen : Anla artık tek aşkımsın. Bilinmeyen : Hayatımın tek pınarısın. Bilinmeye...
![Şahdamar [Texting]](https://img.wattpad.com/cover/139205473-64-k640690.jpg)